Akın Olgun yazdı… İçinizdeki Devleti öldürün


  • Gündem
  • 15 May 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

akınİçinizdeki Devleti öldürün

Açılacak o zaman gözlerimiz. Yaşamımızın üstüne salınan bütün sisler kalkacak. O zaman anlayacağız yaşamın ne kadar değerli, gerçeğin ne kadar berrak ve katillerin ne kadar sefil olduğunu. Anlayacağız ki yerde yatan cesetler, kamyonlarla taşınan tabutlar hepsi bizim için. Anlayacağız ki, ölüm ve öldürülenler hemen kapımızın eşiğinde. Henüz kapıdan girmedi diyerek ferahlattığımız duygularımız geçici bir hevesten ibaret sadece.

Anlayacağız ki, her yıla, her aya, her güne tıka basa istiflenen cansız bedenlerimiz bizden uzak değil. Bir vedalaşamama mesafesinde sadece. Anlayacağız ki, aynı geminin içinde değiliz. Gemileri yürüsün diye motorun çarkları arasında öğütülenleriz sadece. Hiç doymak bilmeyenlerin, ölülerimizi üst üste yığıp, sırtlarına basa basa tırmandıkları tepelerden seyrettikleri ufuk çizgisinde bize yer yok.

Acıtmıyor mu kalbinizi artık hiçbir gidiş? Bilin ki içinizdeki devlet rahatlığıdır. Umursamaz, halden bilmez, hemhal olamayışınızın tek nedeni içinize monte edilen devletin insansızlığıdır. “Güzel öldüler”, “Ölüm bu işin kaderinde var” diyen o yüksek ölçekli sese ses katarak onayladığınız cinayetler, bir gün kapınızı mutlaka çalacak ve o günler sandığınız kadar uzak değil bilesiniz. Bir sonraki sizin çocuğunuz, sizin kızınız, sizin kardeşiniz, sizin anneniz, sizin babanız olduğunda “Amin” diyemeyecek kadar ağır gelecek her şey.

“Ölenle ölünmez” diyenlere inanmayın. Her ölüm yanında taşır yaşayanları. Geride kalanların hafızasında, anılarında yitirilenin yarası iyileşmez. Yudumladığınız, izlediğiniz, daldığınız, dinlediğiniz her anda hatırlatıverir kendini.

Annesini yemek yaparken, babasını ise başında baret ve baretin üstünde etrafı ışıldatan bir lamba koyarak eve gelmesini bekleyen o madenci çocuğunun resmettiği o anlar artık yok. Baba hiç eve gelmeyecek. Resimlerden de çaldılar onu. O çocuklar kamyonlarla taşınan tabutları çizecekler artık.

Ve;

Madenden 15 yaşında bir ölü çocuk çıkarılıyor. “15 değil 19” diyerek bir yaş iddiası hiç bırakmayacakları koltukları üzerine kuruluyor. Genç öldürmek bir an için makbul şimdi. Ne diyelim size? Her türlü “denetimi” yapılmış o maden ocağından cansız çıktı o da. Çocukları, gençleri öldürmenin, öldürüp yuhalatmanın üzerinden birkaç kez daha geçecekleri ve böylece bilye ile devleti yıkmak isteyenlerin canına ot tıkayacakları zevkten mahrumlar şimdilik. Çocuk bedeninden nasıl kar edileceğini bilecek ustalıktalar. Nüfus genç, ölümler de öyle… Ve sesleniyor Usta: “en az üç çocuk üç.” Neden? Sermaye doymak bilmiyor. Bir avuç zengin için çocuklar doğurup, hizmetlerine vereceğiz, şanslı olanlar ve doğuştan şanslı olanlar yukarı çıkacak, ötekiler onların ucuz iş gücü olarak köleleşecekler. İçinde hiç oturamayacakları, o sonradan görme rezidansların, kulelerin, gökdelenlerin hemen dibinde naylon kaplama çadırların içinde yanıp kül olacaklar. Mevsimlik işçi olarak istiflenecek ve ölümleri haber olmayacak kadar ‘değersizler’ olarak kalacaklar. Tersanelerde kolları kopacak, yaptıkları köprülerin altında kalacak, çöken binaların enkazında ezilecek, “düşerek, kayarak, dikkatsizlik sonucu öldü” haberlerinin içine, ölümleri yine kendi hataları olarak ima-n edilecek. “Kaza” süsü verilmiş cinayetlerin resmiyetini ise “iş kazaları” olarak meşrulaştırmaya devam edecekler.

Usta’nın soytarıları fırlıyor her cinayetin arkasından. Yalakalık şenliği kuruyorlar her yere. Bu nasıl bir tepinme demeye kalmadan biniyorlar tepenize. İçimize devleti inşa ediyorlar. O kefenli gösteriler, o yüzbinlerin bir anneyi yuhalayışı ve anneler gününde bile “elinde sapan, cebinde patlayıcı madde bilyeler vardı” diyerek yaptığı konuşmaya tutulan alkışlar, “güzel öldüler”, “madenciliğin kaderinde var” deyişlerindeki vicdansızlık hitabetlerine sunulan teşekküllü onayların hepsi ama hepsi Soma’da hayatını kaybeden madencilerin zanlılarıdır.

“Acıların üzerinden siyaset yapıyorsunuz” diyerek ortalığa salınanların, “tabutlardan başlayarak tüm eksiklikleri tamamlıyoruz” diyen o Bakan’ın, hepimizi toptan gömüp kurtulmak istediklerini biliyoruz.

Ama durun bir dakika.

Burnunuzdan fitil fitil getirmeden hiçbir yere gitmeye niyetimiz yok…

(devamı yarın BirGün de)

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler