Akın Olgun/ Şu Taşak meselesi


  • Gündem
  • 26 Tem 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

akınKral’ı en çok soytarısı güldürür ama en değersiz yine o soytarı olur.

AKIN OLGUN

Kral’ı en çok soytarısı güldürür ama en değersiz yine o soytarı olur. Onu ve ahalisini güldürmek, eğlendirmek için yaptığı onca şaklabanlıkla hep soytarı olarak kalır ve bir sonraki eğlenceye kadar göz önünden çekilir, değersizliğiyle baş başa bırakılır. “Ama Kral’ı ben güldürüyorum, ona en yakın benim” diye anlatarak, etrafındakilere ne kadar önemli olduğunu ispatlamaya çalışır durur.

Güç ve soytarılık arasındaki bağ, modern dünya siyaseti içine yedirilerek “kabul” içine alınmıştır. Artık onlar “Kraldan daha kralcı” olarak anılıyor ve gücün etrafına üşüşen sinekler gibi en kralcı olma yarışı yapıyorlar. Bu yarış, daha kralcı olanlar arasında büyük bir hezeyana dönüşüyor ve birbirlerini aşmak için eğilen bellerden bir uzun eşek oyunu çıkıyor. “İtaatse itaat” diyerek en öne fırlayanın sesi, diğer kralcıları korkunç bir huzursuzluğa itekliyor. Daha iyisini bulmak ve onu aşmak için kelimelerin ırzına geçerek, sözcüklerden itaatin ve övgünün en büyüğünü oluşturmaya çalışanlar, absürtlükte tavan yapıyor. Dost görünümlülükleri şaşırtmasın sakın sizi. Malını iyi bilir onlar.

Televizyonun haşarı çocuğu, daha kralcı olan dostuna destek çakıyor: “Onun gibi taşaklı olun önce”

Bu vurgu ile kendisinin de erkekgillerden olduğunu ilan ediyor. Özetle bize “sizde o taşak var mı?” diye sorarak erkeklik yarıştırıyor.

Yok, bizde sendeki o taşak. Ki biz erkekliği taşakların ağırlığıyla ölçen “giller”den değiliz. Bacak arası erkekliği ile kabadayılık gösterisi yapanlara ise acıyarak bakıyoruz. Bu karakter sefilliği içinden bir “erkek” çıkarmaya çalışmanızı anlıyoruz sadece. Anlıyoruz ki sizin bacak arasında taşıdığınız toplarınız özgül ağırlığınızı oluşturuyor.

Muktedirin etrafına üşüşüp, elini sıkabilmek, göze görünür olabilmek için kendini yırtan ve tuttuğu eli çaprazlayarak tokalaşan “sanat” camiasının “sol”süslemesi, gelen tepkilere isyan ediyor: “Sizin yaşınız yetmez bizim çektiklerimize” Halla halla…

Anlıyoruz ki çok “çekmiş” ve çektiklerinden çıkardığı süzme derslerle çaprazlama sarılmış eline muktedirin. “Kutuplaştırma”dan şikâyetle “sadece Başbakan değil kutuplaştıran” diyerek siyaset üstü davranış kalıbına bürünmüş. Herkesten anlayış bekleyen çoklu demokratlığı ile, “irademe ipotek koyamazsınız” özgürlüğü arasına genişçe yerleşmiş. Oysa getirisi olacak her yerde icraya gider gibi koşan memuriyetliğinin kimse tarafından anlaşılmadığından ne kadar da emindi.

Arada bir iki sol laf eder, söz şakırdar, insan hakları üzerine genel geçer dokunur, ‘bir iki yerde de göründük mü durumu kotarırız’ keskinliği ile yuvarlanıp duruyordunuz. Aydın ve sanatçı kimliğini yıllar yılı getiri, götürü üzerine şekillendirerek içini boşaltan sistemin ilan etiği o zafere sunduğunuz katkı bu yüzden tartışılmaz.

Usta’ya sanat geçidi yapanlar, “Usta Asker, resmigeçitte belli olur” sözüne uygun dizilmişler. Dışarıda tekbir getirten eylemci(!) meslektaşları ise bir gol atmış ayrıca.

Daha dün “Gezi’ye” diyordunuz. Çocuklar ölüyordu. Sokaklar, meydanlar kan içindeydi. Eline sarıldığın ve bakışlarınla bir tebessüm, sıcaklık beklediğin o yüz, on binlere yuhalatıyordu Berkin’in annesini. Muktediriniz “Polisler nasıl sabrediyor” şaşkınlığı geçiriyor ve bir genç daha ölüyordu. Soma’da göründün bir ara. Yüzlerce maden işçisi yan yana gömülüyordu. Çok geçmedi üzerinden, iftarına koşup, sırtına şöyle bir dokunacak o anı kollayan cüssen ile fırlayıp yapıştın eline. “Mağduriyet” sığınağına girip, kendi gölgesine ateş eden korkaklar gibi “bu kadar basit kardeşim” dedin. Bak, hiç öyle değilmiş. Gölgende bir delik ile yürüyorsun artık.

Bu kadar basit mi gerçekten? “Bir hıyarlık yaptım” ucuzluğu ile buluşan ruhsal ortaklık hiç mi dokunmaz insan olana?

Taşak değil de omurgadan baksak meseleye. İkisi arasındaki fark veriyor çünkü insan olanı ele.

Tepkiler değil de, elini sıkmak ve biraz daha yakın görünebilmek için kadraja girmeye çalışan o sefillik zorunuza gitse.

Bu da bizim saflığımız işte…

BirGün

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler