Akın OLGUN/ Nasıl anlatmalı seni çocuk?


  • Gündem
  • 12 Mar 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

akinolgunŞimdi gündemden uzak bir yere düşelim. Ölü bir kız çocuğunun yanına.
19 yıl geçmiş aradan.
Yani yıllar devrilmiş ardı ardına. 13 yaşında kalmış yoksul bir Kürt kız çocuğu yatıyor yerde.
Aradan 19 yıl geçmiş.
Savcının otopsi raporunda tarif ediliş hali ile “1.30 cm boylarında 45 kilo ağırlığında, 13-14 yaşlarında, kumral saçlı, buğday tenli, kahverengi gözlü, bakire, tam teşekkül bir kız çocuk cesedi olduğu görüldü. Üst kısmında açık kahverengi gömlek, onun altında beyaz renk iç çamaşırı olduğu, alt kısmında karışık renkli etek, pembe eşofman olduğu, ayaklarının çıplak olduğu, her iki ayağının yanında da terlik olduğu görüldü…”
Ve hemen yanı başına konmuş bir Kalaşnikof ile resmi çekilmiş Fatma’nın.
Höpürdettiğimiz çay saatleri arasında, önce asker cenazelerini ve onların ardından ağlayan anneleri, çocukları seyredip, arkasından “ölü ele geçirildi”, “imha edildi” denilerek yan yana dizilmiş cesetlere bakıp, “ohh” çekerek milli boşalmalar yaşadığımız yıllardan kalma bir resim.
“Ölü ele geçirildi” kaydının, çoğrafyamıza en çok düştüğü yerden yani o çocuk.
Pembe eşofmanlı bir çocuk “terörist”. Eşofmanın üzerine geçirilmiş bir etek, kahverengiye çalan bir gömlek, bir de bir çift terlik bütün ganimeti. Hemen yanına bırakılmış bir Kalaşnikof ile bitirmişler işi. Herkesin inanacagından emin cinayetlerini öylece orta yere bırakmışlar. Nasıl olsa kimse ilgilenmeyecek eminler.
O yıllar, vurdum duymaz arsızlığın yüreklere oturtulduğu yıllardı. Her kirliliğin, suskunluğun ve kabullenişin bir geçmişi vardır ya işte o geçmişten günümüze bu suçları bir miras olarak taşıdı herkes. İçimizde sallanan devlet bekası, yaşanılan her acıyı, her haksızlığı, her suçu, her çirkefliği, her cinayeti akladı.
Bilmediğimiz, tanımadığımız acılar üzerine ahkam kesen entellektüelliği ise hiç bırakmadılar elden. Hâlâ da bırakmıyorlar. (Çok solcu, çok demokratız, hem de Denizleri, Mahirleri anıp, Kemal Pirleri, Mahsum Korkmazları ağzımıza almayacak kadar.) Düşüncelerimizin üzerine sinmiş o milliyetçi kokudan bir türlü kurtulamıyoruz.
Fatma’nın hikâyesi aradan geçen 19 yıl sonra çıktı açığa. Binlerce yaşanmış acının içinden sıyrılıp, gelip koydu resmini önümüze. Görün, hissedin, anlayın, düşünün der gibi bağırıyor o resmi. Gözlerimi alamıyorum masumiyetinden. İçine doğru çekiyor. Bu acıyı hissedin, beni, bizi unutmayın der gibi… Geride kalanlarla vedalaşamamış, günahsızlığını anlatamamış bir hoşçakalın demeye vakti bile olmamış Fatma’nın. Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Çalpınar köyünün toprağına uzatılıp çekilmiş resmi. Resim donmuş, terörist tespiti yapılıp tozlu raflara kaldırılmış  lakin ölümü bile kayda düşürülmeyecek kadar değersiz sayılmış.
Gezi’de hayatını kaybeden gençlerin acısıyla tanıdık aslında başkaların acıları. Her Cumartesi kaybedilen çocukları arayan Cumartesi annelerinin yanından korkarak geçiyordu binler.“Yine bağırıyorlar” diyen binlerce insandan biriydik belki de. Gezi’de hayatını kaybeden çocuklarının ardından evlat acısına dayanamayarak ölen anneleri duyduk. İçimiz paramparça öfkelendik. Aynı topraklarda öldürülen çocukları, hiç yaşamamış gibi kabul eden yanımız ayırıyordu bizi aslında birbirimizden. Şimdi yeniden acılarımızı birbirimizden uzaklaştırıp ayrıştırmak için çabalıyorlar. Roboski’de katledilen çocuklar ile, Gezi’de katledilen gençleri yan yana getirmemek için her türlü pespaye cümleleri kuruyorlar. Ali’ye sahip çıkıp, Roboski’de katledilenleri “katır, eşek” metaforu ile anlatıyorlar. Alkış istiyorlar buna. Daha çok alkış.
Ali’nin, Fatma’nın elinden tutmasından korkuyorlar.
“En iyi Kürt ölü Kürttür” diyen devletin mütehhitleri ile aslında aynı kafayı ve duyguyu paylaşıyorlar ve öfleniyorlar barış denilince. “Şimdi sırası mı bu Kürtler tırsak davranıyor” atarlanması ile “bakın AKP ile iş tutuyorlar” propagandasını salıyorlar ortalığa.
O zaman bakın Fatma’nın o fotoğrafına. Kim korkakmış görün. Bakın ve unutmayın. Siz o cinayetlerin bir parçasısınız.
(Fatma’nın hikâyesini ANF’den Serdar Altan’ın “1.30 cm boylarında, pembe eşofmanlı, 13-14 yaşlarında bir ‘terörist!” adlı yazısı ile öğrendik. Resmi önümüze koyan Serdar Altan’ın yazısından Fatma’nın Hikâayesini okuyabilirsiniz)

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler