Çakalların uluması / Akın Olgun



İktidar cemaat kapışması dersaneler üzerinden sürerken “demokrasi” kavramı yine her iki yaka arasında yuvarlanmaya başladı. Her iki yaka da mazlumları oynuyor ama ellerindeki güçlerle aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyorlar. Bal börek birbirlerini ağırlayıp, sırtlarını pışpışlamalarına şimdilik ara verdiler. Oysa birlikte öldürüp, birlikte hukuk, yasa ve kara parapoganda pişirmekte çok hünerlilerdi. Şimdi bu hünerlerini birbirleri ham etmek için yarıştırıyorlar.

İktidardan iktidar peydahlamak her “Hizmet”çinin harcı değildir. “Hizmet”ten iktidar çıkarmış, iktidarın operasyonel aklı ve uygulayıcısı haline gelmiş olanlar,kafa atacak uzunluğa erişince fırsatı kaçırmazlar. Eğitimde kaç bakan harcadıklarını Başbakan’ın ağzından duyduk. “İri” İdris Naim Şahin’in, emniyet içinde cemaatin gücünü kırma operasyonlarını beceremeyince elinden alınan bakanlığın ardından köselenmiş suratını da sanırım kimse unutmamıştır.

Şimdi her iki yakanın yüzünde gergin mimikler var. Kaşıntı başladı ve kaşınmamak için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar artık kendilerine hakim olamıyorlar. İktidar kendisine bulaşan herkese bitini taşıyor çünkü. Şimdi bütün iktidar yancıları bitlenmiştir. Bu yüzden sırtlarını dayayacak yeni duvarlar aranıyorlar.

En acıklı durum ise ne cemaatle,ne iktidarla kötü olmak istemeyen ama bir seçim yapmak zorunda olan yancı gazeteci tayfasının durumu. “Birilerinin ekmegine yağ sürülmemeli”derken aslında kendi ekmeklerinin üstüne sürülen yağdan olma ihtimaline hayıflanıyorlar. Kimin bu savaşı kazanacağı belli değil ve kestirilemiyor ya, pek huzursuzlar. Birbirlerinin kirli çıkıları iç içe,kimin eli kimin cebinde, kimin ipi kimin elinde belli değil. Hal böyle olunca göğüslerine gere gere tavır koyamıyor, kem küm edip ortaya karışık yazılar attırıyorlar.

Bu tür iktidar çatışmaları bazen kaş yapayım derken göz çıkarma noktasına gelir ve hiç hesaplanmadan zincirleme bir kazaya yol açar. Dersanelerden , emniyet teşkilatına, emniyet teşkilatı’ndan yargıya ve bürokrasiye kadar hızla yayılır. Hesaplanmamış bir çarşı pazar kavgası, ipliği pazara taşır. Aslında istedikleri bu değildir ama ateş bozkıra düşmüştür bir kere.

Suç ortaklığında beraberler ama suçlarını üstlenmeye geldiğinde beraber olmayacaklar. Çukurlar açmakta, pusular kurmakta ustalar. İşte bu yüzden birbirlerinden korkuyorlar. Nasıl öldürme, yok etme, ve itibarsızlaştırma avcıları olduklarını yine en iyi kendileri biliyorlar. Dün kurbanlarını muhaliflerden seçiyorlardı şimdi kendi içlerinden seçecekler. Kamuoyu önünde birlikte aynı secdeye alınlarını koyacak ama el ayak çekilince birbirlerini boğazlayacaklar. “Hayır da şer de Allah’tan” olmaktan çıkıp, onların olacak.

Asla tatmin olmayan hırslarını daha fazla bileyecek, pastadan en büyük dilimi alabilmek için uzanan eli kesecek ve “şeriatin kestiği parmak acımaz” diyerek ne kadar adil olduklarını, adalet ve hizmet için çırpındıklarını yine ağlak ağlak sunacaklar. “Nankör”lük atışmaları köşe savaşlarında en çok kullanılan argüman olacak.

Bel aşağı, bel yukarı yer değiştirecek ve bizler onların, o ‘muhafazakar’ camianın yeni seçkinlerinin seviyesizlikte sınırlarını nasıl zorladıklarına bir kez daha tanıklık edeceğiz.

Kendi derin devletinizde ne fırtınalar kopacak göreceğiz.

Kurduğunuz bu hukuksuz, bu adaletsiz devletin sizi hiç prangalamayacagını düşünüyorsunuz ya ama işte yine yanılıyorsunuz.

Nadasa yatırdıgınız Ergenenekon’unuz dönüp dolaşıp önce size uğrayacak. En korunaklı duvarların arkasından tanıdık çakal ulumalarını duyacak ve ağzınız bir karış açık şaşa kalacaksınız.

Çünkü duyduğunuz ulumanın sesi size ait…

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler