Akın Olgun/ Bir travmanın adı, ‘değerli yalnızlık’


  • Gündem
  • 06 Eki 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

BwCE8cuIcAAddkh-260x145“Ortadoğu’da artık bizden habersiz yaprak kımıldamıyor” sözü Davutoğlu’na ait

AKIN OLGUN/ BirGün

“Ortadoğu’da artık bizden habersiz yaprak kımıldamıyor” sözü Davutoğlu’na ait. Onun dış politika üzerine yaptığı Meclis konuşmalarını bir araya getirirseniz, Osmanlı yeniden kurulmuş duygusuna kapılırsınız. Ayakucu ile kalkıp inen ses tonu, AKP sıralarından yükselen alkışlar ve kaybolan gerçeklik duygusu…

Dış politika büyük bir travma geçiriyor. Bu travma hızla ekonomiden siyasete ve tabana doğru yayılıyor.

Elde sıfır kalmışlığın ve içine gönüllü girdikleri bataklığın ağır faturası ile boğuşuyorlar. ABD tarafından sürekli yalanlanan açıklamalar da bu travmayı tüm dünyaya açık ediyor. Daha tehlikeli olan ise, savaş çığırtkanlığı ile iç siyaseti baskı altına almanın, bir savaş hukuku kurmanın ve tüm muhalif kesimleri bu savaş hukuku içinde sindirmenin planları yapılıyor. Çünkü dışarıda yalnızlaşanlar hızla içeriye kapanır ve kaybetme korkusu ile zapturapt siyasetine daha fazla sarılır. Her çıtırtı onların kaybetme korkusunu büyütür.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Psaki’nin Suriye’ye kara harekâtı için “Muharip kara gücü koymak gibi bir planımız ve niyetimiz yok” açıklaması ve ardından Erdoğan’ın, görüşlerinin önemseniyormuş gibi yapmasına dair “Sanıyorum kendisinin konuşmaları meseleye daha fazla angaje olmak istedikleri konusundaki arzusunu açıkça ortaya koyuyor” diyerek, Erdoğan’ın kraldan daha kralcı olmasını tiye alan sözleri açık bir güvensizlik ve mesafe tarifi yapıyor. Erdoğan’ın dış politikada bir zafere ihtiyacı var ve bunun eline verilmesini bekleyen ama bir türlü alamayan bozgun hali, bir çöküşün ayak seslerini veriyor. İşte bu yüzden savaş hukuku, savaş hali teorisi, içeride yükselecek muhalefeti sindirerek kendisine bir koruma duvarı örmeye çalışıyor.

“Benim önümü bir açsan, bir yol versen abi” repliği ile sıraya dizilmişler. Ortadoğu’nun boy ölçüsünü almaya çalışmalarından belli zıvanadan çıkmışlıkları.

“Değerli yalnızlık” dedikleri saçmalığı doğru bildiği yoldan şaşmama gibi sunan o döküntülük, artık parça parça ele geliyor. İş dünyasından, sanatçısına, akademisyeninden, yazarına kadar sirayet eden bu döküntülük, virüs gibi yayılıyor. “Dangur, dungur dalma” halindeki tırsık kabadayılıkları, yürüyüşlerinden dillerine, giyimlerinden kalemlerine yansıyor.

İslami düzen fikrini, tüm kurumların içine yedirerek, her itiraz edene “edep” dersi çekerek, “iman” dolu sermayenin ve ona secde edecek bağımlı bir toplum yaratmanın, siyasi bir yatırım olduğuna inanmış o kabalık; ne tarih, ne toplum, ne de politika okuması yapabiliyor. Hızla tükettiler, hızla yok ettiler, hızla körelerek sığlaştılar. Bu sığlık, güç ile birleşince daha korkunç hale geldi.

Aldıkları her karar, hayata geçirdikleri her politika, attıkları her adım “değerli yalnızlık” dedikleri hödüklüğü ele verdi. Bir güç nasıl yok edilir, nasıl yoldan çıkarılır, nasıl heba edilir ve nasıl ahmaklaşılır dersleri kaldı geriye ve en önemlisi tepetaklak olduklarında, düştükleri durumun acıklı vahametini kendilerinin seyredecek olmaları.

Rüzgâr artık tersten esiyor. Yazmıştık, hayat sizin istediğiniz gibi akmaz diye. Hayatı dizayn etmeye çalıştıkça savrulursunuz ki, “Her şeyi kontrol ediyorum” dediğinizde zaten baştan bitmişti sizin hikâyeniz. Tıpkı “süreç” dediğiniz ve içini boşalttığınız barış gibi.

Kürt meselesi, iç politikadan daha çok dış politikanın bir parçasıdır biliyorsunuz. Bir “süreci” yönetebilmek iç ve dış dinamikleri doğru değerlendirmekle mümkündür. Dış politikada kaybederseniz, içeride huzuru kuramazsınız. Ha bugün, ha yarın diyerek, huzursuzluğun karşısına “süreç” kozu sürerek, Kürt muhalefetini Batı’dan koparma, parçalama siyaseti güderek yürüttüğünüz o çok akıllılığınız, dünyadaki gelişmeleri yorumlayamayan dar kafalılığınızın bir başka sorunu olarak duruyor önünüzde.

Sersemlemiş bir hat üzerinde sarhoş naraları atarak, kıra döke ilerliyor iktidar. Batı artık tınlamıyor. Görünen o ki, sizin boyunuzdan büyük şımarıklığınızdan oldukça sıkılmış durumdalar.

Sadece onlar değil, içerisi de öyle.

Yaptırdığınız sarayda “değerli” yalnızlığı çok daha fazla hissedeceksiniz. Kendi ayak seslerinizden ürkecek kadar hem de…

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler