Dr. Mustafa PEKÖZ DEĞİŞEN POLİTİK DENGELERDE GÜLEN CEMAATİ-CHP İTTİFAKI



chpDevletleşme savaşı olarak devam eden AKP-Gülen Cemaati çatışması, uluslar arası sermayenin çıkarlarına göre yeni ittifaklara dönüşüyor. Bunun en somutlaşmış biçimi AKP-Cemaat ittifakının yerini CHP-Cemaat ittifakının ön plana çıkmasıdır. Bu bakımdan son iki aydır oluşan politik kriz aynı zamanda yeni güç dengelerinin oluşmasına yol açtığı söylenebilir.

Cemaat, mevcut çatışmalı politik dengeler içerisinde, yeni ittifak arayışını çok yönlü sürdürüyor. Kısa vadeli planı, AKP’nin etki gücünü zayıflatmaktır. Özellikle 30 Mart 2014 yerel seçimlerde, AKP’nin oy oranını düşürmek ve stratejik şehirlerdeki belediyelerin kaybetmesini sağlayarak, Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerde olası bir uzlaşıda tekrar güçlü bir konumda olmak istiyor.

CHP’nin ABD ve AB tarafından aşamalı olarak ön plana çıkartılması hiç şüphesiz ki izlediği politikalarla doğrudan ilişkilidir. Son bir yıldır ABD tarafından çok daha dikkatle takip edilip edilen CHP, Türkiye’de olası iktidar değişiminde, alternatif bir güç olarak ön plana çıkartılması kararı alındı. Uzun yıllardan sonra CHP Genel Başkanı’nın ABD’ye davet edilmiş olması, Türkiye’nin iç politik dengelerinin yeniden dziyan edilmesiyle ilişkilidir. Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyaretinde Gülen cemaatini temsil eden kurumlarla görüşmesi de, ABD’nin bilgisi ve onaylı ile olduğu bilinen bir durum. CHP’nin yıllardır Gülen’e karşı mesafeli durduğu bilinmesine rağmen Kılıçdaroğlu ile Cemaat arasındaki ilk resmi görüşmenin ABD’de başlamış olması da bir tesadüf olmayıp Türkiye’deki güç ilişkilerinin yeniden planlanmasının bir parçasıdır.

Küresel sermayenin dolaylı desteğini alan CHP-Cemaat ittifak güçleri arasında bir güven sorunu olduğu biliniyor. Bu bakımdan ilk adım Cemaat tarafından atıldı. İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın serbest bıraktırılması hem Cemaatin CHP’ye bir jesti olarak görüldü, hem de ittifaka dair ilk mesajı olarak algılandı.

17 Aralık 2013 tarihinde başlatılan ‘rüşvet ve yolsuzluk operasyonu’ güç dengelerin yeniden reorganize edilmesinin bir adım olarak görüldü. AKP, cemaate karşı çok kapsamlı bir saldırıya girişerek, ülke içi stratejik dengeleri kendi lehinde kalmasını sağlamaya çalışıyor. Ancak Erdoğan ve ekibi, seçimleri de bir yana bırakarak bütün gücüyle cemaate saldırsa da, devlet kurumlarındaki görünen güçlerinin bir kısmını tasfiye etmeye veya etkisizleştirme çalışsa da oluşan dengelerin önüne geçmesi artık mümkün görünmüyor. Cemaat, AKP saldırılarında aktif bir savunma içerisinde kalarak saldırı için yeni hazırlıklar yapıyor. Bunu yaparken, özellikle 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde AKP’yi belir bir darbe vurmak istiyor. Özellikle stratejik bazı kentler ön plana çıkıyor. İstanbul ve Ankara’da cemaat gücünü CHP’ye yönlendirmiş bulunuyor.

Kürt ve Alevi kökenli olan Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi daha ‘sosyal demokrat’ bir çizgiye çekmesi beklenirken, tersine klasik orta-sağ merkez partisi haline getirdi. Kılıçdaroğlu Genel Başkan’ı olduktan sonra, Demirel ile olan yakınlaşması CHP’nin politikalarına doğrudan yansıdı. Özellikle Haberal, Sinan Aygün gibi insanların milletvekili yapılmış olması, CHP’nin eski Adalet Partisi’nin(AP) çizgisine kaymaya başladığını gösteren veriler olarak görüldü.  Bu bakımdan Gülen Cemaat ile CHP arasında politik bir uyumluluktan söz etmek mümkündür. Türk İslam sentezi politikasının ve pratik örgütleyicisinin en güçlü temsilcisi olarak Cemaat ile CHP, Türkiye’nin stratejik meselelerinde aynı ortak fikirleri sahip bulunuyorlar. Örneğin CHP gibi Cemaat de Anayasa’nın ilk dört maddesinin değişmesine çok fazla sıcak yaklaşmıyor. Kürt ve Alevi sorununa dair çözüm politikaları esasen aynıdır. Ordu’nun stratejik rolü konusunda aynı bakış açısına sahiptirler.

Bugünkü güç ilişkileri ve dengeler dikkate alındığında Gülen cemaat çok daha stratejik düşünen bir hareket konumunda olduğu görülür. Geçmişten beri belirlediği stratejinin esası şu; Hiçbir politik partiyi açık olarak desteklemez. Çıkarları gereği bütün güçlerle yakın bir iletişim içinde olur. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini destekledi. Özal, Çiller, Türkeş ve Demirel ile çok yakın ilişki kurdu. 1999 yılında yapılan genel seçimlerinde Ecevit’i destek verdi. Gülen cemaati ülkenin bütün iç politik dengelerinde yer aldı. Birçok politik partiler kuruldu, hükümete oldu, bunların bir kısmı politik sahnede silindi ama Gülen cemaati sistem kurumlarında büyüdü, gelişti. Cemaat’in dönüm noktası ise 2002 yılında AKP’yi vermiş olduğu aktif destektir. Oluşan ikili ittifaktan sonra sistemin hemen hemen bütün kurumlarında örgütlenerek devletin geleneksel dengeleri değiştirmeye başladı. Bugün ise AKP ile girdiği devletleşme savaşında CHP ile ittifaka yöneldi.  Cemaat, desteğini hiçbir şekilde resmi olarak deklare etmez. Böyle bir gelenekleri bulunmuyor. Ayrıca her desteğin politik kazanımlarını hesaplayarak ittifaklarını oluşturur.

Bugün nispeten bir zorluk yaşayan Cemaat, CHP ile oluşturduğu ittifakla çok yönlü politik hamleler yaparak AKP’yi ciddi bir darbe vurmayı hesaplıyor. Erdoğan ise yaptırmış olduğu anketlerde Cemaat’in oy oranının yüzde 4 civarında olduğudur. Cemaat tabanın önemli bir kısmının AKP’ye oy vereceğini düşünüyor. Cemaat ise bunun böyle olmadığını, kendi oylarının tahmin edilenden çok olduğunu özellikle yerel seçimlerde göstermek istiyor. Özellikle Ankara ve İstanbul merkezli yürüttüğü çalışma ile AKP’nin burnunu sürteceğine inanıyor.

CHP Genel Merkezi’nin adeta bir Cemaat bürosu olarak çalışıyor. Cemaat’in birçok kadrosu CHP’nin merkezinde çıkmıyor.  Öyle ki Ankara ve İstanbul’da AKP’ye kaybettireceklerine CHP yöneticilerini önemli oranda ikna ettiler. Bu bakımdan aday seçimi oldukça önemsendi. Özellikle kamuoyunda tanınmış sosyal demokrat kimliklerin ön plana çıkartılmasını istemediler. İstanbul’da Mustafa Sarıgül’ün, Ankara’da Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesinde cemaatin önemli bir etkisi oldu. İstanbul’un ilçe adaylarının profillerine dikkat edildiğinde daha çok Sarıgül’ün etkili olduğu görülür.

Sarıgül, esasen İstanbul sermayesi ile Gülen cemaatinin ortak adayı denebilir. Bu bakımdan Cemaat ile Sarıgül arasında gizli bir ittifak oluşmuş durumda. İstanbul’da Sarıgül’ün kazanması için hem bütün kadrolarını sefer etmiş bulunuyor, hem de çok ciddi bir ekonomik destek sunuyor. İstanbul’da CHP il yönetiminin sanıldığı gibi çok yoğun bir çalışması bulunmuyor, tersine Sarıgül ekibi ile cemaat ekibi yoğunluklu olarak çalışıyor.  Bu güçlerin medya kuruluşları CHP’yi destekleme mesajı vermeye başladılar. Özellikle AKP’nin yıpratılması kampanyasını çok daha yoğun olarak ön plana çıkartacaklardır. İstanbul Sermayesi ile Gülen ekibi İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığını AKP’den aldıklarında, 2018-2019 yıllarındaki Genel Seçimlerde Sarıgül’ü Başbakan olarak görmek isteyeceklerdir. Bu bakımdan Sarıgül üzerinde yapılan hesaplar stratejiktir. İstanbul’u kaybeden bir AKP’nin önümüzdeki genel seçimlerde çok daha ciddi bir darbe alacağı ve dengelerin değişeceği biliniyor.

Sarıgül dengesi CHP içerisinde önemli değişikliklerin habercisidir. Birincisi, İstanbul’da seçimi kazanması durumunda, CHP’nin iç politik dengeleri çok ciddi oranda değişecektir. Bir sonraki genel seçimlerde özellikle İstanbul merkezli milletvekillerinin belirlenmesinde belki de tek yetkili Sarıgül olacaktır. Aynı şekilde İstanbul sermayesinin ve özellikle cemaatin CHP üzerindeki etkisi çok daha fazla artacaktır.  Sarıgül’ün kazanmasında kendilerinin rolünün belirleyici olduğu vurgusunu çok daha yoğun olarak ön plana çıkartacaklardır. Böylelikle İstanbul’daki politik ve ekonomik güç dengelerinin İstanbul sermayesi ve cemaat lehine kullanılacaktır. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, CHP’den çok cemaatin kadrolaşma merkezi olarak çok daha fazla ön plana çıkacaktır. Böylelikle İstanbul’u kazananın Türkiye’yi kazanması gerçeği kendisini yoğun olarak hissettirecektir. Bir bakıma cemaat yeniden kazanmış olacaktır.

Sarıgül oy oranını yüzde 40-42’lere çıkartıp, çok az bir farkla kaybetmesi, yine CHP’nin iç politik dengeleri değişmeye uğrayacaktır. Sarıgül geleceğin lideri olarak ön planda tutulacak ve genel seçimlerde daha etkili olarak en azında İstanbul’da belirleyici olacaktır.

CHP, Cemaatin ve İstanbul sermayesinin desteğini alarak İstanbul ve Ankara’da etkili bir sonuç almak istiyor.  Bugünkü iç politik çelişki ve çatışma AKP’nin aleyhinedir ve bu süreç seçimlere kadar yoğun olarak devam edecek.  CHP, bu dönemde AKP karşısında ciddi bir varlık gösteremezse, kendi içinde ciddi bir çatışmaya girecektir. Çünkü cemaatin desteği konjonktüreldir ve Ankara ve İstanbul ile sınırlı olacaktır. Örneğin Adana ve Manisa gibi illerde MHP’ye yönelecektir.

Bu bakımdan CHP’nin seçim stratejisi daha çok Ankara ve İstanbul üzerinde yoğunlaşacaktır. Bu iki ilden birisini almaları kaçınılmaz olduğu gibi son derece zordur. Türkiye ortalaması % 32-35 oy almış ama bu iki ilden biri alamamış bir CHP, mevcut dengeler içinde başarısız sayılır. Tersine % 25-28’de kalmış ama bu iki ilden birini almış CHP, çok daha başarılı görünür.

Seçim anketlerine bakıldığında CHP’nin Türkiye genelinde henüz istediği noktada değil. Sarıgül, İstanbul’da dengeyi sağlamış görünüyor, aradaki yüzde farkı düşük. Ankara’da ise Yavaş beklenin çok gerisinde. Ancak Mart ayı çok daha büyük sonuçlara gebe ve Türkiye’nin politik dengelerinde ciddi değişiklikler yaşanabilir.

Gokyuzu9@gmail.com

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler