Gonca Çelik /AH BİR KUSSAM..!


  • Gündem
  • 11 Tem 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesBir şehri yaşanılabilir kılan iki şey vardır benim için; deniz kokusu ve edinilen dostluklar. Hayatımı yaşanılabilir ve anlamlı kılan şeylerse; anacığım, deniz kokusu, edindiğim dostluklar, kitaplar, Tezer – Kafka ve bir de karalamalarımdır.

Dersim’de, Doğu veya Güneydoğu’nun herhangi bir ilinde yaşıyorsanız veya buralarda öğrenciyseniz, yaşamınızı anlamlı, değerli veya katlanılabilir kılacak çok şeyiniz yoktur. Daha doğrusu anlamlı veya değerli kıldığını sandığınız birçok şeyin anlamsızlaştığının farkına varırsınız. Katıldığınız eylemlerden, bir arkadaşınızın ‘’örgüt kurmak’’ adı altında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılması sonucu yaşadığınız mutluluktan veya <daha anlamlı yaşamak adına ne yapılabilir> sorusundan yola çıkılarak, çay eşliğinde yaptığınız sohbetlerden ibaret olur yaşamınızın anlamı. Buralarda yaşıyorsanız, yaşadığınız her gün utancınız olur; sırf yaşadığınız için…  Onca ölüm varken, onca çocuk katledilirken, onca arkadaşınız tutuklanıp <tek kişilik> örgüt kurmaktan onlarca yıl hapis yerken, gelecekleri karartılırken aksini nasıl hissedebilirim ki? Üstelik elinizden sadece adliye veya karakol önlerinde beklemek, alkış tutup slogan atmak gelir. 

<Her şeye rağmen devam etmeli> cümlesi kadar sadistçe, ahlaksızca, acımasızca bir cümle daha yoktur. Aksine, inatla var olma çabası vermek, birilerinin geleceği katledilirken inatla iyi bir gelecek inşa etmeye çalışmak ve bu inşada; var olan ve bize dayatılan sistemi kullanmak egoistçe ve mide bulandırıcı. Buna en somut örneği kendimden pay biçerek verebilirim: Birkaç hafta önce Dersim’de, Lice’de ki olayların protestosuna katılan üniversite öğrencilerinden yedisi gözaltına alındı. Dördü serbest bırakılırken üçü tutuklandı. Tutuklanan öğrencilerin ikisi son sınıf öğrencisi olup mezun olmalarına bir aydan kısa bir süre kalmıştı. Haklarında en az yedi-sekiz yıl hapis cezası isteneceği söyleniyor. Arkadaşlarımızın sorguları boyunca adliyenin önünde, sabırsızlık ve endişeyle bekliyorduk. Tüm gün, hiç yerimizden ayrılmaksızın orada bekledik. Sadece bekledik, başka hiçbir şey yapamadık. Ve bu elin kolun bağlı olması durumu bizi kahrediyordu. Ertesi gün ise… Okulun kütüphanesinde KPSS sınavı için test çözüyordum(!) O gün kütüphanede, tutuklanan arkadaşlarım düştü aklıma. Önümdeki kitaplara baktım. Sorgulayıp eleştirdiğim, hatta yargıladığım sistemin ısrarla bir parçası olmak için test çözüyordum. Yaşımın yirmi altı olmasına ve ikinci üniversiteyi okumama rağmen. Ve benim inatla parçası olmayı istediğim, başka türlü içinde nasıl var olabileceğimi bilmediğim bu sistem, arkadaşlarımı hapse tıkmıştı. Bu çelişki kendimden tiksindirdi beni. O günden itibaren test çözmeyi bıraktım. Arkadaşlarımın hayatına mal olan bu sistemin içerisinde yer almamaya karar verdim. <Peki, ne yapmalı?> diye soruyorum şimdi kendime. Döne döne bu soruyu soruyorum… Kalemi elimden bırakıp kitaplığımdaki kitaplara göz gezdiriyorum; onlardan bir cevap beklercesine. Nasıl oluyor da, onca okuduğum kitap arasında bu sorunun yanıtına hiç denk gelmedim veya kendim bir cevap verebilecek birikime ulaşamadım, şaşıyorum. Daha mı çok okumalı, daha mı çok yazmalı, ne yapmalı?

Gazeteler, TV, sosyal medya… Her yer şiddet dolu. Yaşadığımız çevre, hane içimiz, hayatlarımız ve hatta kendi özümüz, iç benliğimiz. İstisnasız her şey ve her yer şiddet dolu. Hiç durmaksızın öldürüyor, katlediyor, yok ediyoruz. Asla tatmin olamayacak, şişmiş de şişmiş bir egoyla ya da aşağılanmış, alt edilmiş içselliğimizle öldürüyoruz. Sistem içerisinde var olmaya çabalarken bir yandan sistemi eleştiriyor diğer yandan da aynı sistemin <nimetlerinden> faydalanmaya çalışıyoruz. Yok ederken aynı zamanda yok oluyoruz, farkında değiliz. İnsan denen <canavarın> özünde yatan şey sevgi falan değil. Şiddet ve geride bırakılan cesetlerden ibaretiz. Hepsi bu. İnatla var olmaya çalışmak, komşununkinden daha iyi standartlarda bir hayata sahip olabilmek için didinmek öyle anlamsız ve gereksiz ki… Yanı başında bir hayat son buluyor ve sen ona baka baka, hiçbir şey olmamışçasına tutunmaya, yaşamaya hatta daha iyiye ulaşmaya çalışıyorsun. Neden? <Yaşamaya devam edilmeli> mi bunun cevabı?

 İnsanlar, ecelleriyle veya yaşlılıktan ölmüyorlar. Ve her daim iyi insanlar öldürülürken, kötüler sonuna kadar yaşayıp yaşlılıktan veya ecelleriyle ölüyorlar. Zaten aksi nasıl olabilir? <İyi> dediğimiz, bir nebze olsun insanlıktan nasiplenebilmiş hangi Âdemoğlu bir başkasını öldürebilir ki? Dünyada iyi birileri öldüğünde geride kalanlar bunun farkına varmalı, karşı çıkmalı, sorgulamalı, isyan etmeli. Bir başka <iyi> nin ölmemesi adına ses çıkarmalı, farkındalık yaratmalı, örgütlenmeli ve inadına incitmemeli.

Öyle bir kusmak istiyorum ki, dünyanın tüm pisliğinden/şiddetinden arınırcasına kusup rahatlamak istiyorum…

Hiçbir zaman okuduklarımı, gördüklerimi ve işittiklerimi normal karşılayamayacak ve <dünyanın düzeni bu, elden ne gelir?> demeyeceğim. Her zaman boğazımda bir yumru, midemde bulantı, gözlerim yuvalarından fırlamışçasına şaşırmış olacak. Aksi halde ben, ben olmaktan, insanlıktan çıkarım.

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler