Gezi sonuç aldı mı ? / Ruhi Uzunhasanoğlu


  • Gündem
  • 17 Oca 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesAdına kısaca ” Gezi” dediğimiz bu toprakların en kitlesel direnişi yaşandı.
Milyonlarca insan haftalarca kentlerin meydanlarına aktı.Sokağa çıkmayanlar evlerinde tencere tava çaldı.
İnsanlar işlerinden çıkıp eylem alanlarına koştu.
Sanat dünyasını birebir etkilendi.İlk kez çok sayıda sanatçı bir sokak eylemine destek verdi.Katıldı.Hatta kimi yerlerde önderlik yaptı.
Gazeteciler ağır sansür , yok sayma,patron baskısına rağmen direnişi haberleştirme konusunda inanılmaz özveriyle çalıştı.
Mizah, güçsüzün güçlüden öç almasıdır ,tespiti gerçek anlamda kendini gösterdi.Dünyanın en yaratıcı mizahı yapıldı.
Normalde evde oturması beklenen yaşlı insanlar dahi sokağa çıktı.
Çocuklar belki de ilk kez bilgisayarlarından ayrıldı.Sanal oyunlarından vazgeçti.Anne babalarıyla birlikte eyleme çıktılar.
Cinsel kimliği baskı altında olanlar direnişin en ön safındaydı.
Çevreciler zeten heryerdeydi.
Hayvanseverler insana dair olanla yetinmeyip bütün canlı türleri için direnişe koştular.
Sokak çocukları belki de en mutlu günlerini günlerini yaşadılar.
Direniş tüm dünyada yankısını buldu.Yedi kıtadan dayanışma mesajları yağdı.Çok uzak diyarlardan selamlar gönderildi.
Deniz altından,ulaşılması zor dağlardan direnişe seslenildi.
Gökyüzüne “Diren Gezi” yazıldı.
Bir deri bir kemik Afrikalı çocuklar daha adil bir dünya umudunu gördüler.
Kızılderililer “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak”derken nasıl da haklı olduklarının gururunu yaşadılar.
Demokrasi mücadelesinin beşiği olarak bilenen yaşlı kıta Avrupa halkları şaşkınlıkla Geziyi izledi.Gıpta ettiler.
Ve elbette Solcular,Demokratlar,Sosyalistler,Devrimciler.Demokratik kitle örgütleri.
Onlar zaten her daim sokaktaydılar.Bu büyük kalabalığın sokağa çıkması on yıllardır ödenen bedellerin,direnişlerin bir toplamıydı zaten.
Taksim ilk kez halkın eline geçti.
Devasa kitlesellik,kararlılık ve cesaret iktidarı adım atamaz hale getirdi.
İnsanlar  kararları kendi aldı.Uyguladı.
Direniş boyunca bir ütopya gerçek oldu, Gezi parkında para tedavülden kaldırıldı.
Kimse parası olmadığı için aç kalmadı.

Ve,
Çok insan yaralandı.
Çok insan gözaltına alında.Tutuklandı.
Çok insan işinden atıldı.
Çok güzel çocuklarımız öldürüldü.
Zaman geçti,direniş enerjisini tüketti.
Kendiliğinden başlayan hareket .Yine Kendiliğinden sönümlendi.

Uzun zamandır Gezi o görkemli ruhundan uzakta.
O günlerde sokağa çıkan milyonların önemli kısmı “eski hayatlarına ” geri döndü.
Direnişe katılan bir kısım insan duyarlılığını sosyal medyada devam ettiririyor. O kadarla yetiniyor.
Hatırı sayılır insan sanki o günleri yaşamamış gibi.
En önemlisi koca bir direniş çok az sayıda insanı örgütlediği görüldü.

Elbette böylesine büyük toplumsal direnişin geriye önemli bir deneyim bırakacağını biliyoruz.
İnsanların ve toplumun belleğinde artık “Gezi”diye bir olgu olarak var.Silinmesi mümkün de değil.
Bütün bunların ötesinde bir somut gerçek var.
Bu büyük direniş nasıl oldu da bırakın iktidarın temsilcilerini , tek bir Bekçiyi bile neden yerinden edemedi ?
Şimdi iktidar ve Cemaat birbirleriyle  savaşırken (Bu savaşta Gezi etkisi mutlaka var) yüzlerce polis görevden alınıyor.
Adalet denilen kurum yerlerde sürünüyor,
Bu olup biten rezilliğe rağmen Gezi direnişi kendini savunmak zorunda kalıyor.Gezi tutsakları hapishanelerde çürüyor.
Onlarca Gezi soruşturması,yargılaması devam ediyor.
Berkin hala komada.Onu vuranlar belli bile değil.
Gencecik çocukları öldürenler görevlerinin başında.
Bu işte bir yanlışlık yok mu acaba ?

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler