Ateşin ve güneşin çocukları / Adnan yücel



Ozlenen ates yakilmisti sonunda
Elden ele butun dunyaya tasinmisti
Kivilcim dansiydi gozlerdeki sevinc
Kavga daglarda bilinci kusanmis
Zindanlarda dirence sarilmisti
Ve haykiran dudaklar
Her ihanet vakti col col yarilmisti

…oOo…

Bir agittir belki Agri’da Zilan deresi
Dersim’de Lac deresi bir kanli siir
Oysa bir destandi Diyarbakir kalesi
Ve Diyarbakir zindaninda
Atesle sevisen ‘dortlerin gecesi
Ne ki zindan – ne ki tutsak olmak
Ne ki kavga – ne ki daglarda vurulmak
Bir sehpada idam olmak ne ki
Ihanet utanciyla yasamak var ya hani
Onursuzlugun lagim cukurunda yok olmak
Uniformali bir Dehak onunde durmak
Ve beyninin iCindekileri bir bir kusmak
Sonra bir et yiginina donusup kalmak
Iste buydu Diyarbakir zindaninda yasamak

Sesler ihanete donusurdu her gece
Bir tas corba – bir dilim ekmek ugruna
Ihanetler acilara donusurdu kallesce
Acilar hep turkulere vururdu kendini

Etten ve kemikten insan olur mu
Beyinsiz insan ayakta durur mu
Ayni kavgaya gonlunu verenler
Dostunu ihanet ile vurur mu

O zindan ki zincir sesidir sarkisi
Her sozunde bir ciglik yukselir
Her notasinda bin ofke
Her dizesinde bin isyan beslenir
Isyan siirlere
Siirler yureklere seslenir
O zindan ki her yemek vakti
Tutsak agizlari kanla suslenir

Onur kaleleri yikilirken birer birer
Yureklerde dal budak salar ihanetler
Ve dusman kasetinde u”c onder
Beyinlerini kusarak dusmana sergiler
Ayni anda siradan bir nefer
Hic aldirmadan onderlerinin sesine
Tutsaklik icinde ozgurlugu soyler

Sus dostum sus – sozun yarida kalsin
Ozgurluk dilinde kilitli kalsin
Baslar egilse de acilsin gozler
Konusan onderler geride kalsin

Ne zaman umutsuzluk cokse direncin kiyisina
Bir aci saplanir yuregin tam ortasina
Koguslar susar
Parmakliklar durur
Ranzalarda kullenen umutlar aglar
Geriye dogru atilan her adim
YakIlan ates ustune yagmur diye yagar

Anlatilmaz bir destandir yasanan
Ne soze gelir ne saza
Kirbaclar sopalara ve zincirlere karisir
Oluler ayaklara dolanir geceleri
Kanli battaniyelere sarilir
Her direniste tabutlarla cikilir disari
Gozyaslari zilgit seslerine katilir
Elleri hep koynunda kalir kizlarin
Analarin gozleri dikenli tellere takilir
Bir acili sessizlik sarar yurekleri
Dicle’nin sulari susuzluga cakilir
Kale burclarindaki akbabalara
Ve uniformalar giyinmis yeni Dehak’lara
Yalnizca zindanin mazgallarindan bakilir

Bir adam cogalir bir basina hucresinde
Yuregi Kawa’dadir gozleri Babek’te
Atesler yanarken dag doruklarinda
Ihanet zindan karanliginda kol gezmekte
Kawa’lara Babek’lere bir yandas gerek
Bu zindan karanligina bir ates gerek
Cevrilen ihanet carkini kirmak icin
Olumu gogusleyecek bir yoldas gerek

Bir anda yirtilir zindan karanliklari
Sessiz bir gurultuyle sarsilir duvarlar
Patlar bir beyinde Newroz isiklari

Ey atesin ve gunesin cocuklari
Hani bilincin sesi yureklerimizde
Gozlerimizde inancin sancaklari nerede
Bu gidise dur demek gerekir bilirim
Hucrede her saniyeyi bir yil eylerim
Bir ates yaktik sonmesin diye hicbir yerde
O ates sonerse yasamayi neylerim
Bu yuzden u”c kibrit ile Newroz gunu
Yuregimi sizlere armagan eylerim

U”c kibriti bayrak diye devralan
Ki daglari delip dostlarina yol kilan
Haykirdi olum haberini onde gidenin
Ozgurlugu zindan karanliginda gunesleyenin

Ey bu kavgaya gonul verenler
Ser yerine sir verenler
Serden gecip de sir vermeyenler
Bu zindan karanligi yirtilsin diye
Bu ihanet duvarlari yikilsin diye
Newroz gecesi bir onder
Atesi bedeniyle zindanlara tasimistir
Olurken bile hucresinde
Bizlere kIstan bahari mustulamistir
Atesi saraylara – komurlerde degil
Bir isik ugruna yureginde yakmistir

Silinmiyordu gozlerden suzulen yaslar
AksIn diyordu herkes – aksin
Aglamayi unutmus gozler aglasin
Gozyaslari alev alev harlansin
Dudaklarda tutusup dillerde sahlansin

Olen artik yureklerde bir bayraktir
ihanet yolunda durulan?bir duraktir
Karanlikta bir cingi ates
Korlere yol gosteren bir isiktir
Atilan zilgitlar bir baskadir o gun
Bir bayram gunu olumu sevmek
Olumsuzluge duyulan bir askadir o gun

Dolasti u”c kibrit elden ele sessizce
Hucreden hucreye
Kogustan kogusa gizlice
Konusuldu ugrun ugrun
Tartisildi geceler boyu ince ince
Zindandan daglara vurdu savkini
Daglardan en kalabalik kentlere
Dallarda ciceklere verdi rengini
Nehirlerde en coskulu kopuklere
Dolasti yurdunu boydan boya
Sazda kirIlmayan tel
Dilde susmayan soz oldu turkulere

Zindanda yurekler yine baskida
Eller bagli – govdeler askida
U”c kibritin atesi sonsun istenir
Inanclar ihanete donsun istenir
Dusunceler zincire
Sevgiler prangaya vurulsun istenir
Yureklerde caglayan ozgurluk suyu
Bulana bulana durulsun istenir
Uniformali bir Dehak’in sahsinda
Zalimin zulmu kurulsun istenir

Baskilar yetmezse itirafta bulunmalara
Yapilan itiraflar dinletilir tutsaklara
Iste biri – biri daha – biri daha
Susardi butun koguslar
Donerdi bir anda sessiz mezarlara
Ve ciglik cigliga o sessizlik
Binlerce ofkeyi
Binlerce isyani doldururdu bakislara

U”c kibriti dortlemek derdi bir ses
Dort kibriti beslemek
Ve olumu isyan atesleriyle duslemek

Bir kogus vardi koguslar icinde
U”c kibriti dortleyenler yatardi icinde
Dort yildiz gibiydiler yildizlar icinde

Teslimiyete gonul verilirken onlerinde
Atesi cogaltarak yakmak gerek dediler
Olume yasamak diye bakmak gerek dediler
Sonuyorsa yakilan atesler birer birer
Atesi bedenlerde cogaltmak gerek dediler
Oturdular her gece diz dize
Once olumu sevmeyi ogrendiler
Ve olumde olumsuzlugun rengini gorduler
Karardan Once yurtlarinda kalanlarini
Ciceklerinde acanlarini sordular
Dus degildi yasayip gordukleri
Sozlerini gelecek adina bir dus diye
Dordu bir agizdan hayra yordular
Binlerce tutsak icinde
Ve en kanli kudurmuslugunda vahsetin
Olum cehenneminde bir cennet kurdular

Havasizlik icinde veremler yaratilirken
gardiyan hakimler ve savci cavuslarla
Her gece mahkemeler kurulurken
Insanlar soyundurulup makatlar aranirken
Hangi kus konardi zindan penceresine
Ve makatlara sigara takilip yakilirken
Insanlar dort ayak ile yurutulurken
Hangi bayrak cekilirdi onur kalesine

U”c kibriti yureklerinde dortleyenler
Acligin ve yoksullugun kotulugunu gorduler
Ama hicbir seyin
Boyun egmekten daha kotu olmadigini
Ve boyun egenlerin
Yarinlara kalmadigini bildiler
Her kotulugun daha kotusunu tartisip
Gozlerinde butun korkulari sildiler
Binlerce baskidan ve kufurden sonra
Newroz atesi yakip siirler soylediler
O gunun adini milat koyup
U”c kibrit oncesi
Ve u”c kibrit sonrasi dediler

Otsun diye kendi yuvasinda kus
Acsin diye kendi dalinda cicek
gorduler ki yepyeni kibritler gerek
Ates olup yanmaktaysa butun gercek
Yanarken turku soyleyen can?ar gerek
Atesi kaniyla tutusturanlar gerek

Patladi zindanlarda yepyeni bir isyan seni
Olumdur sinayan insan yigitligini
Olumu bedenimizde bogmak gerek
Olumsuzluge varip olumlerde
Daglarda kir ciceklerince cogalmak gerek
Olumu gamzelerde ciceklemek ve gulmek
Gulmek ki yasama bilenmek demek
Ille de insan sicagi kokarken koguslar
Gulmek ki
Kurumus derelerde sellenmek demek
Col kurakliginda gullenmek demek
Var git dostum var git
Kendin al bu gece nobeti
Bu gece olmek
Sonsuz bir olumsuzluge yurumek demek

Aylardan mayis ki dallarda cicektir
Toprakta bereket ve dogada renktir
Inancta guzellik ve zamanda gelecektir

Dort yoldas o gun baharin koynuna girdiler
Olumun alcaldigini gozleriyle gorduler
Gomleklerini – kalemlerini ve saatlerini
Anilsinlar diye sevdiklerine verdiler
Ve dort agizdan u”c kibritin isikli sesini
gok gurultusunu cildirtarak gurlediler

Bu ihanet girdabinda bogulmadan
Sahsimizda davamiz son bulmadan
Ve geriye donusler virus gibi cogalmadan
Canimizla bu ihanet carkina dur demeliyiz
Onur bayraklarini gogsumuze dikmeliyiz
Kawa’nin orsune koyup davamizi
Yureklerimizi korUklenen ateslere surmeliyiz
Bu zindanda yolumuz aydinliktir artik
U”c kibriti dortle carpip bu gece
Butun sehitlere konuk gitmeliyiz

Saat dortte dort canin etrafi dort duvar
Duvarlarin otesi mayis gulleri ve bahar
Analar ve bacilar aglayacakmis ne cikar
Bu gece ‘dortlerin gecesiDort goguste yar diye yalnizca ates yanar
Biri nobet tutar – biri bildiri yazar
Digerleri dort kisilik bir ates kurar

Zindan sessiz – zindan canli bir mezar
gokyuzunde bir anda dort yildiz kayar
Butun dostlar uykuda
Dortlerin gozlerinde yalniz ates var
Dimdik baslarla
Emin ve kararli bakislarla
Ihaneti durdurmak icin atese yuruyorlar
Dordu de yasamaya sevdali
Ozgurluge nisanliydilar
Tutsaklik kesmisti mutluluk yollarini
Bu zindanda olume nikahliydilar
Bu olum ki ozgurlugun ilk adimi
Tutsakligin ve ihanetin kirilma ani

Takvimde on yedi mayis kalkar
On sekiz mayis dortlere bakar
Disarda gune hazirlanirken tomurcuklar
Dort candan baska uykudadir butun tutsaklar
Dag – tas ve zindan uykudadir
Yalnizca dort ozgurluk yolcusu
O gece olume hesap sormaktadir

Yillar boyu iskenceler icinde
Ihanetler ve direnmeler icinde
Beklediler – beklediler de gelmedi olum
Tuttular yakasindan koydular onlerine
Konus be olum – konus dediler
Biz buyuruz sen boyle kuculdukce
Seninle kavgamiz insanlik tarihiyledir
Prometheus’tan Spartakus’e
Bruna’dan Che guewera’ya
Vr Kawa’dan bizlere dek ates iledir
Gel de bagdas kur soframiza ey olum
Senin alcaldigini gormek
Ozgurluk adina sunulan canlar iledir

Zindan sessiz – zindan canli bir mezar
Dort can el ele bir demire sarildilar
Tinerler – neftler ve boyalar
Zindanda dort can
Kazan altinda betona cakilmis birer civiydiler
Demirin belin? sarilmis dort percindiler
Ve bir potada erimeye hazir cevherdiler

Haykirdi u”c kibrit yolunda onde giden
Atesi zindanlardan kentlere goturen
Tamam miyiz
U”c yerine dort kibrit cikarip cebinden
Yakti yuregindeki korlanan atesten
Tutusan ates
Patlayan tinerlerin ve neftlerin sesi
Dokunmasin hic kimse
Bu gece dortlerin ozgurluk gecesi
Dort bin yilda yazilmis bir destanin
Gunes diliyle soylenmis ilk hecesi
Boyle tutusur – boyle yanar ancak
Uzay caginda bir zindan gecesi

…oOo…

Bir havar yukseldi zindandan kirlara
Dort atesten dort kivilcim dustu daglara
Daglar tutusup indi baglara
Dort ayri ses yukseldi her atesten
Sondurmeyin atesi
Ufleyin korlara – ufleyin korlara

(…)
Yak artik canlarla yakilan atesleri
Yak ki acilsin dunyanin korelmis gozleri
Yak ki yirtilsin geceler isiginla
Yak ki tarihi yeniden baslatsin
Kawa’nin -u”c kibritin ve dortlerin sozleri
Yak ki yayilsin dunyaya
Atesin ve gunesin olumsuz sesi

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler