Akın OLGUN/ Good Morning Türkiye


  • Gündem
  • 20 Oca 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesHer sabah yeni bir operasyon, gizli belgeler, ses kayıtları ile uyanıyoruz. Taraflar kendi istedikleri algıyı yönetmek için psikolojik harp yöntemlerini dibine kadar kullanıyorlar. Pespayelik yarışını kim önde götürürse savaşı o kazanacakmış gibi bir halleri var. Her sabah daha da kirlenen bir ülke ile uyanıyoruz. Siyasi fotosentez çalışmıyor çok uzun zamandır. Nefes alamıyoruz. Oysa demokrasi bir siyasal fotosentez olayıdır. Toplumun nefes alabileceği özgür ve güvenli bir havanın oluşturulup korunmasıdır. Böyle bir dert var mı? Hayır.

Oysa Gezi ile patlayan “boğuluyoruz” isyanı bu mesajı veriyordu. İçinde derdi olan herkes vardı. Dünyaya taşınan etkisi doğru okunmak yerine, “faiz lobisi” buluşu ile eli sopalı seçmen göreve çağrıldı. Londra’da patlayan siyah isyanına karşı “eli sopalı Türkler” manşetiyle “kahramanlar” çıkaran o manşetleri hatırlayın. “Dükkânlarını korumak” için Türkler sopaları eline almış ve objektiflere pozlar vermiş ve daha da önemlisi İngiliz basınının bir kısmı bu duruma alkış tutmuştu. Oysa bu durum Negrofobik ortaklıktan başka bir şey değildi. Eli sopalı Türkler İngiliz toplumuna örnek olarak sunuluyor, Türkiye’de ise bu durum şaşalanıyordu. Siyahların hakkından Türkler geliyor böbürlenmesi Londra’ya ulaşıyordu.

Gezi isyanı patladığında eli sopalı “Türkler” yine sahnedeydi. İktidar tarafından sokağa çağrılmış ve hadlerinin bildirilme emri en tepeden aşağıya talimat olarak indirilmişti. Ali İsmail Korkmaz bu talimat ile eli sopalılar tarafından linç edilerek katledildi. Her yerde eli sopalılar polis ile birlikte gösterici avına çıkmıştı. Korkunç bir “iç düşman” propagandası işlemeye başladı. Antisemitik göndermeler konuşmaların arasına yerleştirilerek aşağıya boca edildi. Bu işin arkasında “ İsrail var, Yahudi lobisi var, Batı ajanı kışkırtıcılar var” imaları dörtnala koşturdu. İngiltere’de yaşanan siyah isyanına karşı Negrofobik cephe ile bizim topraklarımızda Antisemittik refleks arasındaki bağ hiç de birbirine uzak değildi.

Neden?

Davutoğlu büyükelçileri toplamış “derin” konuşma yapıyor. “Ermeni Terör örgütü ASALA” diyor, “bayrağımızı her yerde dalgalandırmaya devam edeceğiz” diyor ve ekliyor “şerefsizler ne yaparlarsa yapsınlar bu milletin şerefini ayakta tutacağız” Ne kadar tanıdık şişkin cümleler değil mi? İçinde ne ararsanız var. Öncesinde üzerinden bilerek atlanan bir haber ise sonradan düştü önümüze. Paris’te Suriye’nin dostları toplantısına katılan Davutoğlu ile ABD Dış İşleri Bakanı Kerry basının karşısına çıktılar. “Türkiye, ABD ve iç siyasete dair birkaç şey söylemek ister misin bilemiyorum yoksa ben mi söyleyeyim?” sözünün arkasındaki o huzursuz edici zorlama ve Davutoğlu’nun “sen bahset, gerek olursa ben de anlatırım” yanıtı arasındaki üçüncü sınıf eziklik…“Şeref” üzerine neden bu kadar vurgu yaptığını anlıyor insan. Arkasından büyükelçiler toplantısı ve en önemlisi ise konuşmasındaki “Ermeni Terör örgütü ASALA” vurgusu. Ermeni ile ASALA’yı yan yana kullanarak düşman algısına yapılan gönderme. El-Kaide ve İHH baskını ve Hakan Albayrak’ın “bu işin arkasında İsrail var” imasını ve benzerlerini de yan yana koyun ve toplayın, karşınıza Antisemitik kafalar çıkar. Bu kafalardan da bir demokrasi çıkmaz.

Şimdi aynı dil ve refleks iktidar ile cemaat arasındaki kavgada da kendini gösteriyor. Birbirlerine karşı kullandıkları dil, saldırı yöntemleri ve kullandıkları araçlar daha düne kadar Gezi’yi bastırmak için kullandıkları dil ile aynı. Ergenekon, Balyoz ve Oda Tv davasında kullandıkları manşetler ile birbirlerini vurdukları manşetler aynı. KCK operasyonlarında “paralel bir yapıya izin verilemez” diyerek başlattıkları siyasi kıyım ile bugün yaptıkları iç kıyım aynı. 28 Şubat medyasını kara bir leke olarak konuşanlar ile bugün onları aratmayacak manşetler atanlar yine aynı. “inlerine gireceğiz” açıklamasını genelde asker yapardı, şimdi başbakan yapıyor. “Terörle mücadele” adı altında kullanılan ezberler şimdi kendi iç savaşlarının en önemli ayağını oluşturuyor. Dünün sevgi böcükleri , bugün birbirlerini sokmak için kuyruklarında sakladıkları zehir torbalarını çıkarıyorlar. Dün Cemaat ile iktidar arasında çatışma var diyenlere “ne alakası var canım, nereden uyduruyorsunuz” diyerek çıkışanlar, “Gelin bugün özeleştiri yapalım. Samimi olarak yanlış yaptık diyelim” diyerek, ‘’tükürdüğün nasıl yalanır’’ın muhteşem örneğini sunuyorlar. “Che katildi” diyen zekâ pırıltısının özeleştiri mantığı böyle olur tabi ve dil düşerç “Cemaatin kucağına oturmuşsunuz” derkenki belaltı “oturtmalar”, bol kucaklı göndermeler iktidar- cemaat çatışmasının ahlakını ele verir.

O kadar çok insanı ve çevreyi kırıp döküp, ezdiler ki yanlarına kendilerinden başka kimse yaklaşmıyor.

Mesele şu ki “yetmez ama evet” diyecek kimse kalmadı ortalıkta. Onlar da birbirlerine “Let’s Go Cengiz, Ali, Murat’ diyerek hızla uzaklaşıyorlar.

Akın OLGUN/ BirGün Gaazetesi

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler