Akın Olgun/ Beş kuruşluk adamlar (BirGün)


  • Gündem
  • 11 Ara 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesAhmet Kaya’nın sesini duyuyorum, “Satarsın ulan satarsın açılmamış gonca gülü” diyor.

İnsanın içini kabartıyor sözleri. “Korkmak insani bir duygudur, korktum” demişti zat. Paris’te Ahmet Kaya’nın iki çift muhabbet özlemine yanaşmamış, duymamazlıktan gelerek sıvışmış bir deliğe. Ahmet aramızdan ayrıldı. Yüz binler uğurladı onu. Helal etti herkes hakkını. Geriye “dostlarıma bir sistemdir” dediği sürgün notalı sesi kaldı.

“İnsani duygu” içine koyup korkusunu, üzüntü gösterisine çıkan Yavuz, hırsız ev sahibini bastırarak, toplum vicdanında affedileceğine sığınmış, işi bitince yine hızla sıvışmıştı. Korkmak, evet insani bir duyguydu. Onu kullanıp alçalmanın dibine vurmak ise bilinçli bir tercih. Onun tercihlerinden anladık ki, güce yaltaklanmakta hep pek cesur. En önde koşuyor ve kadraja girmek için arkalardan öne doğru atılıp yapışıyor eline, hayır hayır yapışmıyor, yakınlıklarını hissettirmek için kenetleniyor adeta. Güç ile çiftleşme, ekranlardan canlı izletiliyor. Gücün yüzünde kocaman bir tebessüm, kendisine uzanmış ve eline yapışmış bir zavallının okşuyor yanağını ve “göster bakayım gıdığını yavrum” havasıyla çekiliyor kenara. Tutunuyor mikrofona zat, temizleyip boğazının pasını, icra ediyor makamını.

Çok cesur zat. Hiç korkmuyor. Muhabbetse muhabbet, sözse söz. Hatta cesarette hızını alamayıp Berkin’i doluyor ağzına. Ölüleri diline dolmakta da pek cesur. Berkin’in yuhalatılmasının nasıl “insani” bir tepki olduğunu yuvarlıyor ağzından. Ağzı büyük, kocaman ve çenesi bir sırtlanınki kadar güçlü mü güçlü, seriyor Berkin’i yere ve etinden kopardığı parçalarla, sıkıştırıp kuyruğunu bacaklarının arasına giriyor inine sarayın.

“Sizde, onda olan t.şak var mı?” diye soruyor bir diğeri. Gözlerini fıldır fıldır çevirmenin bir zeka belirtisi olduğundan emin, hop oturup hop kalkarak, yırtık donundan fırlayan iki topunu koyuyor orta yere. Erkeklikleri söz konusu olunca da pek cesurlar. Tartıp avuçlarıyla toplarını, ağırlıkları kadar karakter çekiyorlar.

Ama durun bakalım beyler!

Yok öyle, “insani” falan filan diyerek bir çocuğun mezarına sinsice saldırmak, koparıp etinden saraya sığınmak. Muktedir okşasın diye başınızı, sunmayacağız size çocuklarımızın kellesini.

Satın kendinizi; kemiğinize, ciğerinize, dalağınıza, bağırsaklarınıza kadar. Nasıl olsa boş bir çuval haline geldiğinizde, doldurup içinizi samanla, korkuluk diye dikecekler kendi tarlalarına ve o gün çocuklar ceplerindeki bilyelerini sapanlayıp eğlenecekler doldurulmuş bedenlerinizden çıkan o “tok tok” sesleriyle.

Satın, daha çok satın kendinizi. Gelmişinizi, geçmişinizi, geleceğinizi. Bedenini satan sokak fahişeleri parmakla gösterecekler sizleri. Biz zorla, açlıktan; bunlar gönüllü, zevk için diyerek lanetleyecekler yaptıklarınızı. Pezevenkler, bakıp size şapka çıkaracaklar.

Satın, daha çok satın kendinizi. Acıları, yaşanmışlıkları, hatıraları, anıları, dostlukları… Yüzünüzün geçtiği her yerde tükürecekler suratınıza.

Şimdi bir zamanlar elini sıktığınız insanlar ellerini defalarca yıkıyorlar, sarıldıklarınız kokunuz sinmiştir diye, giydiklerini atıyor çöplere. İnsanlar sizlerle kurdukları anılarını, duygularını, hatıralarını hiç yaşanmamış gibi kabul ederek siliyorlar hafızalarından.

“Beş kuruş”luk adamlar deniliyor artık sizlere. İsminizle yapılmayacak artık sohbetler. Her “beş kuruş”dendiğinde, akla ilk siz geleceksiniz.

Gülsüm ana söyledi…

Biz, not düşmek için yazdık sadece.

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler