Akın Olgun Yazdı /Başbakan neden kaybedecek


  • Gündem
  • 20 Mar 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

basÇünkü kendisine soru sorulmasını sevmiyor. Bu yüzden hesap veren değil, hesap soran bir sistemi kurumlaştırıyor. O kendisinin verdiği her cevabın doğru kabul edilmesini istiyor. Keskin, katı ve çatık kaşlı konuşmayı ve herkesin karşısında “efendimci” bir hizaya girmesini liderliğinin gerekliliği olarak kabul ediyor. Başbakan, kendisine sallabaş olanların çevresinde kümelenip “emredersiniz efendim” riyakârlığı ile pervane olmalarını vefa sanıyor. Düşüncelerini koşulsuz, şartsız kabul eden amigoları, “haklısınız, en iyi siz bilirsiniz” diyerek, ellerini göbeğinde bağlayarak hazır ola geçenlerin duruşunu particilik sanıyor.

Başbakan demokrasiye uymayı değil, demokrasinin kendisine uyması gerektiğine inanıyor. Onu küçülttükçe, işlevsiz hale getirdikçe kendisinin her şey olacağına inanıyor. Demokrasi mücadelesi kavramının içine tükürüp, her itirazı eline aldığı güce gözünü dikenlerin oyunu olarak kabul ediyor. Demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesinden hiç geçmediği için başına gelenleri en büyük acı, en büyük haksızlık, en büyük mağdurluk sanıyor ve buna inanıyor. Demokrasinin olmazsa olmazlarını değil, kendisinin olmazsa olmazlarını dayatıp “uyacaksınız” emirleri veriyor.

Herkes ona uysun, herkes ona tapsın, herkes onu övsün, herkes onu beğensin, herkes ağzından çıkanı doğru kabul edip uygulasın istiyor.  İçinde ördüğü korkunç egoya herkes su taşısın istiyor. Ayaklarının dibine eğilip vicdanlarını, ahlaklarını, namuslarını, kimliklerini, düşüncelerini serip ”istediğin gibi çiğneyebilirsin” diyerek bu egoya başını uzatanların sırtına oturup “ne kadar güçlü” olduğunu düşünüp, içi içine sığmayan egosunu herkese okşatıyor.

Başbakan kaybedecek çünkü dünyayı okuyamıyor. Dünya onu okusun, anlasın ve hak versin istiyor ve daha da acıklısı arkasında halk desteği oldukça kendisine mahkûm olduklarını düşünerek sallıyor parmağını. Dünyadaki bütün kıskançlıkların kendi üzerinde olduğunu düşünecek kadar korku ile yaşıyor. Bu korku ile büyütüyor hezeyanlarını. Her itirazı, her hak ve özgürlük talebini bu yüzden kendisine karşı açılmış bir savaş olarak algılıyor.

Başbakan kaybedecek. O sokakları tanımıyor. Sokağa temizlenecek çöp var mı diye bakıyor.  Onlara her hizmeti veriyorum ama “özgürlük isteruk” diye bağırıyor nankörler diyerek, soğuk savaş döneminin dondurulmuş ruhuyla talepleri kendisine tehdit olarak kabul ediyor.

Başbakan kaybedecek çünkü tarih bilinci yok. O tarihi ced ve soy sanıyor. Bu yüzden hiçbir şeyden ders çıkarmıyor.

Başbakan kaybedecek. Çünkü kültürden, sanattan anlamıyor. “Tükürüyor sanatın, sanatçının içine” O sanatı yükselen gökdelenler, AVM’ler ve kültürü küçük olanın, büyüklerinin elini öpmesi sanıyor. Bütün görgüsüzler gibi her şeyin büyüğünü, parlağını, şaşalı olanını seviyor Başbakan. Estetik anlayışı bunun üzerine kurulduğu için “ucube” dediği heykelleri yıktırıyor. Ayıp denince aklına sadece çıplaklık, açıklık geldiği için göz önünden kaldırtıp yapıtları ayıptan “kurtuluyor”.

“Millet” kavramından itaat çıkaran bir kafa yapısı var Başbakan’ın. Bu yüzden sandığa gidip kendisine oy veren çoğunluğun yine kendisine her şeyi yapabilme yetkisi verdiğine iman ediyor. “Bana her şeyi yapabilme yetkisi verdiler” şeklindeki yorumlama kabiliyeti ile adaleti, hukuku ayağının altına doğru çekiyor.

Kaybedecek Başbakan, para denen o nesnenin önünde eğilip, bükülüp, küçülenlerle kurduğu çıkar tezgâhının üstünde yükseldiği için.

Başbakan kaybedecek çünkü o barışı tek millet, tek vatan, tek dil içine sokup “ya sev, ya terk et”  kaba milliyetçiliği ile karşılıyor. Algıları kör Başbakanın. Eline teslim edilen gücü başka hiç kimse bu derece hoyratça kullanıp yok edemezdi çünkü. O strateji ve taktiği, başını salladığında dünyada deprem olacağını zanneden bir ahmaklıkla belirliyor.

Başbakan “sicili zaten lekeli” diyerek genç kızı gözaltına aldırıp alkışlattığı gün çizdi bugünleri ve o günlerden bugüne gelindiğinde çocuklarını kaybeden anneleri yuhalatıyor, bombalanarak paramparça edilen Kürt çocuklarını “kaçakçı onlar” diyerek vicdansızlığını eli kalem tutan yancılarına alkışlattırıyor.

Kazanmak için artık çok geç.

Uzaktan tarihin acı gülümsemesi var.

Çöplüğüne adını yazdıranları gösterip “kaybedeceksin” diyor.

 

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler