Gonca Çelik/ Sorgusuz ve sualsiz


  • Gündem
  • 16 Oca 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

birbaykusuneskizi.blogspot.com

birbaykusuneskizi.blogspot.com

Hiç tutku yok. Öyle tutkusuz yaşıyoruz ki, öyle sığ ki hayatlarımız, neredeyse sığlıktan boğulup öleceğiz. Bir korku imparatorluğunda, temeli korkuya dayalı dayatma, itelenmiş, mecbur kılınmış hayatları yaşıyoruz; sorgusuz ve sualsiz.

Hepimiz için seçilmiş birer hayat… ”Sen! Al bakalım bu paketi, içinde senin için tasarladığımız hayat var. Asma yüzünü hemen, bak ideal bir hayat tasarladık sana. Şükret, çoğuna göre şanslısın: Memur olacak, cumadan cumaya namazına gidecek, haftanın iki günü -sırf sevişmek olsun diye- eşinle sevişecek üstelik bir de erkek çocuğa sahip olacaksın. Çocuğunuza bile tasarladığımız bir hayat paketimiz var, hele bir doğsun da…” ”Sen..!”

Ama ile, ya ile, fakat ile, belki ile başlayan, bize dayatılanın dışında başka daha iyi olasılıkları içeren hiçbir cümleye de yer yok hayatlarımızda. Pakettekiler neyse o. Kurmaya cesaretimiz dahi yok, yasak ve her daim yasak olanı çiğnemek zor…

Ne kitap okurken, ne ders çalışırken, ne müzik dinlerken, ne çene çalarken, ne içerken, ne de severken… Hiçbir şeyi tutkuyla yapmıyoruz, hiçbir şeyi tutkuyla istemiyoruz. İkinci bir olasılığa/olasılıklara yer yok hayatlarımızda. Nasıl olsun ki? Aza kanaat etmenin <aferin> aldığı, başarı sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz. <Olmayacak duaya amin denmez> felsefesini bebeklikten itibaren benimsiyor, buna göre hayatlarımızı ve fikirlerimizi şekillendiriyoruz. Bir keresinde rüyamda Londra’da yaşadığımı görmüştüm. Rüyamı anneme anlattığımda bana ”aç tavuk kendini darı ambarında görür çocuğum” demişti. İşte bu cümle de ikinci felsefemiz…

Hayallerimiz ölü! En iyi ihtimalle bir hücrede tutsak ve müebbete çarptırılmışlar. Suçları: Ademoğullarını galeyena getirmek ve toplum huzurunu bozmak. İşin kötüsü hücrelerin anahtarları bizde, kullanmak aklımızın ucundan dahi geçmiyor. Bize dayatılan hayalleri kuruyor ve o dayatma hayalleri gerçek kılmak adına kendimizi paralıyoruz. Gerçekleştirilebilecek hayaller… Oysa adı üzerinde: <hayal>. Uçlarda olmalı hayaller, insanın ayağını yerden kesmeli, <vay anasını!> dedirtmeli insana ve ulaşılmaz olmalı ki, ulaşabilmek adına çaba harcanılmalı, <ya olursa, ya gerçek kılabilirsem?> denebilmeli. <Ya> ile başlayan her cümle umudu da barındırıyor içinde. Ummayı bile bilmiyoruz dolayısıyla.

Törpülenmiş hayallerimiz. Öyle güzel törpülenmiş ki, üzerine bir de cila sürülmüş, bakımlı hale getirilmiş. Bakınca ”Aa ne hoş” dedirtiyor insana, yadırganmıyor. Hayallerin o sivriliği törpülenmiş ustaca. En sonunda -ideal- diye dayatılan ve bizimde sorgusuz kabul ettiğimiz, kendimizi kandırdığımız ve bir de çevremize nispet yaparcasına anlattığımız, özendirmeye çalıştığımız, örnek alındığımız hayatları yaşıyoruz. Gerçekleştirilemeyecek hayallerimiz tutsak, işkenceyle sindiriliyor ve yok ediliyorlar; gerçek kılınmayı bekleyerek… Ne elem!

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler