İki Kuruş ve Adile / Akın OLGUN yazdı… BirGün



fear_in_the_workplaceAdile her şeyi parçalıyor. Çam, çerçeve, tabak, çanak ne varsa kırıp döküyor. Herkes önünden korkuyla kaçışıyor. Tırnakları, kanlanmış gözleri ve kafasının üstünde yılan olmuş saçları ile korkunç bir uğultu salarak geliyor üstünüze. İçinizdeki hayalet o. Sürekli bastırmaya çalıştığımız öfkemizin bir gece kâbusu. İki kuruşa indirgenen emek fiyatlandırmasının ve karşılığında istenen itaat’in bilinçaltına sürüklediği o karşı koyuşun kendisi.

Öfkeyi kontrol etme yöntemleri, idarecilerle iyi geçinme tüyoları, kendini disipline etme, öne çıkma, tepki planlama, yöneticiye sadık olma kuralları gibi çalışan dünyasına pazarlanan “çare” kitapçıklarının hepsine kafa tutuyor Adile. Biliyor, sizi kontrol etmek için üretiliyor hepsi. “On altın kural” piyasası her iş kolu için kulağınıza tüyolar fısıldıyor. Yöneticisini yönettiğini düşünen ve buna inanmanın iç huzuru ile zekâ pırıltısı taşıdığını sananların sayısı bu yüzden hiç az değil. Onlar Adile’sini teslim edenler.

“Zaten iki kuruşun lafını etmezler” diyen yöneticinin sesi duyuluyor yukarılardan. Onurunuzu aşağılayarak okşuyor yönetici. Kendi pısırık kişiliğini çalışanının üzerinden kotarıyor. İki kuruşun lafını etmeyecek çalışanları olduğundan o kadar emin ki, iki dudağı arasına sıkıştırdığı emeğinizi hoyratça çiğniyor. Söz konusu kuruş-lar kendi cebinden çıkmayınca rahat rahat yelleniyor ağzıyla. Yakanız beyaz olunca itiraz edecek, kabalık yapacak, edebinizi bozacak haliniz de kalmıyor. “Yakışık almaz” diyen terbiyeniz Adile’yi bastırıyor içinizde. Emek ve emek hırsızlığı arasında “yakışık almaz” barajı ile kurulmuş görgü kuralları var. İtiraz alt sınıf tepkisi ya. Ve siz alt sınıf tavırları gösterecek değilsiniz ya. Beyaz yakanıza iliştirilmiş “şıklık” ile gülümsüyorsunuz yöneticinin aşağılamasına. Ne iş yapıyorsunuz? Sorusuna ‘bankacıyım’ cevabı verebilmenize RIZA gösterilmiştir sonuçta. Ne havalı, ne havadar, ne kadar lüks ama…

Ardı ardına dizilmiş hedefler, talepler bekliyor sizi ertesi gün ve ertesi ay ve ertesi yıl ve yıllar. Hedef hiç bitmez. Başarının tek ölçütü önünüze sunulan hedefe ulaşmış olmanızdır. Tüm memuriyet kadrosu canla, başla çalışır. En üstekiler aşağıya doğru baskıyı yayar ve baskı aşağıya doğru indikçe yük ağırlaşır. Yetkiyi elinde tutan, üstten gelen baskıyı altına savurur. “Hedef” diyen o ses artık hayatınızın parçası olmuştur. Tuttu tutuyor, az kaldı, ha gayret biraz daha derken ruhunuz tükeniyor. Ruhunuz, “İki kuruşun lafına etmez” diyen yöneticilerin havada kaptıkları kar payı ile kurdukları o “lüküs hayat”larına kırmızı halı oluyor. Üzerinde yürüyüşlerini seyrederek iç geçiriyorsunuz. Lümpen sermaye, lümpen yöneticilerle şişirdikleri yapılarını besleyecek bir sömürü sistemi kurmuş ve kendi kültür-süz-lüğünü yaratmıştır. Özeti, herkes çalışacak, onlar yiyecek, siz ise ardı sıra bakıp meleyeceksiniz.

Oysa sırtınız kamburlaşmıştır. Vücudunuzda sivilciler pırtlamıştır, nefesiniz boğazınızda düğümlenmiştir, göğüs kafesinize oturan bir yaratık sizi kollarıyla sıkmaktadır. Sessiz ağlayışlarınız artık zamanlı zamansız hıçkırıklara dönüşmüştür. Bedeninizdeki kanın içinizden çekildiğini ve bembeyaz kesildiğinizi daha çok hissediyorsunuz. Herkesin üzerine kusasınız var. Odasından yaptığınız işe memnuniyetsizce mırıldanan şefiniz dâhil hepsinin kafasını parçalayasınız var. Sonra karşısına geçip, bir sigara yakıp havaya keyifle üfleyişinizin hayali. Olmuyor hiç biri…

Yakanıza iliştirilmiş bir hizmet madalyası, bir iki konuşma yapma mecburiyeti ve alkış ve kek-börek sunumlu ayaküstü muhabbetler ve içinizdeki Adile’yi bastırarak geleceğe dair kurduğunuz hayallerle biniyorsunuz servis otobüsüne. Başınız yorgunluğunuzu taşıyamıyor gel, gitli düşüyor öne, arkaya, sağa, sola…

Onların umurunda değil ama; İki kuruş fazla vermek istemeyenlerin kar hırsı yüzünden ölüyor iş yerinde evine ekmek götüren insanlar. Yerin yedi kat dibinde kazma sallıyor. Taşeron iki kuruş daha kar etmek için gömüyor insanları madenlere. Gemi tersanelerinden düşüp parçalanıyor insanlar. Evine ekmek götürenler iki kuruş daha kazanabilmek için ek işler yapıyor. Ne gecelerini, ne gündüzünü biliyorlar. İki kuruş biriktirebilmek için bir ömürlerini bırakıyorlar firmalara çalışanlar. Güvenceli bir hayat lokmalardan kesilen iki kuruşlardan birikiyor biliyorlar.

“Biz bir tim’iz, takımız, birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” şeklinde özetlenecek sömürü entegrasyon programlarını çalışanlarına paket olarak satın alıp, bir araya getirdiği çalışanlarına motive monte ettiğini sanan Amerikanvari yöneticiliğin “insan odaklı” olduğu iddiasına nerenizle gülersiniz artık bilmem.

“Evetttt, şimdi ellerimizi birleştiriyoruz ve çember yapıyoruz.” Diyerek başlayan, sonra akrobatik hareketlerle şekilden şekle sokulan çalışanların ruh hali takım olmaya artık hazır.

Adile pısırıklığınıza öfkeleniyor, sesinizi çıkaramayışınıza. Her gece uykuya daldığınızda canlanıyor içinizde. Önce korkuyorsunuz ondan, sonra seviyorsunuz onu.

Çünkü Adile sizin söyleyemediğinizi, yapamadığınızı yapıyor. İtiraz ediyor…

Akın OLGUN

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler