Akın Olgun… O günü göreceğiz, yüz ifadelerinizi de


  • Gündem
  • 01 Kas 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesAkın Olgun/ BirGün

Hayatlarımıza musallat olan bir ölüm iktidarı tepemizde. Sürekli mezar kazdırıyorlar hepimize. Tek tek değil, toplu mezarlar kazıyoruz artık. Gömüyoruz çoluğumuzu, çocuğumuzu, babamızı, annemizi sıra sıra… Resmi alçaklık ipini koparmış, kimsenin zapt edemediği bir sürü halinde dolaşıyor. Her sözlerinde ölüm, şiddet, nefret, kan ve sevgisizlik var. Söz yetişmiyor, kurulan hiçbir cümle onları tarif etmeye yetmiyor, hiçbir küfür kâfi gelmiyor. Azalıyor kelimeler, kuruyor dudaklar, boğazlarımızda koca bir yumruk, nafilesiz tekrarlar ve içinde çırpınan isyanlar düşüyor dizlerimizin üzerine. O kadar çok parçalanmış, o kadar çok ayrıştırılmışız ki, yanı başımızda düşen hayatlara dokunmadan, hissetmeden yürüyor ve bir sonraki cinayetin, katliamın üzerinden atlayınca temiz kalacak-mışız sanıyoruz. Oysa hayatı aldatamazsınız. Yaşamı kandırmak diye bir şey yok. Görmezlikten, duymazlıktan geldiğiniz her şey, günü geldiğinde karşınıza dikiliyor ve hatırlatıyor suskunluğunuzun bedelini. Senin de payın var diyor öldürülen her madenciden, kafasına sıkılan çocuğun yok edilişinden, dövülerek katledilen o gencin akan kanından. Anlayın ki, omuz silkip, çekip gidebileceğiniz bir şey değil işte hayat.

Sessiz kalınca, dokunulmayınca, görmemezlikten gelince daha uzun, daha huzurlu olmuyor ömür. Özgürlük yoksa içinde, insan kalınmıyor. Sesiniz çıktıkça, ses verdikçe, ortaklaştıkça, birlikte itiraz ettikçe çoğalıyor yaşam ve de insan.

Madenci ol, sokak ortasında infaz edilen asker ol, bedenine yaşı kadar mermi doldurulan çocuk, sopalarla dövülerek öldürülen genç, oğlu, kızı kaybedilen Cumartesi annesi, ağaçları, parkını koruyan mahalleli, suyunu, deresini koruyan köylü, içeride hasta tutsak, karakolda işkence gören solcu, cinsel tercihlerinden dolayı öldürülen eşcinsel, travesti, kışlada intihar etti denilerek ailelerinin ellerine teslim edilen er, namus diye öldürülen kadın, Malatya’da lime lime kesilen Hristiyan, Karadeniz’de öldürülen papaz, arkasından vurulan Hrant, yakınlarının kemiklerini kışla bahçelerinde, inşaat temellerinde, kuyularda arayan Kürt, panzerin arkasına bağlanıp sürüklenen gerilla, uzuvları kopmuş ve protez bacağına haciz konmuş gazi ol… Olalım ki anlayabilelim birbirimizi.

“İşte gerçek Cumartesi anneleri” diyerek üç askerin annesini manşete çekenlerin umurunda mı sanıyorsunuz ocağa düşen ateş. Anneleri, yine anneler ile vurmak için en düşkün yöntemi seçenler, kirlerini, pisliklerini acılarımızı parçalara ayırıp, birbirine düşman ederek aklıyorlar.

Diri diri madenlere gömdükleri işçiler için “Madende yemek yemeselerdi ölmezlerdi” diyen o Bakan’ın, “hükümete yüklenmeyelim” diyerek elinde bir avuç tuz ekranlara koşanların umurunda mı yoksulun hayatı? HAYIR.

Toma, panzer, tank, polis, jandarma, gaz, plastik mermi, gerçek mermi, cezaevi, dava, mahkeme… Meydanlara sürmedikleri hiçbir güç kalmadı. Aldığınız her can, yok ettiğiniz her insanın son nefesi birikiyor ama bir yerlerde.

Birikiyoruz orada, burada, şurada.

Evinde çaresizlikten hüngür hüngür ağlayan, gidenin ardından dizlerini döven, ağıt yakan, küfreden, duvarları yumruklayan, yumruğunu ısıran, lanet eden, belalar okuyan, yüreği sıkışan, saçlarını yolan, kendini yola, sokağa, meydana vuran, öfkesinden gözleri kanlanan, elindekini parçalayan, uyuyamayan, bir kâbusmuş ve gözlerini açtığında her şey bitecekmiş gibi yapan, kaçıp kurtulmak isteyen, iç konuşmalarında “elime verseler hiç acımam hiç” diyerek söylenen, “yeter artık yeter” diyerek nefeslenen kim varsa birikiyor, birikiyoruz bir yerlerde.

Kendinizi, korkunç ve güçlü sanan sizler, o gün geldiğinde sadece ne kadar zayıf olduğunuzu değil, yarattığınız öfkenin ne kadar yıkıcı olduğunu da göreceksiniz. Sadece geç kalmış olacaksınız, çok geç hem de… Güç ahmaklığına tutulmuş ve hep böyle gidecek sanıyorsunuz ya, büyük bir yalanı, yaşıyorsunuz. Öfkenizi aşağıya tattırmaktan aldığınız zevkin, bir gün size dönüp ezeceğini hiç düşünmeyin sakın. Düşünmeyin ki ansızın karışınıza çıktığında, yüzünüzde oluşacak o ifadeyi görelim.

O gün için nefesleniyoruz çünkü artık.

Özgür, adil ve insanca bir yaşamın Cumhuriyeti için yani… 

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler