Akın Olgun/ Bu can yarası…


  • Gündem
  • 24 Şub 2015
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

10485885_1037339022948387_8862485149665717736_nKâfi gelmiyor hiçbir söz, hiçbir dokunuş, hiçbir cümle dindirmiyor içimizi. En masumlarımız öldürülüyor. Bakın ve görün ki ölenlerimizin ortak yanıdır masumiyet.

Ve hayatı çakallaşarak yaşayanlara ve duygularını yatırım hesaplarına dönüştürenlere bakın. Arsızca taptıkları gücün paçavraları olmak için girdikleri kuyruğun uzunluğuna da. Nasıl da kemiriyorlar birbirlerini. Hepsi, ağızlarında bir diğerinin kokuşmuşluğunu taşıyor. İçlerinde ölü besleyip yaşıyormuş taklidi yapıyorlar.

Korkuyorlar, çok korkuyorlar. Korku ile yaşamanın azabı sarmış yüzsüzlüklerinin çehresini. Ne konuştuklarının, ne anlattıklarının, ne savunduklarının ruhu var. Ne yapsalar olmuyor, dinmiyor sokaklar. Bastırdık, sindirdik dedikleri yerden yükseliyor yeni bir çığlık ve çığlıkların etrafında toplanan insanlar, her defasında inatla çoğalıyorlar, inatla…
Çok canımız yanıyor, öyle yanıyor ki aştık acının eşiğini. Acı ki bir kalıba sığmaz, taşar mutlaka. Bazen bir ağaç olur, bazen tek bir zeytin dalı, bazen bir park, bazen katledilen bir kadın, bir çocuk, bir kar topuna sızan ılık bir kan buharı…
Üstü örtülecek bir duygu değildir acı. Mutlaka dokunur bir başkasının omzuna, tutar elini, siler kendi elleriyle hiç tanımadığının gözyaşlarını ve hayatı yeniden kuracak bir masumiyet, yürekten yüreğe ilmik ilmik örülür. Gün olur, bir annenin sesi, sizin alkışlara boğduğunuz gücünüzü bastırır. Bir çocuğun ölü bedeni ayaklanıp üstünüze yürür. İşte o gün katlettiklerinizi görürsünüz. Irzına geçtiklerinizi, boğazını, bileklerini kestiklerinizi ve kar topu sevincine akıttığınız kanın sahiplerini bulursunuz karşınızda. En çok korktuğunuz şey gelir başınıza.

Güç, elinizde ufalanıp ayağa düşer.

“Siz ayaksınız, biz baş” diyen o günleri hatırlarsınız, hatırlıyorsunuz, hatırlatılacak elbet. “Kesin sesinizi” diyerek tecavüzcülerin yüzünü yalayıp temizleyen o dilinizi hatırlarsınız, hatırlıyorsunuz, hatırlatacağız elbet.

Sanatçısından aydınına, siyasetçisinden akademisyenine, yazarından gazetecisine kadar, düşkünlüğün ve alçaklığın dibine vuranlar, bilesiniz ki bugünler geçer ve o gün geldiğinde, Gezi’ye bakıp “ilk üç günden sonra” diye başlayan ve yaltaklanan sözlerle, iktidarın koynuna kendini atanlar hatırlarsınız, hatırlıyorsunuz, hatırlatacağız elbet. İbretlik öykülerinizi yazacağız ve puştluk örneği olarak çocuklara sizden örnekler vereceğiz ki, masumiyeti katledenler bu kadar rahat olamasın.

Çok canımız yanıyor, öyle yanıyor ki ellerimiz tutuşuyor, gözlerimiz kan çanağı, dudaklarımızda dişlerimizin izleri, kabuk tutmuyor yaralarımız. Kaybettiğimiz gözümüzü, kesilen kolumuzu, panzerlerin altına sürüklenen çocuklarımızı, cezaevlerine doldurulan arkadaşlarımızı, linç edilen gençlerimizi, her gidenin ardından yeniden yeniden hatırlıyoruz ve sadece biz değil, o gün geldiğinde çıkarttığınız gözümüzü, kestiğiniz kollumuzu, kanlı çocuk elbiselerini koyup önünüze, insanlık suçlarınızı teşhir edeceğiz. O gün çok kalabalık olacağız, hem de çok…

Hiç olmayacak-mış gibi yapmalarınızdan erdiğiniz huzur bitti. Huzursuzsunuz artık. Yukarılara çıktıkça, kalabalıklar ne kadar da uzak ve küçük görünüyordu değil mi? Şimdi kendinizi kurtarmak için tırmanıyorsunuz direğin en tepesine ama tırmandıkça daha çok sallanırsınız. Büyük olur düşme korkunuz ve biz biliyoruz ki düşmemek için önce en yakınınızdakini atacaksınız aşağıya. Hikâyenizin sonuna gelindi ve artık tat vermiyor anlattığınız masallarınız. İçinde ne insan ne de aşk vardı. Önce onları yok ettiniz, mesele insansız ve aşksız da yaşanır sanmalarınız değildi sadece, arzularınızın ve sevişmelerinizin de metalaşmasıydı aynı zamanda. İşte bu yüzden duygusuz ve hissizsiniz ve yüzünüz buz gibi, teniniz ölü solgunu…

Çok canımız yanıyor, öyle yanıyor ki gerçeği hatırlatıyor bize.

Biliyoruz hiçbir direniş, hiçbir itiraz, isyan bedelsiz büyümüyor. Duyuyor musunuz, her sokak başında insanlık sahipleniliyor.

Elimizdeki en büyük silahımız bu.

(BirGün gazetesi)

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler