Akın Olgun/ Hayat Boşluk Tanımaz


  • Gündem
  • 17 Mar 2015
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

gezi_sehitleri_by_bloodybarbarian-d7ahkwuHasan Ferit Gedik, devletin sırtlayıp mahallelere taşıdığı mafya tetikçileri tarafından katledildi. Devrimcilerin kurduğu mahallelerde, polis koruması ve işbirliği içindeki uyuşturucu çetelerinin serbestlik kazandığını bilmeyen yok ama meseleyi guruplar arası bir hâkimiyet çatışmasıymış gibi sunan ve bunun üzerinden çetelerin durumunu “meşru müdafaa” algı pazarlaması içine sokup haberleştiren özel yetkili gazeteciliğin, çetelere kazandırdığı “mağduriyet”, mahkeme salonunda sanıkların dilinden sarkacak kadar uzadı.

Her duruşma, katilerinin tehditleri, saldırıları ve “ya Allah bismillah” sloganlarıyla sonlanıyor. Avukatlara “sizi öldüreceğiz” diyerek tehdit edenlerin, ‘’mağduruz” gösterileri ile son buluyor. Rahatlar, fazla rahatlar ve bu rahatlığı onlara kim veriyor sorusunun cevabında gizli her şey.

Mafya ve devlet ilişkisi üzerine çok yazıldı çizildi. Mesut Yılmaz’ın burnunu eline vermekten tutun, katliamlar, cinayetler, tehdit, iç, dış operasyonlar vb kadar, bütün resmi kirliliğin çok kullanımlı araçları olarak, devlet içinde varlıklarını hep sürdürdüler. Şimdilerde yeni görünümleri “iş adamlığı”.

Hayat boşluk tanımaz, bu bir gerçekliktir. Mücadelenin yükseldiği ve düştüğü dönemlerde, mafya her zaman bir araç olmuştur. Mücadelenin yükseldiği dönemlerde “milliyetçilik” sosu ile sivil faşistler devreye sokulmuş, ivmenin düştüğü dönemlerde ise boşluğu hızla doldurmak için ellerinde torba, mahallelere yönlendirilmişlerdir.

Saygı Öztürk gibi adamların televizyon programlarında mafya ağırlayıp, “büyük Türk düşünürü” edasıyla pazarladıkları o günleri hatırlayanlarınız vardır. O günden bugüne değişen bir şey yok. Kendisi de, ağırladığı mafyacığı da hala sözcü-lük yapıyor.

Hasan Ferit’in annesini mahkeme salonunda tehdit edenler ile mahkemeye gelenleri çivili sopalarla karşılayan polis arasındaki bağ, Hrant’ı katlettirip, sonra eline bayrak tutuşturup yanında poz veren polislerin cinayetle olan bağı ile aynıdır.

Davanın yeterince sahiplenilmemesi, sahiplenil-e-memesi, Hasan Ferit’in katillerine “meşruluk” duygusu veriyor. Sahiplenme azaldıkça, dilleri coşuyor, ağızları büyüyor, besiye çekilmiş bir haklılık duygusu kazandırıyor. Mahkeme salonunu “iyi yaptık” havasına sokan duygu buradan besleniyor. Çok konuşulmasa da, yan yana gelmekten, durmaktan kaçınan insanların uzaktan seyrettiği ve hayıflandığı bir dava olarak “ilerliyor”. Annenin, her duruşma öncesi davaya çağıran o sesi, sosyal medya üzerinden yayılsa da, çoğul bir karşılık bulmuyor.

Ama unutmayın, bir annenin sesi yitikleştiğinde, duyulmaz hale geldiğinde, bir tek kaybedeni olmaz. Herkesin sesi kısılır, birbirimizi duymaz, anlamaz, hissetmez oluruz. Boşluğu, katillerin sesi doldurur, iğrenç gülüşleri, kahkahaları nefes aldığımız her yeri işgal eder. Ne ekmeğin, ne tuzun tadını alırsınız. Tekmelerler sofranızı, çayınızı devirirler, simidinizi çalarlar elinizden, ezerler çocuğunuzun oyuncağını, sevgilinin çiçeğini. Sesinizi çıkaramazsınız. Çünkü hayat boşluk tanımaz, siz doldurmazsanız, katiller mutlaka yerleşir içinize.

Çetenin “senin oğlunun ne işi vardı o mahallede” diyerek höykürdüğü o soru ile öldürülen bir kız çocuğu için ailesine “ne işi vardı o saate kızınızın dışarıda” diyen Emniyet Müdürü’nün doldurduğu boşluktan bahsediyorum işte.

Ölen işçiyi suçlayan, öldürdüğü çocuğun annesini yuhalatan, hakkında dava açan, tecavüz edilip katledilen kız çocuğunun ölü bedenine dil uzatan o boşluktan bahsediyorum.

Vahşi katilleri “öfkeli çocuklar” diyerek kollayan, madenci yakınını yerde tekmeleyen, Cumhurbaşkanı’na hakaret etti diyerek bir gece yarısı evinden alıp emniyete çeken, Berkin’in anıtına saldırtan boşluktan bahsediyorum.

“Vurmayın öldüm” diyen Ali İsmail’i sopalarla linç edenlerden, bir çocuğun bedenine yaşı kadar mermi doldurulanlardan, “ne çocuğu, kaçakçı onlar kaçakçı” diyerek Kürt köylülerini paramparça edenlerden bahsediyorum.

Demem o ki;

Hayat boşluk tanımaz, biz doldurmazsak mutlaka kanar kartopu yeniden.

(www.Jiyan.org dan alınmıştır)

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler