Akın OLGUN/ Alişim


  • Gündem
  • 22 Şub 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

alisBöyle sesleniyordu Emel ana oğlunun ardından. Onun ne kadar yardımsever, vicdanlı ve duyarlı olduğunu anlatırken “Alişim” diyordu.

Ali’nin resimlerine bakıyoruz. Emel Ana’nın anlattıklarını dinliyoruz. Alilerin yokluğu içimizi ürpertiyor.

Çocuklarının resmini göğsünde taşıyarak yaşatan annelerin sesini duyuyoruz ve diğer tarafta “Kahraman polisimiz” diyerek öldürenlere destekle gürleyen o korkunç duygusuz sesi. Ne kadar çok acıtırlarsa, ne kadar çok yaralarlarsa, iktidarlarının o kadar devam edeceğinden emin kanatıyorlar.

“Başörtülü bacımıza saldırdılar” diyerek bağırdıklarında, öldürülen gençler için “ohh iyi olmuş” diyerek kenetlenecek binler olacağından emin, dizdiler yalanlarını. Öyle de oldu. Kötülük kollektif-leş-erek çullandı sokaktakilerin üstüne. Pala oldu, sopalı milis oldu, polisin arkasında ki yedek sivil güç oldu ve halk halkın karşısına çıkarılarak tarihin bilindik baskı ve kırdırma politikası devreye sokuldu.

El birliği ile örgütledikleri cinayetlerinin karşısına “başörtülü bacımıza saldırdılar” diyerek dikildiler. Ve şiddetlerinin ucuna geçirdikleri Kuran ayetleriyle sopalarını, palalarını linç için ellerine aldılar.

Şimdi bunun karşılığında iktidarın kendilerini koruması gerektiğini yazan Tejgerelik olmuş “gazeteciler” var ortalıkta. Hep birlikte linç ettikleri, katlettikleri, ölümlerini seyrettikleri gençlerin, devran döndüğünde kendilerini paramparça edeceklerinden dalgalanıyor ve iktidarın kıyısına vuruyorlar.

Emel ana iki elini havaya kaldırmış sesleniyor onlara ve onların destekçilerine “ben bu tertemiz ellerimle büyüttüm oğlumu. Bu elleri o katillere dokunarak kirletir miyim”

En güzel cevabı anneler veriyor. Binlerce kelime yazsanız acının birkaç cümlede özetlediği o bilge sözleri zor kurarsınız.

Şiddetin uygulanmasını başörtülüye ve başörtüsüze göre ayıran kuru kafaların dünyasında “insan” kimdir sorusunu sormanın karşılığı ve etkisi elbette ki yoktur. İktidar eliyle yaratılmış “entelektüel, aydın” kimliği içerik olarak düşünce soysuzudur.

“itaatse itaat, biatsa biat kardeşim” sözleri işte buralardan çıkıyor.

Kabataş kışkırtmasını başörtüsü üzerinden kurarak, kurgulayarak ve bunu psikolojik harp tekniği ile piyasaya sürerek dillendirenlerin rahatlığı da burada. Başörtüsünü siyasi tüketimlerine dönük olarak manipüle etmekten işte bu yüzden hiç çekinmiyorlar.

İktidarın neresinden tutsanız parça parça elinize geliyor. Bal kabağına dönüştüklerini artık gizlemiyorlar. İktidar kavgalarına kimi kurban vermek istiyorlarsa atıyorlar birbirlerinin önüne. Gücü elinde tutanların kendi muhafazakârlıklarına ihaneti böyle oluyormuş. “Asgari ücretle nasıl geçinelim. Açız aç” diyen vatandaşa, yüzünü arı sokmuş gibi konuşan İç işler bakanı Ala “Şimdi çok meşgulüz şeytan taşlıyoruz” diyerek cevap verirken, şeytan taşlama işine girişenlere ekmek var vaadini öne itekliyor. Şeytan’ın şeytanı taşlamasında ki ironi ne kadar da “manidar”

O şeytan halleri Roboski’nin üzerindeydi. Bombaladı. Kürt çocukları paramparça edilerek annelerin eteklerine dolduruldu. O şeytan karanlık bir sokaktan fırlayıp Ali İsmail’i buldu. Linç ederek katletti. O şeytan gaz fişeğini Berkin’in kafasına sıktı, onlarcasının gözünü çıkardı. Hamile kadını tekmeleyerek karnında taşıdığı çocuğunu öldürdü. O şeytan polisin eli, Başbakan’ın dili, ilişik gazetecilerin kalemiydi. O şeytan Gezi’de katlettikleri her gencin ölümümü karartmak için Adli tıp oldu, polis oldu, savcı oldu, hâkim oldu… Söz konusu devletin katlettikleri olunca, bütün şeytanlıklarını kullanıyorlar. Gaz fişeğini adaletin emanetinden alıp yerine av tüfeği fişeği koyacak kadar pişkin şeytanlar hem de. (Bkz Rafa kaldırılmış uçurtma /Gökçer Tahincioğlu /http://gundem.milliyet.com.tr/rafta-kalmis-ucurtma/gundem/ydetay/1837357/default.htm)

Hatta şimdi öyle şeytanlık dönemindekiler ki hepimizi şeytanlıklarına alet etmek için onlara inanmamızı, inanmazsak bunu zorla yapacaklarını söylemekten geri durmuyorlar.

Biz Ali İsmail, Ethem, Medeni, Atakan, Abdullah, Mehmet dedikçe onlar “başörtülü bacıma saldırdılar” diyerek bir kadını ortaya atıyorlar. Hem de psikolojik bir yem olarak.

Biz Roboski ve adalet dedikçe onlar “barış sürecini sabote etmek isteyen dış mihraklar” diyerek saydırıyorlar.

Ekoloji diyoruz onlar bön bön bakıp “kuşlar yolunu değiştirsin”, “ ne var ya keser gider başka yere ağaç dikeriz” diyorlar. Ne ekoloji, ne demokrasi, ne gelecek onların umurunda. Betonlara inanıyorlar. Kat kat beton yığınlarına. Her yer bu beton putlarla dolu. Bir de onları dikerken “en iyi Kürt ölü Kürt’tür” diyerek çağ atla-mış müteahhitlerle.

 

 akın olgun/ BirGün

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler