Gündeme dair / Akın Kaya



Başbakan’ın her ne kadar ”tek adam” Kasımpaşa’lı Erdoğan padişah tarzında bir parti lideri görünümünde olsa da mevcut iktidarın kadrolarını gözden geçirdiğimizde maksat ve ideolojisini ele veren bir iktidar partisi karşımıza çıkıyor.Her dönemin adamı Cemil ÇİÇEK’in son yerel seçimler sonrası sarf ettiği ”Ermenistan sınırına dayandılar” cümlesini anımsamakta ve sonraki dönemde iktidarın bölge politikası ile eşleştirmekte fayda var.Uyduruk ve hala ne anlama geldiği muamma olan bir süreç ile Kürt hareketinin enerjisini izole etmiş durumdalar öyle ki bugün hala ve ısrarla hak ihlalleri devam etmekte ve daha dün Hakkari merkezli bir yönelim gerçekleşti ve üç insan hayatını kaybetti,sürecin hatırına olsa gerek her iki taraf sukunet ve barış dolu cümleler kurmakla yetindiler.Misilleme adı altında alıkonulan dört TSK mensubu bir gün sonra serbest bırakıldı ve benim aklıma aylar önce Bingöl cezaevinden firar eden tutsakların kırsalda toplu şekilde yakalanmaları (teslim edilmeler diyorum ben) geldi.

Uluslararası politikasının başında olan dışişleri bakanı Davutoğlu’nun sözüm ona kurnaz manevraları ile Türkiye’yi uluslarası siyasi arenada nasıl da itibarsızlaştırdığı malumumuz Libya linçi ile cesaret bularak ortadoğuyu ve Arap ülkelerini kaosa sürükleme operasyonu Mısır fiyaskosu ve Suriye yanılgısı ile başarızlığını perçinlemiş durumdalar. Şimdilerde başta düşman ilan ettikleri Maliki’den özür dilemeleri İran’ın ABD-AB yakınlaşmasını fırsat bilip Ruhani’ye koşmaları hatta önümüzdeki günler gerçekleşecek olan Ermenistan ziyareti Barzani ile kardeşlik ilanı toplamında bunları ele aldığımızda iktdarın hiçte hayırlı olmayacak yeni bir dış politika sürecine hazırlandığını anlayabiliriz.

Ben özelde Suriye krizini ele almak istiyorum,AKP kuruluşunda yer alan ve daha sonra genel başkan ile ters düşüp istifa eden Abdullatif Şener’in hatırlayacağınız üzere Afyon’da askeri cephanede meydana gelen patlama ve 25 askerin ölümü ile ilgili söyledikleri çok dikkat çekicidir “Kaza olduğunu düşünmek mümkün değil” diye yorumlar var,terör olabilir şeklinde yorumlar var ama bunlar bizim açımızdan meçhul” evet bir şehir efsanesi olan ve gerçekliği çok uzak olmayan o cephanedeki patlayıcılar Suriye’deki muhalif örgütlere sevk edilirkenmi patlama meydana geldi! sorusunu aklımıza getiriyor. Adana ve Konya’da ele geçirilen kimyasal silahların güzergahı Suriye miydi? Guta şehrinde muhalif çetelerin sözde Suriye ordusunun kimyasal saldırısını gösteren görüntülerde onlarca cansız çocuk Ağustos ayında Suriye’nin ağırlıklı Alevi yerleşim yeri olan Laskiye şehri civarında gerçekleşen katliamda kaçırılan çocuklarmıydı? Suriye mukavemet örgüt lideri Mihraç URAL’ın iddiası ile yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım kontgerillanın o bölgede ne işi vardı? ve buna benzer bir çok sual aklımızı ve sabrımızı zorlarken Türkiye halklarının reaksiyonları daha ilginç. Türkiye Alevileri çoğunkla tüm bu vahşet ve kıyım gerçekleşirken seyirci kalmaktan öteye gidemediler İzzettin Doğan gibi kişilikler cemaat politikalarına hizmet törenlerinde camii-cem evi projeleri gerçekleştirdiler.Alevi katliamını gerçekleştiren selefi çetelere hava desteği sağlayan TSK’ya Cem törenlerinde ‘ordumuzu muzaffer eyle yarabbi’diye dualar ettiler.

Suriye’nin kuzeyi olan Kürt bölgesi Rojava El kaide ve türevlerine karşı muazzam bir direniş sergiliyorlar ”devrim” diye tabir edebileceğimiz bu direnişin içerisinde Ezidiler,Kürtler,Araplar,Ermeniler çetelere karşı mücadele veriyorlar fakat Türkiye’de bir türlü karşılığını ve hak ettiği itibarı görmeyen bu Devrim Türkiye halklarının bir yanılgısı olarak tarihe geçecek.İçte iktidara muhalefet olan statükocu kemalist oluşum ve bireyler konu Kürtler ve Rojava devrimi olunca malesef iktidar ile benzer duygular ve söylemler içerisinde hareket ediyorlar,Barzani Erdoğan birlikteliğinin en önemli nedenlerinden biri Rojava’dır PKK tarzı bir yapılanmadan rahatsızlık ve enerji kaynaklarının Barzani kanalı ile Türkiye’ye aktarımı ve bu sebeple Erbil yönetimi soydaşlarına yüz çevirmekten geri kalmayarak Erdoğan’a ve anlaşmaya sadık kaldığını göstermiştir. Sonuç olarak at izinin it izine karıştığı bu dönemin çok daha enteresan ve karmaşık bir sürecin arifesinde olduğumuza işaretidir diye düşünüyorum.

 

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler