Cümleler Yaşamla Bağımızdır / Misak Tunçboyacı



 

 

Cümleleri yarıda koyup biteviye hınca rehin etmek, şiddete elini kolunu kaptırmış, linçe sözü kurban vermiş, durmadan diyet istenmiş hep o talep edilmiş ülkede hayat bunun neresindedir? Hayat büyük cümlelerin arasında kerhen anılalar mıdır? Sonsuz kere yıkımlarla yüz yüze, baş başa kalınırken bir biçimde hemavaz olamamak mıdır? Nutuklar, büyük vecizler birbiri ardına yinelenirken gerçeğin gerçeği çürümeyi ifşa ederken hayat her nedir, nasıl bir bahistir? Nasıl yaşamda bağlı kalınacaktır bunca bezirgânlık bir o kadar hinoğlu hinlik körlemesine sürdürüle dururken hala. Cisimleşmiş olan, devletin hemen her gün şiddetle kendi dönüşümünü aralıksız güncelleye durduğu bir menzilde “hayat” nasıl bir meseledir. Kestirmeden, dosdoğru, şiddetin olağanlaştırıldığı yerde hayat tam olarak nedir?

 

Kutuplaşmanın zıvanadan çıktığı bir menzilde sözün ikrara değil hiddetin ve haddin değirmenine su taşınan ülkede bu kadar badireden sonra yeni felaketleri nasıl okumalıyız? Gün aşırı aşındırılıp, çekilip, çekiştirilip yeni bir yara ortaya çıkartma tavrını nasıl değerlendirmeliyiz her ne yana koymalıyız? Bildiğimiz her bir şeyi sözü ve meseli hiç ezber okumayın, masal anlatmayın, ilk siz başlattınız dolaylarından sayıklayarak örseleyenlerin menzilinde bu çukurun halini daha ne kadar öteleyebiliriz? Her nereye kadar ol inkâr ülkenin boynunda taşıyacağı bir utanç olacaktır. Olmaya devam edecektir. Hiçbir şey ve her bir şey birbirine bunca karmakarışık eklenmişken hala aynı teraneler ile nereye varılacak, daha hangi eşikler kalmıştır.

 

Tüm bu utançlar sıralanıp dizilirken daha ne kadar her şey güllük gülistanlık olarak görülecek ve bilinecektir. Bir hikâyenin platosunda değil sahici olan, gerçek yıkımın güncelliğinde hayat her nerededir? Hayatın bunca eksik ve gedik konulduğu bu yerde insanlık artık neyin nesidir? Hiçbir bahsin tam olarak vaktinde konuşulmadığı yerde sözcükler bir şeyleri çağrıştırmıyor mu, halimiz nicedir? Bunca kolay viraneliğe dönüştürülmüş olan bir menzilin geleceği her nasıl okunabilecektir. Dahası da vardır her şey bunca kolay yıkıma terki diyar edilirken yarının nasıl bir halde karşımıza çıkacağı muallâk değil hakikatin kendisini bir eksiği olmaksızın göstere gelmektedir. Hayat mahvedişlerle sınanırken, günbegün daraltılarak yeniden biçimlendirilirken yarınsızlığımız ifşa olunmaktadır kestirmeden.

 

Sorunlar birbiri peş arka arkaya yinelenmekte, birikmeye devam etmektedir. Bunun için mesele sadece soru yığını değildir artık bu yaşamı şansa bırakmış olan ülkenin her günüdür. Her güne sığdırılan bir dolu kıyamettir açıktan. Eksik olmayan hiddetin sonunda evirilerek linçe dönüştüğü, sözü eksilttiği ya da toptan mahvettiği bir uzamın kendisidir derdin büyüğü. Hayat sahiden ülkenin ‘sınırları’ dâhilinde ne anlama gelmektedir? Varlığa karşı tahakkümün, var olma çabasına karşılık zorun ve söze karşı dayatmaların iş bu ülkede, el üstünde tutulması halidir, düşünceyi zor ve aşılmaz bir karanlıkla hemhal ettiren. Tek bir günün bile bırakılmayacağı; “müjde” gibi duyurulurken sıradan olana eza verebilmek için her gün yeni bir oyunun sahnelendiği yerdir karanlık bahsi ile hemhal ol mevzi.

 

Kast edilen hayat bahsini hiçleştirmektir. Sözü savunmak unutturulandır. Mücadele toptan hafızadan sildirilendir. Hak aramak, talep etmek, yalana çıkartılandır, yalan edilendir. Günler günleri kovalarken daha büyük, daha derin yaraların peyda ettirilmesidir işte sürdürülen. Günler günleri kovalarken söz daha dolaşıma çıkmadan, noktalanmadan, linçlerin hazır ve nazır ettirilmesidir sürdürülen. Gayretine düşülen onlar hep konuşur bu malum cenah, herkesin haddini öyle ya da böyle bildirir meselidir. Topyekûn varlığa karşı, varım buradayım çıkışına tacizin sürekliliğidir icra olunmaya devam edilen. Hiddetin bir norm olarak bildirimi, devletin, onu yönetenlerin, onunla hareket edenlerin yolunu da temellendirmektedir istikamet hep bu bağlam üzerinden ilerlemektedir.

 

Yenileşme nam edim bu eskinin pespayeliğine sahip çıkılmasıyla meydana getirilendir. Tenkit ve tehditler bir yönetişim tarzından çok açıktan işte bu despotizmin eksiğini gediğini tamamlamak adına yinelenmektedir. Faşizm güncellemesidir her şeyden önce vuku bulan. Varlığa karşı en sert biçimdeki tahakkümün, var olma gayreti ve çabasına karşı yoksunuz siz nüvesinin, söze karşıysa keskin ön yargıların iş bu ülkede aklın ta kendisi bildirilmesidir vuku bulan. Bir yerde sıfırlamalardır mevziinin dört yanında güncelliği muhafaza altına alınan. Bir muhafazakâr ülkede yaşamıyoruz sadece. Başlı başına bağnazlıkla hemhal, onu yeni tabular devşirebilmek için kullana gelen bir ülkenin sınırlarında yaşamın her ne hallere konulduğunu deneyip teyit ediyoruz.

 

Denek edilmiş olan hayatlarımız sanki her şey bir mizansenmiş gibi cisimleştirilip anılırken gerçekte olan biteni anlatan, paylaşan ve hazanın ta kendisine vardıran bir bileşkeyi karşımıza çıkartmaktadır. Varlığa karşı bu taarruzlar hemen her gün yinelenendir. Yinelenebildikçe yeni denilenin anlamı dönüştürülmektedir. Belleğe bir biçimde yerleştirilmeye, kazınmaya çalışılan şey bu derdest edişlerin sürekliliğidir işte eksiği, gediği olmaksızın. Hayat bahsimiz erkin iki dudağının arasından dökülenlere göre, gününe ya da duruma bağlı olarak beğendiği umduğu yaftalara, ön yargılara göre tehdit altına alınmakta, dahası yarınsız kılınmaktadır. Meseller ortakken, meseller bu uzamda politik bir birlikteliği ne kadar ivedi olduğunu göstere gelirken, hegemonyayı elinde tutanın, gücü sınırsızlaştıranın her fırsatta dile getirdikleridir bu anlatmaya çalıştığımız varlığı linç etmeye devam ettirmeyi halen bir görev addedenlerin eyledikleri.

 

Bugüne rast getirdikleri bir ülkede azınlık olma halinin her ne biçimde olduğunu da özetlemektedir. Varlığa karşı taarruzlar bundan sıklıkla yinelenip hep yeni bir noktadan hayatın güncesine dâhil edilmektedir. Azaltabilmek, azınlığı çoğunlukça bir biçimde yok edebilecek bir rakam olarak değerlendirmek gailesi bu hınç ufkunu güncel kılar o heyula dâhilinde. Bugün bu ülkede yaşaya geldiğimiz sistematik saldırıların, birbirini takipçisi olan hiddet seremonilerinin, linç daveti olan vecizlerin ve dahası pek çok şeyin kıyısında iş bu mahvetme istenci peyderpey güncellenmektedir. Bir biçimde ol mahvetme istenci şeklini tamı tamına şemailini kotarmaktadır erk eliyle erkin gücüyle ve dönüştürmesiyle. Varlığın yokluğa tekabülü, koşar adım başlangıç noktasından beriye düşmesi demokrasimizin ulaştığı menzilin de bildirimini gerçekleştirmektedir.

 

Seçim, seçenek çabasından ötesi, bir tahayyülden fazlası, kesinleştirilemeyen tahayyülün derinliği bu noktada, demokrasi denile gelenin yıkıma “rehin” edilmesiyle burada olmanın halini göstere gelmektedir. Varlığa karşı tenkitlerin, yıkımla yan yana yürütülmesi yok edişlerin menzilini de bildirmektedir. Bu ülkede ümidin varlığının artık açıktan yağmalanmasının önünün açıklığıdır dert ettiğimiz. Cümleleri yarıda koyup biteviye o hınca rehin ettiren aklın önümüze çıkarttıkları, günümüzden çaldıklarıdır meselemiz bugün ve hala. Cümlelerin yarıda koyulduğu işitilmesine bile tahammül edilmeden hırapalandığı ve bir tabi ki susturulduğu uzamda paylaşılanların her ne için olduğunu idrak edebilmek bunca zor mudur?

 

Benim memurum işini bilirden, bunlar böyle böyle hadlerini bileceklere, sizler gibi neferlerle denilerek gönençlenenlerin, cenahın dönüşümü ele aldığı ilk menzil cümlelerimizi kırıma uğratmaktır. Zamanının paşalarının, cunta günlerinde topluma dayattıkları şartlanmış, koşullanmış reflekslerini harfiyen uygulayan, güncelleyen cenahın yeni Türkiye bahsi hep bu kırımla yinelene gelmektedir. Mesele biraz değil basbayağı budur. Adaletsiz, hukuksuz, daim özgürlüksüz, hemen her şeyin tırpanlandığı tehditlerin galebe çaldığı, hiddetin üstün kılındığı bir menzildir cümlelerin kırımı. Cümlemizin arz-i halinin zapturaptı buradadır. Kanıt belge ve ispat meydanlarda ol haddi hududu devşirip duran siyasanın en günceli hali paylaşanlarla hep güncellenmektedir.

 

Vezir-i Cumhur’dan, başvekile, böldürmeyeceğiz, yedirmeyeceğiz galiba en mühim sorgulatmayacağız bahsi ile yaftalarla tahlili kıt meramlar olarak nakşolunmaktadır. Cümleler böylelikle azaltılmakta tehdit güncellene gelmektedir. Bizatihi baraj aşılırsa barışma istenci, sürecinin de sonu gözükür tespiti gibi hep daha bedbin, daha kalıcı bir korkunun inatla salınmasıdır cümleleri eksiltmekten alıkoymayan. Tehdit hala günceli, tahakküm yenilenebilir ve zul sahiden kalıcı kılınandır bu menzil dâhilinde. Her gün tekrarlanan yegâne şey bu bahsin artık adının bile anılmayacağı bir biatın kalıcılaştırılması gayretidir. Yeni olarak anılan eskiler ve eskinin en güncel halinden el bulan tahakküm ile söz yağmalanmaktadır. Biteviye sunulan, paylaşılan, sahneden, ekranlara, yazılı olandan işitsel kılınana meramı yok ettirmek, sınırlarını keskin bir biçimde daraltmak adına düzenlenmektedir.

 

Bugünün ülkesinin moderni, yeniliğini eksiksiz göstere gelen her gün ajansların onca müdahaleye rağmen paylaştıkları haberlerin en umulmadık satırlarından belirginleşmektedir. Şeklin, şemailin zor ile kurulduğu bir yerdir işte o satır aralarından yaşayacaksınız diye buyrulan. Foucault’nun biyopolitik aksında o yaşayana dair tespitlerinin, maruz kalınan dayatmaların her ne olduğunu göstere gelen bir yerdeyiz işte şimdi ve şu an. Her tarafı viran bir sistemde erk halen ayakta olduğunu bildirmek, daha büyük hınçlar için burada olduğunu göstermek için senaryolarını güncelliyor. İç güvenlik yasasından baskı ve tutuklamalara, sözün yıkımından, hak gasplarına, yağmanın süregitmesinden bunlara ilaveten okunan masalların hep tek renkliliğine ve durumu seve seve katlanacaksınız bahsinde ol diklenmelerle senaryo tazeleniyor.

 

Bir kurgu ki her günü daha derin bir cerahatle donatıyor. Her gün ayrı bir çürümenin ve yıkımın ta kendisine ev sahibi olunduğu yineleniyor. Dur durak bilmeksizin yinelene gelenlerin yarınsız bir ülkeyi kotarmak adına olduğu muhakkaktır bunca tecrübeden sonra. Katilin ressam diye yutturulduğu yerdir bu senaryolar dünyası. Onlarla, yol almış olan şimdiyi tanımlandıran, eyledikleriyle güncelliği eksiksiz “cehenneme” çevirenlerin ortaklığıdır senaryodan çıkagelen. Kral çıplakken sistemin de çürük olduğu yansımaktadır her ne kadar anılmasa da bu yeni içerisinde, yeni olduğu vurgulanan ülkede. Fabrikalarından, kara kör madenlere, ofisinden sokağına, oradan evlere müşterekin tekinsiz, korunaksız yapayalnız kılınması gayretidir güncellenen.

 

Yazılmış ve yazılacak olan tüm kurgunun gerçekliğe evrimi ve çabasıdır derdine düşülen. İstemsiz değil neredeyse hesaplı kitaplı milimi milimine ölçülüp biçilmiş bir cerahatin yaygın ve sabit bildirilmesidir mesele. Fabrikalardaki direnişten sokakta hakkını talep edenlere karşı sergilenen hiddete esas meselin hiç konuşturulmamasıdır üzerinde günbegün yeni bir senaryo çabasına düşülen. Sıradanın ne hakkı, ne de aklı yoktur önermesini artık belirgin, yekpare kılmaktır durmadan, durumdan vazife çıkartılarak gayret edilen. ‘Yeni’ sözün yaşam çıkarsamasının ve tahayyüllerinin önünün alınması budur. İstisnasız menzilin ol şiddete meyyallikle beraber terbiye edilmesi gayretidir üzerine düşünülen. Bu toprakların canı hiç yakılmamış gibi, daha ne eksiği varmış, kalmış gibi yenilerinin yollarının aranmasıdır işte ol senaryolar düzeni.

 

Ya komplo, ya paralel, ya mihrak ya da düşman, metaforlar çeşitliliğine yenilerini eklemeye devam ederken cana kastın süreçleri yenilenmektedir. Birileri konuşur bu sistemin başat olduğu iddiasındaki partisinin hegemonyası tam da eskilerin, tam da ol eskidiği bildirilen, sonlandırıldığı betimlenenle nefes aldığı ortaya çıkmaktadır. Tahakküm bu ülkenin her gününde apayrı bir biçimde çıkartıla gelmektedir. Takvim yapraklarında günün anlamı ve önemine dair yazılanlar kadar artık sığamayanların cümleleri düşülmektedir. Sığdırılamayarak taşaduran bir tanıklık güncesi tutulmaktadır. Sistemin içine girerek onu dönüştürmek gerektiği gibi bireyin sözünü işiten bir mekanizmaya evirmeye gayret eden HDP’nin başına getirilenleri bir kez göz önüne getirdiğimizde bu güncenin bir kısmı meydana çıkacaktır.

 

Siyasanın hayatta en gereksinim duyduğumuz sözcüklerini taşıyabilmesi, -politik- olanın hayatın öznesi olduğu yaşantılarımızın en nihayetinde ortak alanda duyulması, bilinmesi meseline karşı tehditler işte bu menzilde o takvime düşülen notların ağırlarındandır. Yaralarımız dün Pontus Rum Kırımı, dün Dersim, dün Maraş ya da Sivasken daha yakınımızın Roboski olduğunu bildirmektedir iş bu meselde. Hayata karşı taarruzların çok yakın zamanlarından bir diğer örneği Gezi Direnişi boyunca katledilen canlarımızın davalarında günyüzü bulanlardır işte o notlara sığmayıp artık taşaduran. Hiçbiri bir kenara atılmayacak nice şiddetin sergilendiği bir menzilde halen canlara kastın sıradan bildirilmesidir ol senaryolarla bildirilmeye, bunca ağır bir biçimde yinelenmeye devam olunan.

 

Gün geçmeden bir başka yarasına tanık olduğumuz; Suriye’den Irak’ına bu erk iradesiyle, gayri resmi alttan alta destek çıkılan sevimli çocuklar diye geçiştirilen çetelerin, bir başka bin dokuz yüz on beşi temellendirdiği bir dünyada yaşadığımızın ibaresidir notlarımıza yer bıraktırmayan. En son ajanslarda yer bulan bir kültür mirası olarak “Birleşmiş Milletlerce” tescil edilmiş olan Palmira antik kentinin de yıkımının söz konusu olabileceği bildirilendir. Ol meselde, sadece birkaç adım ötede sınırın bu yanında da gerek ucube olarak değerlendirilerek, gerekse de artık bizim lazımımız değil denilerek, yaşamları tüketme, geriye kalan izleri toptan mahvetme sürekliliğinin bir örnekleştiği bir tekrardır o yazıldıkça satırlara takvim sayfalarının menzilini de karaya çalan.

 

Bu karanlıklar silsilesi, tehdidin her ne olduğunu yineleyen bir algı biçimlendirilmeye devam edilmektedir. Bu istencin her ne olduğunu en sonra gerilla cenazesi için toplanan insanlara saldırmayı uygun gören, sözüm ona barışırken bile zulmünden es kaza bile taviz vermeyen devletin Varto’da eyledikleridir sözü yarıda koymaya, cümleleri eksiltip duran. “HPG gerillası Fehmi Yılmaz’ın (Agit Kop) cenazesinin Varto’daki “Şehit İsmail ve Ronahi Şehitliği”nde defnedilmesine engel olmak isteyen askerler, cenaze konvoyuna saldırdı.” Ajansa düşen tek satırlık haberin detayında bir halka taarruzun her ne demeye geldiği bir kez daha cisimleştirilendir. O saldırıdan bir insanın canı daha tehlikeye bunca kolaylıkla atılmıştır. Evet barışmak da bir ihtimaldir ama böylesine bir hınçla karşı karşıya kalınırken daha ne getirilecektir o özleme varmak giderek yalan edilirken.

 

Dönüp dolaşarak aynı cümleleri kuruyor gibi görünebiliriz. Bir yerlerden aşina olduğumuz sesleri paylaşıyor, yazaduruyor olabiliriz. Gel gelelim ki yaşadığımız güncellik bu satırlarda andıklarımızı artık kesintisiz bir biçimde hayatımızın merkezine konumlandırmaktadır. Yarınsızlığımız, ümidin heba edilmesi gayreti artık açıktan bir tehditten öteye varmaktadır. Gerçekten gerçek kılınandır bu sarmala benzeş olan karanlıklar ülkesinde yıkım. Sözlerimizi hatırlayabilmek kaybettiklerimizi telafi edebilmek, kırgınlıklarımızı aşmak, yaralarımızı artık sarabilmek sıradan olanın sesindeki hali anlamı ve meramı ortaklaştırarak mümkündür. Gerisi bu kimselerin okumadığı, bu sokaklarda az ama öz olan insanların paylaşa durduğu bir mesele olandır. Cümleler yağmalanmadan bir an evvel konuşmak, anlayabilmek, hayatlarımız adına elzem olandır. Belki de son çaremizdir, en son çıkışımızdır. Arz-i halimizdir.

 

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler