Akın Olgun/ “Az namussuz değilsiniz”


  • Gündem
  • 08 Eyl 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

10421350_1551789801709555_5269197724433091982_nGüzel kuyruğa girdik, iyi girdik, çok iyi girdik. Elini sıktık, güzel sıktık, çok iyi sıktık

AKIN OLGUN/ BirGün

“Güzel kuyruğa girdik, iyi girdik, çok iyi girdik. Elini sıktık, güzel sıktık, çok iyi sıktık. İyi tören oldu, güzel tören oldu, çok güzel tören oldu. İyi yedik, güzel yedik, çok yedik. İyi meyve suyu içtik, güzel içtik, çok güzel içtik. Şıktık, pek şıktık, çok şıktık. Güldük, iyi güldük, çok güldük. İyi Zafer kutladık, güzel kutladık, çok güzel kutladık…”

Zafer Bayramı resepsiyonu muhabbeti, ona buna gülümseyerek, onu bunu yandan dikizleyerek ve bir küçük tebessüm kapabilmek için boynunu dikleştirerek kasılanların bir araya geldiği “camiamızın seçkin” süslerinin ve seçkin olmayan ama kendisini oraya atmak için tırmalayanların birbirlerini yalandan ağırladığı “iyi, çok iyi, çok çok iyi” tekrarlı kelimelerin toplamından ibaret görüntülerle geçti ekranlardan.

Arkasına bağlanmış hırsızlık, yolsuzluk ve talan tenekelerinin gürültüsü duyulmasın diye canhıraş çalışıyor herkes. Hiçbir şey yokmuş, olmuyormuş, her şey güllük gülistanlık-mış gibi yapabilme hünerleri ile diziliyorlar sıraya.

Ellerini bir adım geriden uzatıp, hafiften boyunlarını kırıp, ayna karşısında çalıştıkları gülüşlerini suratlarına yerleştirip “büyüksün” duygusunu teslim ediyorlar.

Yalakalık artık zor bir iş değil memlekette.

Yeni de değil lakin, bu kadar yüzsüzce ortaya serilip, yapmayanın ayıplandığı bir dönem de olmadı. Hep içinde bir ayıp duygusu taşınırdı. Bu yüzden geçişler kademeli olarak yapılırdı. Kademeli yalakalık bir alıştırma süresi olarak işlerdi. Artık buna gerek duyulmuyor, eski ve “Yeni Türkiye’nin” girişimci ruhu olarak pazarlanıyor ve karakter satışları o kadar hızlı oluyor ki hızına yetişemiyoruz.

Sallabaş Başbakan’ın, ağzının tozuyla muhalefet partisine “edep, hayâ öğreteceğiz” diyerek homurdanması boşuna değil. Hele de kırk dokuz vatandaşının, kendi besledikleri katillerin elinde rehin olarak aylardır tutuluyor olmasına tınlamayan biri olarak siyasi “ahlak”I çok şık sırıtıyor.

Onlar yürüdükçe arkalarına bağlanan tenekelerin gürültüsünü duyuyoruz biz. Gürültü her gün daha fazla büyüyor. Onlar her “namus, edep” dediklerinde anlıyoruz ki bir teneke daha eklenmiş arkalarına.

Rüşvet aldığı çocuğu yaşındaki adamın altına yatmayı göze alacak kadar ahlaklı ve edepliler. Hırsızlıklarını helal içine sokacak kadar yüzsüzler ama en çok onlar bağırıyor “edep” diye.

Namus, edep denilince ilk akla kadınlar gelsin, kadınlar konuşulsun istiyorlar. Korkunç ahlaklı, korkunç namuslu erkeklikleri ile arka arkaya açıklamalar yapıyorlar. Kimse arkalarına bağlanmış tenekeleri görmesin diye kadının yırtmacını, dekoltesini, dondurma yemesini, tek başına tatil yapmasını en öne atıp çekilmiyorlar sadece, kadına dönük şiddeti, cinayeti de örgütlüyorlar. Sayılar duyguyu vermiyor ya, çok rahatlar.

Sokaktaki insanın deyimiyle “az namussuz değiller.”

Söz kulaklarına ulaşmadığı sürece sorun yok onlar için. Aradaki yalakalar sünger gibi emiyor her şeyi. “Öyle demek istemedi”ciler, “aslında şunu demek istedi”cilerin hepsi bu işi icra ediyor.

“Yeni Türkiye’nin devrimcisi” olarak, hırsızları işaret eden ve herkesin bu hırsızlığa entegre olması gerektiğine dair anal-iz pişkinliği yapanların ortak çıkarlarında toplum öğütülüyor.

“Bir beş, on yıl daha gider bu iktidar” hesaplarından o kadar eminler ki ayaklarını hiç gazdan çekmiyorlar.

Oysa Türk siyaset tarihi birden olup, biten ve yeniden şekillenen acı hikâyelerin tarihidir. Bundan beslenen ve tükenen bir hesap, alttan alta işler durur. Gerçek bir dönüşüm değil, çakma dönüşümlerin oyuncusu olanlar da, kurdukları bu çakmalığın kurbanları olurlar. “Dönüşüm, değişim” diye diye hırsızlıklarını kurumlaştıranları bekleyen son, bundan farklı olmayacak. Bu şekilsizliklerin faturası bir gün önlerine konulacak. Her şeyin bu kadar çakma olduğu bir ülkede farklı bir hikâye şekillenemez.

Önünüzde sıraya girenler, alkışlayanların hepsi “bunlar da az namussuz değilmiş” diyerek tanıklık yapacaklar karşınızda. Kurduğunuz bu sistemle çok can yaktınız, aynı sistem sizin de çok canınızı yakacak bilesiniz.

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler