Gonca Çelik /NEDİR BU GIDA MÜHENDİSLİĞİ?


  • Gündem
  • 19 Ara 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

imagesSon yıllarda, teknoloji ve bilimin gelişmesiyle beraber sosyal medyanın hayatlarımızın vazgeçilmez bir parçası olması dolayısıyla gıda güvenliği, gıda zehirlenmeleri, sağlıklı gıda vb. konularda doğru veya yanlış birçok bilgiyle karşılaşıyoruz. Özellikle GDO’lu ürünlerin teşhir edilmesinden sonra halk, <ne yiyoruz, bize ne yediriliyor?> sorularını sormaya ve sorgulamaya başladı. Tüm bu sorgulamalardan yola çıkarak, bir Gıda Mühendisi ve Gıda Mikrobiyolojisi yüksek lisans öğrencisi olarak hem mesleğimi tanıtmak, hem gıda güvenliğinden bahsetmek hem de bir nebze olsun bu konularda sürekli karşıma/karşımıza çıkan ve beni delice rahatsız eden bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak amacıyla bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.

Peki, nedir Gıda Mühendisliği? Gıda Mühendisleri ne iş yaparlar? Avrupa’da denetimler nasıldır? Tüm bunları açıklamak istiyorum. Öncelikle mesleğimi kısaca ve anlaşılır dille şöyle anlatabilirim: Bir domates tarlası düşünün. Ziraat Mühendislerinin kontrolü ve denetiminde, çiftçilerce domatesler yetiştirilir. Peki, yetiştirilen bu domatesler ürüne nasıl işlenir ve sofralarımıza salça veya konserve olarak nasıl gelir? İşte bu aşamada Gıda Mühendisleri devreye girmektedir. Hammaddenin(domates) fabrikaya girişinden itibaren tüm proses aşamaları dahil olmak üzere ambalajlanıp <en güvenilir şekilde> tüketiciye ulaştırılana kadar tüm aşamalar Gıda Mühendislerinin kontrolünden geçer. Gıda Mühendisliği ve Teknolojisinin temeli ve hedefinde her zaman <güvenli gıda> ve >halk sağlığı> yatar. Çünkü biliyoruz ki güvenli gıda tüketimi sağlıklı bir toplumla eş değerdir. Bu bağlamda temel mühendislik bilimi kapsamı içinde yer alan dersler dışında gördüğümüz Gıda Bilimi ve Teknolojisi dersleri şunlardır: Gıda Kimyası ve Biyokimyası, Biyoteknoloji, Genel Mikrobiyoloji, Gıda Mikrobiyolojisi, Gıda Kalite ve Kontrolü,  Gıda Mühendisliği Temel İşlemleri, Gıda Biyolojisi, Gıda Ambalajlama İlkeleri, Soğuk Tekniği ve Depolama, Gıda Mevzuatı, Gıda İşletmeleri Ekonomisi, Enstrümental Gıda analizleri, Gıda Endüstrisi Makineleri, İş ve Gıda Hukuku, Özel Gıdalar Teknolojisi, Fermantasyon Teknolojisi, Hazır Yemek Teknolojisi, Gıda Mühendisliği Araştırma Teknikleri, Yağ teknolojisi, Hububat Teknolojisi, Et ve Su Ürünleri Teknolojisi, İçecek Teknolojisi, Süt Ürünleri Teknolojisi, Meyve ve Sebze Teknolojisi, İşletme Hijyeni ve Sanitasyon. 

Avrupa Birliği’nde Gıda Denetimi Uygulamaları nasıl yürütülmektedir?

Avrupa’da son yıllarda yaşanan BSE, şap gibi zoonoz hastalıkların yarattığı ekonomik ve sosyal kayıplar nedeniyle Avrupa Birliği vatandaşlarının tükettikleri gıdaların güvenilirliği konusundaki endişe ve hassasiyetlerinin artmasıyla birlikte gıda güvenliği Avrupa Birliği’nin öncelikli konuları arasında yerini almıştır. Özellikle yakın geçmişte patlak veren BSE(deli dana hastalığı), şap vakaları ile dioksin krizi gibi gıda kaynaklı kriz ve vakalar Komisyonun mevcut gıda güvenliği politikasını yeniden düzenlenmesine ve yeni bir gıda güvenliği politikası oluşturulmasına neden olmuştur. Bu çerçevede Komisyon, Ocak 2000 tarihinde yayımladığı Beyaz Kitapta, tutarlı ve şeffaf kurallar yoluyla gıda mevzuatının modernizasyonu, gıda zincirinin her aşamasında kontrollerin arttırılması, insan sağlığı ve tüketicinin korunması için bilimsel tavsiye sisteminin güçlendirilmesini amaçlayan yeni bir gıda politikasının oluşturulmasına yönelik önerilerde bulunmuştur. Komisyon, yeni gıda politikasının üç strateji üzerine kurulmasını önermiştir. Bunlar: Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin (EFSA) kurulması; Gıda mevzuatının “Tarladan Çatala” yaklaşımı çerçevesinde uygulanması; Yem ve gıda alanında faaliyet gösteren kişilerin gıda güvenliğinden öncelikli olarak sorumlu tutulması ve üye ülkelerin bu kişilerin faaliyetlerinin gözetim ve kontrolünü sağlaması, Komisyonun ise üye ülkeler nezdinde gerçekleştirdiği denetim ve kontroller vasıtasıyla üye ülkelerin kontrol kapasitesi ve performansını test etmesi prensibinin oluşturulmasıdır. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi; yeni gıda güvenliği politikasının temellerini oluşturacak olan, bilimsel tavsiyelerde bulunma, gerekli verilerin toplanması ve analizi, kontrol ve ortaya çıkan riskler konusunda tüketicinin bilgilendirilmesi işlevlerini Avrupa Birliği düzeyinde yerine getirecek olan bağımsız bir kurumdur. İkinci strateji olan “Tarladan-Çatala” gıda mevzuatının uygulanması; yem üretimi, temel maddelerin üretimi, gıda maddelerinin islenmesi, depolama, taşıma ve perakende satış dâhil olmak üzere gıda üretimi zinciri içinde faaliyet gösteren tüm sektörlerin gıda güvenliği kriterlerine uyumlu bir şekilde hareket etmeleri, böylece zincirin başından sonuna kadar gıda güvenliği ve kalitesi düzeyinin güvence altına alınması anlamına gelmektedir. “Tarladan-Çatala” kavramı AB’nin gıda güvenliği ve hijyeni için benimsediği yeni yaklaşımı özetlemektedir.

Üçüncü strateji gıda üreticilerinin kendileri tarafından uygulanan kontrol programları ve kullandıkları modern risk kontrol teknikleri yoluyla ürettikleri gıdaların güvenliğinden öncelikli olarak sorumlu tutulmalarıdır. Bu strateji çerçevesinde, temel gıda maddeleri dışındaki gıda ürünlerine yönelik faaliyette bulunan tüm üreticilerin Kritik Kontrol Noktaları ve Tehlike Analizleri Sistemini (HACCP) uygulamaları zorunlu tutulmaktadır. Diğer taraftan, gıda ürünlerinin ve içeriğini oluşturan maddelerin takibi bakımından gıda ile ilgili faaliyette bulunan tüm tesislerin kayıt altına alınması ve ürünlerin etiketlenmesi de zorunlu hale getirilmektedir. Ayrıca; Resmi kontrollerde yetkilendirilmiş laboratuvarlar Avrupa Birliğinin C kodlu Resmi Gazetesinde yayımlanmaktadır. Bugün için AB içinde Topluluk Referans Laboratuvarları, Ulusal Referans Laboratuvarlar, Resmi Otorite Laboratuvarları ile resmi analizlerde yetkilendirilmiş özel laboratuvarlar gıda kontrolünde yer alan laboratuvarlardır. Topluluk Referans Laboratuvarları; yürürlükteki Topluluk

Mevzuatı bünyesinde çok sayıda Topluluk Referans Laboratuarı (CRL’ler) kurulmuştur ve Bunlar, Topluluktan gelen mali destekle isletilmektedir. Bu laboratuarlar, tüketicinin yüksek bir düzeyde korunmasını sağlamak açısından önemli bir role sahiptir.

Üye ülkelerin gıda denetimiyle ilgili uygulama örnekleri şu şekildedir:

 

 İngiltere; Avrupa Birliğinin yeni yaklaşımlarına uyumlu olarak Bakanlar Kuruluna direk olarak bağlı olan Gıda Standart Ajansı, gıdaların resmi kontrolünde merkezi yetkili olarak belirlenmiştir. Bu ajans; Tarım, Gıda ve Balıkçılık Bakanlığı ve İngiltere Sağlık Departmanlarıyla bağlantılı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İngiltere ve Avrupa Birliğinin Referans Laboratuvarları olan Merkez Bilim Laboratuvarı (Central Science Laboratory) ve “Public Analyst” ler (kimyasal analiz master eğitimi alan, genelde devlet laboratuvarlarında çalınan ve mahkemede imzası kabul edilen kişilerdir) bu ajansa bağlı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İngiltere’de 499 lokal otorite vardır. Laboratuvar servisleri; Ulusal Sağlık Servisi altında halk sağlığı laboratuvarları bulunmaktadır ve 8 bölge içinde 47 laboratuvar gıda kontrolünde görev almaktadır. Gıda denetiminde sorumlu olan lokal otoriteler ve sağlık servisleri de bu ajansa bağlı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Almanya’da gıda hijyeninde Sağlık Federal Bakanlığı yetkili Bakanlık olarak görev yapmaktadır. Bu Bakanlık içerisinde yer alan BgVV enstitüsü federal düzeyde sorumludur.

Birim içinde 422 ünite gıda hijyeninden sorumludur. 415 ünite de hayvansal orijinli olmayan gıdaların izlemesinden sorumludur. Almanya’da Hessen, Berlin bölgelerinde

merkez, bölge ve lokal otorite olmak üzere farklı birimler gıda kontrolünde görevlidir. Laboratuvar hizmetleri de Hessen Land’ında 3, Berlin’de ise 2 olmak üzere 5 ayrı laboratuvarda gerçekleştirilmektedir.

Fransa’da gıda kontrolü 3 ayrı Bakanlık tarafından gerçekleştirilmektedir. Ekonomi, Finans ve Sanayi Bakanlığı, Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı öncelikle görev yapan Bakanlıklardır.

Sağlık Bakanlığı da 3. otorite olarak resmi kontrol gücüne sahip Bakanlıktır. 1998 tarihinde kurulan Fransız Gıda Güvenlik Ajansı AFSSA gıda güvenliği konularında risk değerlendirme görevini yürütmektedir ve yukarıda adı geçen Bakanlıklarla bağlantılı olarak çalışmaktadır. Ekonomi, Finans ve Sanayi Bakanlığı içinde Rekabet, Tüketici İşleri ve Sahtekârlığı Önleme Genel Müdürlüğü market kontrolünde görevlidir. Tarım ve Balıkçılık Bakanlığında Gıda

Genel Müdürlüğü hayvansal orijinli gıdaların kontrolünden sorumludur. Gıda kontrolünde yetkili diğer Bakanlık olan Sağlık Bakanlığındaki Sağlık Genel Müdürlüğü de gıda kaynaklı

hastalıkların değerlendirmesinde görev yapmaktadır. Gıda denetim hizmetlerinde görev alan laboratuvarlar Ekonomi, Finans ve Sanayi Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmaktadır ve bu Bakanlığa bağlı 9 resmi kontrol laboratuvarı vardır.

Finlandiya’da Gıda kontrolü uygulama sorumluluğunu esas olarak 4 ayrı bakanlık paylaşmaktadır. Bu bakanlıklar; Ticaret ve Endüstri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sosyal İlişkiler ve Sağlık Bakanlığı ile Maliye Bakanlığıdır. Maliye Bakanlığı sadece gümrük laboratuvarlarından sorumludur. Gıda konusunda merkezi otorite olan Ulusal Gıda Ajansı

(NFA) diğer üç bakanlıkla (Ticaret ve Endüstri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sosyal İlişkiler ve Sağlık Bakanlığı) doğrudan ilişki içindedir. NFA bu Bakanlıklara bağlı merkezler ve enstitüler ile dolaylı olarak bağlantılıdır. Bölgesel ve daha alt bölgelerde olan analitik laboratuvarlar ise doğrudan NFA’ ya bağlıdır. Gıda kontrolü konusunda merkezi otorite olan NFA’nın hazırladığı prosedürlere göre gıda kontrol hizmetleri uygulanmaktadır.

Danimarka’da; Gıda kontrol hizmetleri Gıda, Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir. Bakanlık altında 11 bölgesel gıda kontrol otoritesi mevcuttur ve bunlara bağlı laboratuvarda denetim, izleme ve bilgi sağlama görevleri yapılmaktadır.

İrlanda’da; gıda kontrol hizmetleri İrlanda Gıda Güvenlik Otoritesi (FSAI) tarafından gerçekleştirilmektedir. Bakanlık altında 47 resmi ajans yer almaktadır. Tarım ve Gıda Departmanı altında 8, Sağlık kurulunda 10, Lokal otoritelerde 2 ve 1 Denizcilik Enstitüsü olmak üzere 21 laboratuvarda denetim, izleme ve bilgi sağlama görevleri yapılmaktadır.

 

ABD’de Gıda Kontrolü Uygulamaları:

ABD’de federal, eyalet ve yerel düzeyde çok sayıda ajans gıda güvenliği alanında görev almaktadır ve her birinin sorumlukları yasalarla belirlenmiştir. Tarım Bakanlığı bünyesindeki Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi ile Hayvan ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi, Çevre Koruma Ajansı ve Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Gıda ve İlaç İdaresi

(Food and Drug Administration-FDA) federal düzeyde gıda güvenliğinden sorumlu olan devlet kuruluşlarıdır. ABD’de yaygınlık kazanmaya başlayan ve ciddi kayıplara yol açan gıda zehirlenmelerini önlemek amacıyla, “Gıda Güvenilirliği Programı”nı başlatan FDA, ilk olarak su ürünleri üretiminde bulunan firmaların HACCP sistemine dayanan ve gıdalardaki bulaşmayı en aza indirgemeyi amaçlayan uygulamayı zorunlu tutmuştur. Daha sonra bu uygulamanın kapsamı genişletilmiş, bugünkü durum itibariyle et ürünleri, düşük asitli gıdalar ve meyve suları için söz konusu uygulamayı zorunlu hale getirilmiştir (Demirözü, Gıda Mühendisliği Dergisi).

Türkiye’de ise;  uzun yıllar boyunca tüzük, yönetmelik ve kanun hükmünde kararnamelerle yürütülen “gıda kontrolü” anlayışı, 2004 yılında ilk defa bir kanunla “gıda güvenliği” kavramına dönüşştür.

 

Türk Gıda Mevzuatı ve Gıda Güvenliği:

Türkiye’de 28.000 civarında gıda işletmesi bulunmakta olup bunların 16.832’si Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca tutulmakta olan gıda siciline kayıtlıdır. Gıda işletmelerinin büyük çoğunluğu küçük işletmeler olup yaklaşık 2000’inde modern teknolojileri uygulama kapasitesi bulunmaktadır. Un ve unlu mamuller sanayi gıda sektöründe en fazla paya sahip olan alt sanayi dalıdır. Un ve unlu mamuller sanayini, süt ve süt ürünleri sanayisi ve meyve ve sebze işleme takip etmektedir.

 

Türkiye’deki Gıda üreten işyeri sayısı: 28.000

Unlu Mamuller : % 63

Et Ürünleri : % 2

Süt Ürünleri : % 12

Su Ürünleri : % 0.20

Meyve sebze isleme : % 11

Bitkisel yağ : % 3,5

Şekerli ürünler : % 3

Alkollü Ürünler : % 0.23

Meşrubatlar : %0.31

Türkiye’de gıda güvenliğine ilişkin denetim mekanizması Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve bakanlığa bağlı Gıda Kontrol Laboratuvarları, Sağlık Bakanlığı, Türk Standartları Enstitüsü ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yapılmaktadır. AB uyum yasaları çerçevesinde gelinen noktada Türkiye, AB standartlarında üretimin gerçekleştirilebilmesi için, mevzuatını yenileyerek ve yeni uygulamalar devreye sokarak gıda güvenliği alanında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak yapılanların yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. AB tarafından beklenilen seviyeye ulaşmak için, gıda güvenliğinin tüm unsurları ile birlikte ele alınarak, bir program çerçevesinde ilerleme kaydedilmesi gerekmektedir.

AB ülkeleri ve ABD’de gıda güvenliğine ilişkin bunca kurum ve kuruluşun, ajans ve denetim mekanizmalarının, örgütlerin görev almasının en önemli nedenlerinden bir tanesi gıda kaynaklı enfeksiyon ve intoksikasyonlara bağlı salgınların ve ölümlerin önüne geçebilmektir. Salgın ve hastalıklara hammadde, hijyen veya depolama koşullarındaki problemlere bağlı mikrobiyal üremeler sebep olmaktadır. Bugün, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde birçok patojen bakteriyle mücadele edilmektedir.

Dünyada 200’den fazla hastalığın gıda kaynaklı olduğu bilinmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkları temsili bir tablo ile şöyle gösterebiliriz:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Peki, gıda kaynaklı hastalıklara nasıl yakalanırız? Bu konuda en temel sorun işletmelerdeki personel hijyenidir. Gıda işletmelerinde çalışanların dışkı, idrar, kulak ve burun akıntılarının gıdalara bulaşması sureti ile kontaminasyon gerçekleşir. Dolayısıyla <insan> kaynaklı gıda kirliliği hastalıkların temelini oluşturur. İstatistiklere baktığımızda;

-Dünyada her yıl, büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğu, yaklaşık 2.2 milyon kişi gıda ve su kaynaklı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmektedir.

-Dünyada her yıl 5 yaş altı yaklaşık 1,5 milyar çocuğun gıda kaynaklı ishalli hastalığa yakalandığı ve 3 milyondan fazlasının öldüğü tahmin edilmektedir.

        -Endüstrileşmiş ülkelerde yaşayan her 3 kişiden biri yılda en az bir kez gıda kaynaklı hastalıklardan etkilenmektedir.

-Gıda kaynaklı enfeksiyonların Türkiye’deki ekonomik yükü ile ilgili elimizde çok az veri mevcuttur.  ABD’de ise 1995 yılında, 7 patojenin neden olduğu gıda kaynaklı 3.3 – 12 milyon enfeksiyonun maliyetinin 6.5 – 35 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

-1996’da İngiltere’de yaşanan 5 gıda kaynaklı salgının maliyetinin 300-700 milyon sterlin olduğu tahmin edilmektedir.

ABD’de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne göre her yıl gıda kaynaklı etkenler nedeniyle ülkede 48 milyon hastalık meydana gelmekte olup bunların 9,4 milyonu bilinen patojenlerledir.

-1994 yılında ABD’de kontamine dondurmadan kaynaklanan Salmonella salgınında yaklaşık 224 bin kişinin etkilendiği; 1988 yılında kontamine(bulaşık) deniztarağından kaynaklanan Hepatit A salgınının Çin’de 300 bin kişiyi etkilediği bilinmektedir.

-ABD’de Robert L. Scharff adındaki ekonomistin yapmış olduğu araştırma, gıda kaynaklı hastalıkların ülke çapındaki toplam ekonomik etkisinin yıllık 152 milyar Dolar olduğunu ortaya koymuştur.

-ABD’de yakın zamanlarda görülen ve Colorado’da yetiştirilen kavundan kaynaklanan Listeria monocytogenes salgını, yediklerimizin tarladan soframıza gelene kadar geçtiği uzun yolda bozulabileceğini ve ciddi hastalıklara neden olabileceğini bize hatırlatmıştır. 19 eyalette 84 hastalık vakasına ve 17 ölüme yol açan Colorado kavunları örneğinde kavunların gönderildiği bilinen 28 eyaletten başka eyaletlerde de hastalık vakalarına rastlanmıştır.

-ABD’de 1985 yılında sütün pastörizasyonu sonrası kontamine olmasına bağlı olarak Salmonella Typhimurium salgınının şekillendiği ve bu patojenden 170.000 kişinin hastalandığı bildirilmiştir.

-Japonya’da 1996’da 8.000 çocuğun okul yemeklerindeki sebzelerde bulunan E.coli O157:H7 ile enfekte olduğu ve bazılarında ölüm olgularının görüldüğü rapor edilmiştir.

-Avustralya’da da günlük ortalama 11500 gıda zehirlenmesi olduğu noktasından hareketle yılda yaklaşık 2.6 milyar dolarlık bir maliyet çıkarılmıştır.

-Bazen de gıdalar dikkatsizlik veya gıda güvenliği konusunda yetersiz eğitim nedeniyle bulaşık hale gelmektedirler. Bazı durumlarda bulaşma, katkı maddelerinin yanlış kullanılması şeklinde ve bilerek gerçekleşmektedir. İspanya’da görülen ciddi bir vakada bulaşık endüstriyel kolza yağı insan kullanımına sunulmuş ve 500’den fazla kişinin ölümüne ve 20 binden fazlasının da sakat kalmasına neden olmuştur.

ABD ve Avrupa’da görülen gıda kaynaklı salgın ve ölümler, sebep olan bakteriler ve bulaşma kaynakları rapor edilmekte ve bu raporlara bağlı olarak  EEA(AVRUPA ÇEVRE AJANSI), ECDC(Avrupa Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolü Merkezi) ve EFSA(Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) gibi kuruluş ve merkezlerce istatistikler belirlenmekte ve hastalıkların önlenmesine ilişkin öneriler sunularak çalışmalar yapılmaktadır. ABD ve Avrupa’da alınan tüm önlemlere rağmen görülen gıda kaynaklı hastalıklara bağlı yukarıda maddeler halinde birkaç istatistikî bilgiye yer vermiştim. Peki ya Türkiye’de..? Ülkemizde istatistikî verileri oluşturacak, hastalıkları rapor edecek herhangi bir kurum mevcut olmamakla beraber, Kamuda Gıda Mühendisi atamaları gerçekleştirilmemekte, özel sektörde çalışan Gıda mühendisleri yasal olarak güvence altına alınmamakta, sosyal ve görsel medyada görüldüğü üzere, özellikle küçük çaplı gıda üreten işletmelerin denetimlerini Gıda Mühendisleri/Teknologları yerine zabıta memurları yapmaktadır. Ülkemizde her gün ayrı bir gıda terörü yaşanmakta ve sadece deşifre edilebilen küçük bir kısmı medyaya yansımaktadır. Onca önleme karşın ABD ve Avrupa’da görülen ciddi boyutlardaki salgın ve ölümleri düşündüğümüzde, denetimlerin zabıtalarca yapıldığı ülkemizde gerçekleşen ve gerçekleşebilecek salgın ve ölümleri düşünmek dehşet verici.

GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN DEVLETE DÜŞEN SORUMLULUK;

-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Belediyeler ortak çalışmalıdır,

-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı örgütü personel ve laboratuar olarak güçlendirilmelidir,

-Her iki bakanlığın üstünde olan bir gıda otoritesi oluşturulmalıdır,

-Tüketici ve Üretici bilinçlendirilmeli, denetimler sıklaştırılmalıdır.

Unutmayın! Gıda kaynaklı hastalıklara sebep olan patojenlere karşı en hassas olan gruplar; ÇOCUKLAR, YAŞLILAR, GEBELER VE İMMÜN SPESİFİKLER(AIDS vb bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler)’dir. Olası bir salgında ilk ölecek gruplar bunlardır.

 

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler