Akın Olgun, Politik iflas ve barış


  • Gündem
  • 24 Eki 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesYönetememe krizi derinleşiyor ve kriz derinleştikçe, yönetenler var olan boşluğa, kontraları saha tatbikatı yaptırarak dolduruyorlar. Kobane protestoları, sahaya sürülen devlet kontralarının nasıl hızla müdahil olduklarını gösterdi hepimize. İktidar, kontraların faaliyetlerini “mal ve zarar” hesabı üzerinden yürüttüğü propaganda ile gizlemeye çalıştı. Diğer yandan ise “güvenlik reformu” denen CİN paketle kendisini dokunulamaz yasalar içine almak için, gözü kararmış şekilde hiç durmadan koşturuyorlar.

“Derin devletle, darbelerle hesaplaşılıyor” gibi siyasi süslemelerle yapılan operasyonların bir yüzleşmeye dönüşmemesi, devletin kendi kendini aklamaktan öteye geçmeyen bir siyasi tavır geliştirdiği gerçeğini önümüze serdi. “Hesaplaşıyoruz” dedikleri her şey, muhaliflerini yok etmeye dönük bir cadı avına dönüştürüldü. Kozlarını paylaşanlar, daha sonra kozlarını ortaklaştırarak yeni bir siyaset geliştirdiler. Bu ortaklık iktidarın ayakta kalması, derin yapıların ise aklanması olarak şekillendi.

Güç ve çürüme birbirini güçlendirerek ve nihayetinde “kaybetme” korkusunu büyüterek, bütün sistemi teslim aldı. Pasta kavgası, tüm pislikleri gün yüzüne çıkardı ve gün yüzüne çıkan her pislik, iç çatışmanın ne kadar derinlere indiğini açığa vurdu.

Barış “süreci” ise, iktidar tarafından sadece kendi siyasi alanını genişletme, Kürt politikasını uyuşturma taktiği ile ele alınıp nerdeyse içinden çıkılmaz bir hale getirildi. İktidarda kalmanın bir aracı olarak görülen “süreç” elbette ki bir yerde patlayacaktı. Patlamanın adı Kobane oldu.

Kobane, iktidarın iç ve dış politikadaki iflasının sonucuydu.

Tek adam siyaseti, antidemokratik uygulamalar, yaşam alanlarının kalıplar içine sokulması, İslami yaşam biçiminin yasalar eliyle dayatılması, dış politika hezayanları, ekonomik daralma, cari açık, yolsuzluk, baskı, şiddet ve en önemlisi hızla Batı’dan uzaklaşarak aranan yeni eksenler, yönetememe krizini büyüttü. Bağıra bağıra gelen sorunlara, uyarılara, telkinlere “had bildirme” seansları ile cevap vererek aşağıya gönderilen “güçlü adam” imajına tutunanlar, şimdi her an tepetaklak olabileceklerine dair, Batı’nın verdiği mesafeli mesajlarla kapana kısılmış çırpınıyorlar. Alternatiflerinin olmadığı rahatlığına tutunanlar, bunun bir önemi olmadığını hiç anlamadılar. Oysa her konjonktür, kendi alternatifini mutlaka oluşturur. Mısır, bunun en yakın örneklerinden bir tanesidir. Batı’nın bölgdeki çıkarları söz konusu olduğunda, hiç kimse vazgeçilmez değildir.

Dışarıda yalnızlaştıkça, içeride baskı yasalarına ve derin devletin kodlarına sarılarak iktidarını korumaya çalışanlar, daha fazla batıyorlar. Suriye, Gezi ve Kobane ile beraber kontraları sahaya sürenler, bir süre sonra koruma altına aldıkları bu gücün siyasetteki etkisini daha fazla hissedecekler. Suriye ve Kobane için eğittikleri yaratıklar, gizli, pis işleri için beslenip, imtiyazlı derin güç haline getirilenler, eninde sonunda kendilerine dönecek ve bunu da en çok “çözüm” denen sürecin gidişatında hepimiz hissedeceğiz. Bu yapılara yaslanarak, “ulusal” uzlaşma yolu ile koruma altına girdiğini sananlar ise, şartlar değiştikçe afallayacak.

Kürt siyasi yapılanması ise tüm bu yaşananların ortasında duruyor. Bir yandan iktidar eliyle geliştirilen antidemokratik, otoriter sistem, diğer yandan barış. Bu ikisi nasıl bir arada duracak? Demokrasisi olmayan bir barış, hangi temel şerit içinde şekillenecek? Kurumlaştırılan bu anti demokratik ve otoriter yasalar barışa nasıl katkı sunacak? İçimizi kaşıyan sorular ve “şimdi sırası değil” otokontrolü arasında tutunmak mümkün gözükmüyor. Sorular, gerçekçi cevaplar arıyor.

Yolun sonu gözükmüyor ve karanlıkta el feneri ile bir çıkış aranıyor ama el feneri kimin elinde bilmiyoruz.

Ama biliyoruz ki, öldürmede berrak, hesap vermeye geldiğinde ceberut olan bir iktidar var karşımızda.

“Barış, demokrasi” havada uçuşuyor ve nasıl oluyorsa biz sokaklarda ölüleri toplamaya devam ediyoruz. Bu “demokrasi” anlayışıyla uzlaşan “çözüm” , bizi nasıl daha korunaklı yurttaşlar yapacak, yapacak mı?

Hiçbir şey olmamış gibi yapabilmeyi bilmiyoruz biz. Sahi bu nasıl oluyor?

BirGün Gazetesi

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler