Akın OLGUN/ Neden Demirtaş?


  • Gündem
  • 19 Tem 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

demirBir mezar var. Bir şehrin kasabasında.

AKIN OLGUN/ BirGün

Bir mezar var. Bir şehrin kasabasında. Bir mezar var. O mezar taşında isimi yazan yatmıyor içinde. Bir mezar var. Bir başkası, yani tanınmayacak kadar yakılmış bir ölü yatıyor içinde. Vücudunda mermi delikleri ile yatıyor. Kim bilir kimler arıyor yıllardır onu. Kim bilir kimler bekliyor hala yolunu. Bir gün çıkıp gelecek diye bekleyen o yaşam umudu, kim bilir hangi annenin, hangi yar ’in, hangi kardeşin yürek sıcaklığında öylece duruyordur hala.

Bir anne var. O anne kendi oğlunun ismi yazan o mezarlardan birini ziyaret ediyor her yıl. İçindeki kendi oğlu değil, kimdir, kimin nesidir bilmiyor. O anne kim olduğunu bilmediği ama resmi ellerce “senin çocuğun” diyerek teslim edilen yakılıp kül edilmiş o bedene hala dua ediyor. İsimsiz dualar hepsi.

Kaç bin mezar var bu ülkede “oğlun, kızın” diye teslim edilen? Ne kadar isimsiz, aranan mezar varsa, o kadar katil var bilin. Ve aramızda geziyorlar. Kadrolu işkenceciler emekli olup torun büyütüyorlar bir yerlerde. Arkalarında bıraktıkları ölü bedenleri bulmak için karış karış toprak kazıyor hala insanlar.

Sokaklarda, meydanlarda yıllardır bağırıyor Cumartesi anneleri. Ellerinde resimler taşıyorlar. Mezarları olsa çocuklarının gidip vedalaşacak, haklarını helal edecekler ama “kayıp” diyor devlet. Oysa çoğu görüldü karakollarda, emniyet binalarında, kışlalarda. Ama onlar “bizde yok” demeye devam ediyorlar.

Ayhan Çarkın itiraf ediyor cinayetleri. Sıradan bir olaymış gibi es geçiyor devlet, medya. Çünkü alkışlıyorlardı katilleri daha dün. Önlerine atılan her ceset için “terör örgütü mensubu” deyip parçalara ayırıyorlardı keskin bıçak manşetlerle. Yan yana dizilmiş cesetleri bir zafer, bir kahramanlık destanı ile sokuyorlardı gözümüze. Kirlendik, kirletildik başkalarının ölü çocuklarına nefretle tükürerek. Berkin’in annesini yuhalatan o ses var ya o ses yine “tükürün” diye bağırıyor hepimize. Kirlenmiş ve kirletilmiş vicdanlardan güçlenerek böğürüyor. O yuhalatan dilin bir geçmişi var elbet. Vatandaşı yerde tekmeleyen o adamın tekmesinin bir geçmişi var. Hepsi devlet değirmeninde öğütülmüş.

Demirtaş’ın sesi bu yüzden rahatsız ediyor onları. Zulmün içinden sıyrılıp gelen o güçlü sesin tınısı “bir hayalimiz var” diyor.

Onlar ise statükolarının mabadını korumak için atıyorlar önümüze kendilerini ve sistem için seçtikleri başları sevdirip, okşattırmak için didiniyorlar. (Bir aday için ne kadar küçültücü zorla sevdirilmek) “Ya seveceksiniz, ya seveceksiniz” imaları ile zıbartıyorlar siyasetlerini. “Yanlış anlaşılmasın anam Türk” ilanı ile bir koçbaşı olup kafa tokuşturuyor ve alkışlattırıyorlar. “O evinize ekmek getirecek, yeni sevecen devlet baba” imaj sürümü ise, sığ bir tebessüm bırakıyor ortalığa.

Onların bir HAYALİ yok kardeşler. Bütün mesele bu.

“Birlik, beraberlik” ezberi dışında kurabilecekleri hiçbir sözleri yok.

“Bir hayalim var” diyerek içini dolduracakları bir şeyleri yok. Resmi yaşam döngüsü içinde ne kokmuşlar, ne bulaşmışlar. Milliyetçi, sağcı, muhafazakâr bir hayat içinde verilen görevleri yerine getiren bir memurluk ile kurmuşlar düzenlerini.

Onlar bilmezler o mezarlarda yatanları, ilgilenmezler. Ne kaybedilenlerin yakınlarını anlayabilirler, nede işkence tezgâhlarında yok edilen yaşamları. Onlar, haklarını arayan insanları “birlik, beraberlik” içinde ezerler. Korkarlar her yükselen sesten. Önlerine konan kırmızıçizgiler içinde devletçilik oynarlar.

Bize hayallerini anlatsınlar dinleyelim.

Demirtaş nasıl bir Türkiye istediklerini ve hayallerini anlattı. Yok sayılan, ezilen, sömürülen, yaşamaları çalınan, aşağılanan herkesin kendisini içinde bulunduğu bir hayal. Olabilecek ve çoğaltılacak bir hayal. Kazanacak değil, kazandıracak bir hayal. Acıları tanımayanlar, onu hissetmeyenler bilemez bunun anlamını. Acıları yaşatanlar ile o acıları yaşayıp direnenler arasında bir seçimdir bu.

Onların “büyük düşünen” Türkiye’sinde bize yer yok.

Demirtaş’ın hayal ettiği Türkiye’de ise hepimize yer var. Kayıp, kimsesiz mezarlar olmayacağız o Türkiye’de ve o anne mezarın gerçek sahibine bırakacak emanetini.

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler