”Böyle Dostu Olanın Düşmana İhtiyacı Olmaz” / Akın KAYA



 

7 Haziran Türkiye genel seçimlerini geçmiş diğer seçimlerden mühim kılan muhafazakar diktatörlüğe karşı tepkinin ölçüsü oldu. Peki gün be gün daha da pervasızlaşarak, halkların en demokratik haklarını bir bir elinden alarak totaritel bir rejimi ortaya koyan AKP karşısında devrimciler ve sol muhalefet tam olarak görevini yaptı mı! Sol ideolojinin en temel özelliği yapıcı bir özeleştiri gerçekliğidir fakat bu gelişim dinamiğinin dahi ne kadar çalıştırıldığı aşikar. Özellikle de seçim öncesi ”aydın” sıfatlı unsurların HDP’ye temkinli, kibirli ve sistem reaksiyonlu sığ yaklaşımına rağmen seçim sonrası sokağın, halkın iradesini göz ardı edip ısrarla bu tavıra devam etmeli bunun en aşikar ve içler acısı örneği olarak karşımıza çıkıyor.

12 Eylül faşist askeri darbesi ülkeyi bir cehennem cumhuriyetine çevirdiği kadar da ”sol” u dizayn etmeyi de ihmal etmedi, zira kırıntısı kalan devrimcilerin örgütleyeceği bir halk faşizmin en büyük korkusu kabusu olacaktı. 1990’la kadar halktan kopuk olan ”sol” Kürdistan’dan cebarrut devlete kafa tutan muazzam bir mücadele veren halkın, örgütün bir güneş gibi doğuşundan maddi manevi moral bulup başta metrapollerde olmak üzere genel bir yükseliş kaydetsede faşizmin ağır yönelimi ile yurt dışına veya belirli mahallelere sıkışıp kaldı. Kısaca devrimciler proleterya ile tam anlamı ile buluşamadı, onları örgütleme fırsatı olmadı, gecekondu mahallelerini salt yaşam alanları olarak kullanabildiler ve hali ile bu boşluğu başka bir mazlum (sözde) ideoloji olan siyasal islamcılık doldurdu sonuç olarak mevcut iktidarın oy deposu haline geldi fabrikalar, gecekondu mahelleleri ve emekçi yığınlar. Kabaca durum bu diyebiliriz tabi şimdi ki mesele bu konu olmadığından detaya gerek duymadım en azından şimdilik.

Gezi süreci Sol’a cesaret ve atılım fırsatı verse de bunda da başarı sağlamak yerine sol ideoloji ile çelişkili garip bir ”aydın” güruhu peydah oldu. Bu sözüm ona aydın güruhu gerçekci olmayan, günü birlik popülist hoş sohbet söylemler ile halkı oyalamaktan öteye gidemediler fakat bunu sorun yapan ne yazık ki olmadı her iki taraf ta bu yapay durumdan gayet menmun du. Düşünün ki bir Atilla Taş’ın ağzından çıkan muazzam bir devrimci öğreti gibi algılandı, Ermeni mağdurluğunun bol bol ekmeğini yiyen ama bir kez bile Levon EKMEKÇİYAN’dan bahsetmeyen, Kessab’a rağmen, Malula’ya rağmen AKP’nin Suriye politikasına paraler beyanı dahi olan Hayko Bağdat toplumsal tepkinin dümenine geçmiş durumda. Buna benzer onlarca isim ve örnek verebiliriz ama ince çizgi bu sözde aydın(lar)ı yaratan ve bu konuma izin veren maalesef bizler olduk.

Hal böyle iken bir taraftan da Sol bir yayın organında HDP’nin desteklenmesini doğru bulan, bu yönde öyle radikal de olmayan akademik, insani bir dil ile yazan köşe yazarı tasviye edilebiliyor ve bu haksızlığa, bildiğimiz havuz medyası uygulamasına tepki gösteren bir tek meslektaşı çıkmıyor! Fakat tabiri caiz ise şark kurnazlığı yapıp HDP’nin başarısını gördüklerinde methiye düzmeden de geri kalınmıyor hatta kibir bir dil ile görev buyurup yüzsüzleşebiliyor da. Tabi bu sığ duruş gözden kaçmıyor, hafızamızın baş köşesine buyur edip ağırlıyoruz vakti geldiğinde haklı iki çift lafımız olsun diye.

Mazlumun, ezilenin kimliğine, mezhebine, ideolojisine bakmadan yanında olmayı onların acısını hissetmeyi kitaplardan yazılanlardan öğrenemeyiz bu vicdan ile akılın bir kesişmesi insani bir reaksiyondur. Devrimci olmak için, ”Sol”cu olmak için, mazlum ve masumun yanında olmak için  Karl Marx’ın Das Kapitalini veya Friedrich Engels’in Doğanın Diyalektiğini okumak  ile olmuyor tıpkı Spartacüs gibi tıpkı Hz Hüseyin gibi.

 

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler