Akın Olgun yazdı… Siz niye rahatsız değilsiniz?


  • Gündem
  • 02 May 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

akınCezaevine her yeni gelen, havalandırma duvarına bakıp durur ve derken bir gün “ya şu duvardan atlarsak kaçabiliriz” diyerek fikrini orta yere atar. Ceza yükünü almış ve yıllarını içeride geçirmişler için cevap hazırdır : “Evet ya, biz niye düşünemedik.” Sonra bir firar patlar ve “kaçabiliriz” diyen, yalnız olmadığını anlar.

Esasında özgürlük duygusu bu fikirle başlar. Özgürlük dört duvar değildir, bir şekli, şeması yoktur çünkü. Onu bir şekle sokmaya çalıştığınızda isyan eder ve kurtulmaya çalışır. Kaçmak, firar etmek, özgür olmak, yani duvarları aşmak insanın içini kemiren, haz veren, heyacan katan ve askerleri, gardiyanları başınıza dikerek sizi kontrol altında tutmak isteyenlere verilecek en güzel cevaptır. Özgürlüğü kendi elleriniz ve imkanlarınızla hayata geçirdiğinizde müthiş bir keyif yaşarsınız. Bu keyif, arkanızda bıraktığınız otoritenin sizi koyduğu yerde bulamadığında, yüzünün aldığı ifadeyi düşünmenizle kat be kat artar. Hayal etmesi bile insana heyacan verir.

Dört duvar arasındayız. Başımızda tüm hayatımızı kontrol etmek isteyen bir otorite var. “Türkiye Cezaevi”nin müdürü imkansız olanı yapmaya, yani özgürlük duygusunu yok etmeye çalışıyor. Ne zaman nefes alıp vereceğimizi, ne zaman havalandırmaya çıkıp çıkmayacağımızı, ne okuyup ne okumayacağımızı, nasıl yatıp, kalkacağımızı ve sonuç olarak nasıl düşünüp düşünmeyeceğimizi dikte ediyor bize. Sürekli  duvarları kalınlaştırıyor, yükseltiyor, tel örgüler çekiyor.

Özgürlük ölü bir duygu haline gelmedikçe rahat etmez, edemezler. Çünkü bütün diktatörler özgürlükle kavgalıdır ve bütün diktatörler bunu başarmak için akla hayale sığmayan zalimlikleri uygularlar. Kan birikir, ölümün yaşı küçülür, cesetler yükselir. İnsan önemsiz bir nesne haline gelir.

Örülen o kalın duvarların arkasından her gün birileri kaybolur, her gün birileri aramızdan eksiltilir, her gün ölü bir gün olur. Korku sürekli yaşatılması, hissettirilmesi gereken bir araç haline getirilir. Ne yaparsanız yapın hiç bir şeyi değiştiremeyeceğiniz fikri sürekli olarak size hissettirilir. Özgürlük fikri en tehlikeli olanıdır, bilirler. Bu yüzden önce düşüncelerinizi kontrol etmek isterler. Düşünceyi kontrol eden, duyguyu ve bedeni de ele geçirir. Ele geçen, ele geçmeyini de ele verir ve böylece baskı toplumsallaşır, genel kabul, üzerinize oturarak sesinizi bastırır.

Komşunuzun çocuğu katledilir siz “canım elinde sapan varmış” dersiniz. “Ama daha çocuk” der biri, siz hemen “ Ne çocuğu görmüyor musun kocaman adam yahu” diyerek susturursunuz. “Kadına tecavüz edip öldürmüşler” der biri, siz “canım ne işi varmış akşamın o vakti sokakta” diyerek şarlarsınız. Birliğimiz, dirliğimiz, düzenimiz, bölünmez bütünlüğümüz, bayrağımızdan ibaret ezberlerle yaşayıp, her itirazı koşa koşa ihbar edersiniz. Susanlar her zaman itiraz edenleri suskunluğa çağırır. Susanların çağrısının arkasında devlet, itiraz edenlerin arkasında özgürlük duygusu vardır. Suskunluk size yaşam sunar, özgürlük ise sizi insan yapar. Biri “rahat batıyor bunlara” der ve memlekette hiç bir şey olmuyormuş gibi yapabilme hünerleriyle ekler : “ kardeşim neden rahatsız oluyorsunuz ya?”

Ermeniler soykırıma uğramadı, Rumlar yağmalanıp katledilmedi, evlerini, ocaklarını, topraklarını gasp etmedik, kuş bile başka bir kuşun yuvasının üstüne yuva yapmaz ki, biz de hiç yapmadık…!  Kürtlerin toplu kemikleri kışla bahçelerinden hiç çıkmadı, Aleviler diri diri yakılmadı, evleri çarpılanıp çoluk çocuk, yaşlı kadın kesilmedi, hiç katliam yapmadık, kimseyi öldürmedik, çocuklarımız hiç kaybedilmedi, başımıza hiç bomba yağmadı, sokak ortasında infaz edilmedi insanlar, kimsenin gözü çıkmadı, kafatası parçalanmadı, anneler çocuklarını parça parça gömmedi, kadınlar öldürülmedi, tecavüze uğramadı, cezaevlerinde tutsaklar çivili sopalarla paramparça edilmedi…

Avazınız çıktığı kadar “Kardeşim asıl sen niye rahatsız olmuyorsun?” diye haykırmak isterseniz, haklısınız.

Bu haykırış, örülen duvarların arasından yankılanır. “Neden kimse firar edip, özgürlüğü düşünmüyor” dediğiniz anda, birileri kulağınza eğilip “özgürlük faaliyetimiz var, katılmak istiyorsan onu hak etmelisin” diyerek uzaklaşır.

“Onu hak etmek”,

“Ben de rahatsızım” demekle başlıyor.

Bütün mesele bu…

(BirGün)

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler