Akın OLGUN/ Şaka


  • Gündem
  • 03 Şub 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

aliŞakadan yaşıyoruz.
Ustası, çocuğun boynuna ipi geçirip, ipi de motosiklete bağlayıp gaza basıyor. Bir kilometre boyunca 11 yaşındaki çocuğu yol ortasında koşturuyor. Çocuğun haykırışları duyuluyor. Kanallar, “Bu kadar da olmaz dedirtecek olay” diyerek veriyor haberleri.
Ustası, “Şaka yaptım”
Babası, “Şaka yapmış”
Mahalle sakini, “Bir şey yok, şaka yapmışlar” diyor uzatılan mikrofonlara.
Bizde böyledir, şiddeti şaka gibi kullanırlar. Şiddete gülerler. Şiddete tebessüm atarlar, şiddete kahkahalar atarlar.
O çocuk ağlıyor, “İşe gitmedim diye yaptı” ve küçük elleriyle gözyaşlarını siliyor. Başına üşüşen kameraların arasında ağlayarak, sorulara cevap veriyor.
Bir yoksul çocuğu. Büyüklerin acımasız “şakaları” ile büyüyenlerden. Tokadı bastılar mı başı düşen, kulaklarından tutulup ayakları yerden kesilen, burnundan, ağzından akan kanı bir köşede koluna silerek hıçkırıklı ağlamalarına bastıran çocuklardan. Eti senin kemiği benim denilerek eti, kemiği pay edilen çocuklardan. Etinden, sütünden faydalanmak için çakal sömürüsünün önüne atılan çocuklardan.
(Oysa onlarla ilgilenen şaka-ci bir bakanlık var. Arada bir “ci” diyerek çıkıveriyor. Projeci fırıldaklar ve mabatlarını büyüten bürokratlar ortaklığında kurdeleler kesip, tumturaklı konuşmalar yapmak tek meşguliyetleri.)
İnsanın eli ayağı boşalıyor ve düşünüyor kaç bin çocuğun, kaç bin kadının, kaç bin çocuk annenin dramı ev odalarına hapsediliyor.
Toplasak onların döktüğü gözyaşlarını, içinde boğuluruz.
“Şaka” ile öldürülen çocuklarımızın sayısı istatistiklere ekleniyor her gün. İstatistikler duyguyu değil, sayıyı veriyor. Sayılar bize dokunmuyor. “Bu kadarı da olmaz dedirten” haberlere bakınca, doğal geliyor kulaklarımıza. Hani, çok şey oluyor, ama bu kadar da abartmayın kıvamında sunumlar.
Bir fırıncı, karanlık bir sokakta can havliyle koşan çocuğu linç etmek için zulaladığı sopasını çıkarıp indiriyor kafasına. Ali’nin ne cüssesi, ne gücü, ne şartları eşit kendisiyle. Eli sopalı adamlar saklandıkları karanlık köşelerinden fırlayıp, yakaladıkları çocuğun bedenine indiriyorlar ve indiriyorlar. Ali Ölüyor. (fırıncının şakası)
Bir sivil polis, Gezi Direnişi’nde hırsını alamamış, eline geçirdiği bir kiremiti alıp, bir gencin kafasına vuruyor ve vuruyor. Bir otoparka sığınmış, gençleri polisler buluyor. Onlarca polis, çullanıyor gençlerin üstüne. Copları hiç durmadan iniyor, bedenlere. Aradan çığlıklar yükseliyor. Hiçbiri duyulmuyor. (polisin şakası)
Bombalar yağıyor, havadan. Çocuk bedenleri paramparça oluyor. Anneler eteklerine topluyorlar çocuklarının parçalarını. Bir ses duyuluyor, “Çocuk çocuk deyip, durmayın kaçakçı onlar kaçakçı” (Başbakan şakası) ve bir başka ses, kenar köşesinden “kaçakçılıktan kaç para kazanıyorlar biliyor musunuz?” imasıyla “ohh oldu” kıvamında yuvarlıyor kalemini. (yazar şakası)
“Taş atan çocuklar” dolduruyor cezaevlerini. Çocuk “teröristler” hâkim amcaların karşısına çıkarılıyor. “Ne çocuğu be, taş değil kaya atıyorlar kaya” propagandasıyla diziliyorlar, arka arkaya. Çok geçmeden, şiddet ve tecavüz haberleri geliyor, içeriden. (adalet şakası)
Kürt savaşının fotoğrafları dökülüyor önümüze. Panzerlerin arkasına bağlanmış, gerilla cesetleri sürüklenerek, getiriliyor karakolların önüne. (asker şakası)
Evlerinin arka bahçesine gömülmüş, kadın cesetleri çıkıyor. Anlıyoruz ki, onlar da toplumun namus “şakası.”
Devlet ve toplumun ikiyüzlülüğü ile “şaka” hepimizin yaşaması.
Bu yazı da bir şaka. Gülelim hep beraber…
Akın Olgun BirGün
http://birgun.net/yazi-goster/akin-olgun/31-1-2014/saka-1808.html

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler