Akın Olgun/ Unutmayalım


  • Gündem
  • 07 Şub 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

unutmayalim-1Ali İsmail Korkmaz’ın davasında polislerin verdiği ruhsuz ifadeleri “Kan donduran ifadeler” olarak haberleştirdi yan-medya. Riyakâr, vicdansız ve yüzsüzler.
Henüz katlettiklerinin kanı yerde kurumamışken, tüm çirkeflikleri ile Başbakan’ın Gezi Direnişi’nin ardından “polisimiz destan yazdı” sözlerini manşete çekenler de onlardı, eli sopalıları, palalıları sokağa çağıranlar da. Polislerin yan sivil gücü olarak sokaklara pusulanıp bulduklarını linç edenleri alkışlayanlar da onlardı.
Darbe, komplo, faiz lobisi buluşu ile gençlerin hadlerinin bildirilmesi, başlarının ezilmesi, kanının akıtılmasının mübah olduğuna iman etmiş dilleri, yazıları, höykürmeleri ile devlet şiddetine güzellemeler yapanlar da onlardı.
Onlar; patrimonyal yönetimlerine yükselen itirazların üzerinde tepinerek, şiddetin tüm araçlarını bunun için sınırsız kullanıma açarak, iktidar ve itaat ilişkisini toplumun tüm kesimlerine tahkim ederek coştukça coştular ve tozuttular.
Bütün patrimonyal yönetimlerin ve bunun üzerine kurulmuş “Baba” lider hegemonyasının dili artık hayatımızın her anına müdahil.
Komplolar, pusular, uluslararası sermaye, lobiler, iç mihraklar, dış mihraklar söylemine sarılarak tüm toplumu “uyanık” olmaya çağıran ve kendisine karşı her itirazı “provokasyon” diyerek herkesin yakasına iliştirenler, çizdikleri manzaraya zorla bakmamızı istiyorlar. O manzara çirkin, derinliksiz ve sığ.
Denge tapınmacılığı ve bu tapınmanın yarattığı siyaset, dil, politika hemen her şey korkunç bir şekilsizlik yaratıyor. Toplumsal olayların okunuşu “provokasyon, darbe” söylemine kitlenerek yapay üretilmiş delillere sarılıyor. Bütün tek adam siyasetçilerinin gelişen her olayı, çıkışı, itirazı kendisine karşı yapılmış bir komplo olarak görmesi ve tüm topluma bunu “doğru” diye dikte etmesindeki o çıkmaz, yerinde müdahaleyi, inisiyatifi etkisizleştirip pasif birer “kul” haline getiriyor.
İktidar cephesinde kurulan patrimonyalizm sadece Türkiye’yi etkilemiyor, çevresinde yer alan herkesi zincirleme bir kazaya doğru sürüklüyor.
Darbe, karşı darbe, komplo, karşı komplo, provokasyon, karşı provokasyon, lobi, karşı lobi gibi söylemler üzerinden yürütülen iktidar savaşı ve onun sarmalına sokulanların algılarının yap-boz’a dönüşmesi bu yüzden.
“Şu kardeşinizi kurban etmek istiyorlar” seslenişi ile elini kalbine götürerek halkı selamlayan, yüze benzemeyen yüzleri ile ortalıkta dolaşabilen rüşvetçi hırsızların sıfatsızlıkları bu yüzden.
Liderinden özür dileyerek itaat tazeleyenlerin onursuzluğu da…
“Şebelek” lakabı küt diye üzerine oturan “yazar”ların, dün “onu da alın, bunu da alın, şunu da alın” diyerek, “elimde çok ciddi istihbarat bilgileri var, gazetecilikten alınmadılar yakında göreceksiniz” dizeleri ile onlarca, yüzlerce insanın hayatını cezaevlerine dolduranların, oturdukları koltuklara yarım ay yayılarak güç ile yaşadıkları boşalma hallerini tüm topluma seyrettirenlerin rahatlığı da bu yüzden. Değişen dengeleri koklayarak pozisyon değiştirip, dün mahkûm ettirdiklerinin paçalarına sarılanların vıcık rahatlığı da.
Milli iradeye ve o milli iradenin “yüce” temsilcisine herkes kurban olsun alt söylemeleri ile kollarını sıvayıp demokrasinin boğazına sokup kalbini çıkarıp yemekte tereddüt etmiyorlar. Demokrasinin tüm olmazsa olmazlarını “milli iradeye” itaat için yan yana dizip hazır ola çekiyorlar. Siz bakmayın “darbe” deyip durduklarına, darbeleri en çok onlar seviyorlar. Koşarak hizaya girmekte pek hünerliler.
Şimdi, elbirliğiyle katlettikleri gençlerin davalarında yaşananları “buruk” bir hikâye tadında servis ediyorlar. Kendi suçlarını “kan donduran ifadeler” diyerek katlettirdiklerinin üzerine bırakıveriyorlar. İktidar Cemaat kavgasında kullanılacak bir “acı” seçiyor ve onu ustaca yoğurup haberlere yediriyorlar.
“Ohh be stres attık” diyen polislerin hamisiydi onlar.
Ali İsmail’in annesi oğlunun resmini kaldırıp bağırıyor: “Oraya değil buraya bak, çocuğum var derken gözlerimin içine bak.”
Sadece katillere değil, onları sokağa salıp katledilen gençlerin üzerine “polisimiz destan yazdı” diyenlere de gösteriyor fotoğrafı. Gezi Direnişi’nde katledilenlerin aileleri çocuklarının resmini taşıyorlar kalplerinin üstünde. Yüzleşin diye, yüzleşelim diye.
Roboskili anneler çocuklarının resmini taşıyor. Unutmayalım diye.
Darbe, faiz lobisi, uluslararası sermaye, milli irade falan, filan…
İktidarı yaşatmak için çocuklarımızın, gençlerimizin cesetlerini çiğniyorlar.
Olup biten bu.
BirGün/ Akın OLGUN

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler