#DirenBerkin Kalbimiz Seninle… / Yazarlar Forumu



1

15 Haziran akşamı Gezi Parkı’nı dağıtma amaçlı yapılan ağır müdahalenin ardından İstanbul ve Türkiye’nin birçok ilinde halk sokaklara döküldü. Zira “üç beş ağaç”la başlayan Gezi Parkı Direnişi, ardı ardına yapılan müdahaleler nedeniyle kısa sürede doğayı korumanın yanı sıra demokrasi ve insan haklarının mücadelesine dönüşmüştü. Beklenen adaletin, “ileri demokrasi”nin yerine zulüm gelmişti ve artık isyan haktı. “Zulmün olduğu yerde durmak, boyun eğmek insana yakışmaz”dı. İstanbul yangın yeri; hükümet eliyle gerçekleştirilen polis darbesiyle, bir utanç tablosunun, insanlık ayıbının resmini çiziyordu iktidar.

16 Haziran’da da süren eylemlerin sabahında tüm şehir evine dinlenmeye çekilmişken Okmeydanı, Mahmut Şevket Paşa Mahallesi Eren Sokak’ta, evinden bakkala ekmek almaya çıkan Berkin Elvan hedef gözetilerek ve 90 derecelik açıyla ateşlenen gaz bombasıyla başından ağır biçimde yaralandı. Hem de ortada herhangi bir eylem yokken, sabah 08.00’de, durup dururken, henüz 14 yaşında bir çocuk Berkin  “destan yazan kahraman Türk polisi”nin hedefi olmuştu. Ortalık sakindi, yoksa annesi dışarı salar mıydı biricik kuzusunu?

38 gün geçti, Berkin hâlâ uyanmadı. Endişeli bekleyişimiz sürüyor. Yazarlar Forumu olarak geçtiğimiz hafta Mustafa Ali Tombul’un ailesini ziyaret etmiştik ve birkaç gün sonra da güzel haberi gelmişti. Bu hafta da Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne Berkin’in ailesini ziyaret ettik. Berkin kardeşimiz hakkında bilgi almak, ailesine yanlarında olduğumuzu söylemek istedik. Sadece bizler değil tüm Türkiye halkı vicdanıyla kardeşimizin yanında. Onun iyi haberlerini bekliyoruz. Ancak Acil’in danışma servisinde Berkin’i ziyaret etmek istediğimizi söylediğimizde, görevli hanımefendi yakını olup olmadığımızı sordu. Yakını değildik, o halde ziyaret edemezdik; “zaten biz de ailesini ziyaret etmek istiyoruz, onları nerede bulabiliriz,” diye sorduğumuzda bahçeye bakın, denildi. Belli ki dışarıdan bir tembihleme, baskı söz konusuydu. Bu sözler üzerimizde soğuk bir duş etkisi yaratsa da pes etmedik; kime sorabilirdik, kimseyi tanımıyorduk. Hastanenin kantinine sorsak? “Affedersiniz, Berkin’in ailesini arıyorduk…” Bir adam kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi sordu. Karşılaştığımız kişi Berkin’in küçük dayısıydı. Sonra büyük dayı ve annesiyle konuşma fırsatı bulduk.

“Şu ana kadar uyanması lazımdı”

Berkin’in büyük dayısı Kenan Düzen, “Yoğun bakımda, şuuru kapalı. Uyutulmuyor, kendisi uyanmıyor.” Konuşmasından anlıyoruz ki, dayı ve yeğen aynı zamanda iki arkadaş, dert ortağı.

Doktorların Berkin’in durumu hakkında ne söylediğini soruyoruz…

“Doktorlar bir şey demiyor, beyinde yara ağır olduğu için normal uyanmasını bekliyorlar. Şu ana kadar uyanması lazımdı. Çok yakın mesafeden vurulduğu için, yara çok ağır. Yıllardan beri Okmeydanı’nda oturuyorum, biz o gece 03.00’e kadar dışarıdaydık, normal bir eylemdi. Polis ha bire gaz bombaları atıyor, her yere saldırıyordu. Sonra evlerimize çekildik, boşluğu bulup polis doldu sokaklara. Karşısına kim çıksa atacak;  Berkin de sabah 08.00’de evinin sokağından çıkıyor, başka küçük bir sokağın köşesinde başına isabet ediliyor. Bir yaşında çocuk da olsa, köpeği de görse kediyi de görse saldırıyor, atıyordu. Zaten gazın etkisiyle evlerde yatılmıyor, durulmuyordu.”

İlk günler ifade almak için gelen polislerin herhangi bir baskısının olup olmadığını soruyoruz.

“Gelen oldu. Çağırdılar, ben gittim. Buyrun, dedim, niye çağırıyorsunuz? Çocuk burada, gelin şikâyetinizi orada yapın. Yok, dedim, ben istediğim yerde şikâyetimi nerede yapacağımı bilirim. Israr buysa al dedim, biz de yardımcı olmadık.”

İfade mi almaya çalıştılar acaba?

“İfade almadılar, öyle bir şey yok. İfadeye kimse çağırmadı. Neyin ifadesini alacaklar? 14 yaşındaki bir çocuğun kötü bir şeyi olmaz; çocuğa kim olursa olsun, de ki sen şuraya git, üstüne de ver bir çikolata, oraya gider, çocuktur yani.”

Anne Gülsüm Elvan söze devam ediyor: “Doktorlarımız da söylüyor; buluğ çağı diye bir şey var. O an öyle bir şey var, heyecan var, büyüdüm gibi tafrasıyla. Ne olduğunu bilmez çocuk, gider orada yürüyüşe katılır ama beş dakika sonra gider oyun oynar. Çünkü sonuçta bu çocuktur. Adı üstünde, neyi nasıl yapacağını bilemez. Acaba bunu yapanlar 14 yaşında bir çocuğun nasıl olduğunu bilmiyorlar mı? Öğretmenler, bu çocuklar özellikle sekizinci sınıfa giden öğrenciler bize kafa tutuyor, diyor. Biz de bunu mu yapalım? Biz anne baba, onlar çok iyi biliyorlar, 14 yaşındaki bir çocuğun davranışının nasıl olduğunu. Yani herkes bunu mu yapsın?”

Onlar da bunu bildiği için gençlerin heyecanını kırmak istiyorlar, bu nedenle de hedef gözetiyorlar, diyoruz.

Anne Gülsüm Elvan, “O zaman gitsin kendi çocuğuna da aynısın yapsın. O da kafa tutmuyor mu babasına?” diyor öfkeli ve kırgın sesiyle.

Büyük dayı Kenan Düzen de, “O zaman burada hiç kimseyi bırakmayalım; çocukları, gençleri hepsini yok edelim. İnsanları yok edelim, düz bir mantıktır, zihniyet budur. Kim bana karşı bir tepki koysa ona yaşama hakkını vermeyelim. İnanıyorum; bu zihniyetleri yıkmazsak imkânı yok hiçbir yere gidemeyiz.”

“Oğlumla güzel ilgileniyorlar, ben o insanların hakkını yiyemem”

Berkin’in uyanması, tepki vermesi çok önemli, ancak bir yandan da bu açık saldırıya karşı bir işleminiz oldu mu, hukuki bir dava süreci?

“Hukuki dava sürecimiz başladı, AİHM’e de verdik. Avukatımız var, hukuki süreci başlattık. Zaten avukat savcılıktan orada görev yapan polislerin listesini istedi. Çok uzun sürecek bir işlem. Bizim amacımız Berkin’in uyanması, bilincinin açılması ve iyileşmesidir. Bizim beklentimiz budur. Hukuki işlem her zaman başlatılabilir,” diyor Kenan Düzen.

Hastanenin danışma servisinde kendileriyle görüşme isteğimiz konusunda karşılaştığımız kayıtsız muameleden söz ediyoruz.

Sorumuzu anne Gülsüm Elvan yanıtlıyor: “Oradaki engellemeye bir şey diyemem ama gerçekten oğlumla güzel ilgileniyorlar, ben o insanların hakkını yiyemem. Onlar da diyor; ne olursa olsun, bu bir çocuk. Bunun farkındalar; benim bu yaşta kardeşim var, onun yerinde kardeşim de olabilirdi, diyorlar.”

Bunu duymak umutlandırıcı bir haber oldu bize. Doktorlar, hemşireler yapılan haksızlığın farkındalar ve içeride gereken özeni gösteriyorlar demek ki.

Sosyal medyada Berkin için atılan mesajlardan açılıyor konu. #direnberkin, kalbimiz seninle, uyan Berkin…

“14 yaşında bir çocuk 38 gündür orada,” derken anne Gülsüm Elvan gözyaşlarını tutamıyor artık. “Yeri geldiği zaman 18 yaşına kadar devlet koruması altında olur çocuklar, korumak buysa…” Aile her gece dönüşümlü olarak Berkin’in yanında nöbet tutuyor; her türlü ihtimale karşı, belki bir ihtiyacı olur, belli olmaz diye.

Yanlarından ayrılmadan önce, basına veya herhangi bir yere haber göndermek istediklerinde bizimle iletişim kurabileceklerini söylediğimizdeyse anne Gülsüm Elvan, Star gazetesinden gelen muhabirleri geri çevirdiğini anlatıyor. Gerekçesini de şöyle açıklıyor: “14 yaşındaki çocuğa bu yapılan haksızlıktır, ne diyorsunuz, diye sordular. Ne diyeyim, git o zaman sen ona benden daha iyi ulaşırsın, git sor, dedim.”

Berkin iyileşene kadar hepimiz yanında olacağız; o artık tüm direnişçilerin kardeşi, evladı oldu. Çocukları ve gençleri doğrudan hedef alan bu devlet terörünün bir önce son bulmasını umut ediyoruz. Bu acıyı hep birlikte atlatacağız ve inanıyoruz Berkin’i çok güzel günler bekliyor…

Yazarlar Forumu

22 Temmuz 2013

annesi-berkinNot: 31 Temmuz Çarşamba günü Berkin Elvan’ın bilinci kapalı, komada olduğu 45. gününde ailesinin çağrısıyla Taksim’de bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklaması birçok insanın gözaltı, cop, biber gazı ve toma suyuna maruz kalmasıyla sonlandı.

Berkin’in annesi polise gözyaşlarıyla tepki gösteriyor. Polis yeniden gazla saldırdı. 45 gündür evladının uyanmasını bekleyen bir annenin göz yaşlarından etkilenmeyen polis saldırıya devam ediyor.
Anaların öfkesi katilleri boğacak!

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler