Külyutmaz Örgütü / Akın OLGUN



untitledAKIN OLGUN/ BirGün gazetesi

Onlar asla kül yutmuyorlar. Anında tespit edip, işin arkasındaki büyük senaryoyu görüyor ve yetkilileri uyarıyorlar. “Bu kez geç kalınmamalı” (Darbeci sermaye yine atakta! Bir Elif Çakır yazısı)

O kadar geniş bir öngörü yetenekleri var ki, bir tiyatro oyununun nasıl postalsız darbe yapmak için senaryo olarak ortaya konulduğu, uzun bir çalışma sonucu her yerde sergilendiği ve insanların bilinçaltına ayaklanma provası işlenerek bugünün örüldüğünü, akıllara ziyan bir soğuk savaş zekâsıyla bildiriyorlar.

Ağaçlarla röportaj yaparak, yaprakların, dalların dilini bile çözüp “onlar darbeci” dedirtme başarısını gazetecilik olarak tarihe geçiriyorlar. (Bunu 28 Şubatçılar bile düşünememişti)

Köşelerinden höykürüyorlar. Bütün hak ve özgürlük taleplerinin altına yerleşen sivil darbeciler, hükümeti devirmek için kurdukları tezgâhları demokrasi kisvesi altında yürütüyorlar-MIŞ…

Vay babam vayyyy… Meğer hepimiz darbeciymişiz haberimiz yokmuş. Nasıl da büyük oyunların parçası oluyormuşuz. Nişantaşı darbecilerinin ve PKK’ye akıl verenleri yönetme hünerlerine sahip olanların oyuncağı haline gel-mi-şiz.

Asıl onlar çok tehlikeliymiş ve geç kalınmadan F-tipi hücreleri tatmalıya dair bindirme yazıları ile koy vermişler gidiyorlar.

Hepsini alın içeri diye yırtınıyorlar. Ne adına? Demokrasi adına. Neyi kurtarmak için? Tabi ki demokrasiyi…

Onlar 28 Şubat darbesinden o kadar deneyimliler ki bütün darbecileri gözlerinden, mimiklerinden tanıyor ve kollarında kabaran kıl altı hücrelerini gösterip “gördün mü bak diken diken” oldular diyerek ispat sunuyorlar.

Taksim dayanışmayı “ihbar” edişleri boşuna değil. Müthiş delil bulmuşlar ve Taksim dayanışmanın kitlelerden sakladıkları mahkeme kararlarını ZAMAN ayarlı, sesli kayıtlarla ortaya koymuşlar. İktidar tüm mahkeme kararlarına uyuyor ve bizi bilgilendiriyor ya. Peki, iktidar niye bu mahkeme kararından hiç bahsetmemiş? Yani bu GEZİ işi iyi niyetli bir hak talebi değil-miş.  Arkasında karanlık bir zihniyet kol geziyor-muş. (Helal size)

“İhbar” cevap buluyor ve Taksim Dayanışma platformu üyeleri cadı kazanına atılırken, evleri “darbe” kanıtı için basılıyor. Elleriyle koymuş gibi ne bulacaklarından eminler!

“Elimde çok önemli bilgiler var, gazetecilik faaliyetleri yüzünden değil, darbe faaliyetleri yüzünden tutuklandılar” diyerek geçmiş operasyonlardan deneyimli köşeler yeniden iş başı yapıyorlar.

Külyutmaz örgütünün kara deliğinden ışık bile kaçamadığı için hemen havada yakalıyorlar tüm istihbarati bilgileri ve yalayıp yutuyor, yutturuyorlar…

Mısır darbesi de bu işin parçasıy(mış) yine… Mursi’nin mağduriyetini içlerinin en derin yerinde hissederken, kendi mağdur ettiklerinin üzerine çıkıp, sizi darbeciler sizi, sizi AKP düşmanları sizi, sizi din iman bilmezler sizi, sizi gelenek görenek tanımazlar sizi, sizi ulu orta öpüşen sapıklar sizi diye diye hopluyorlar. Müthiş bir demokrasi, hukuk ve adalet işliyormuş ülkede de bir bizim haberimiz yok.

Müslüman Kardeşler, Mursi’nin tüm anti demokratik yöntemlerine karşı koymuşlar ve itiraz ederek tarihe namuslu bir dik duruş sergilemişler yine haberimiz olmamış. Zaten biz bir avuç aklı evvel her şeyden habersiziz. İşimiz gücümüz darbe tezgâhlamak! İktidar çeperinden okuma yapamadığımız için iç ve dış düşmanların oyuncakları haline geliyoruz. Oysa onlar öyle mi? Külyutmazlıkları ile yol gösteriyorlar bizlere.

Mısır da yapılan darbe 28 Şubat darbesine çok benziyor diyorlar. Doğru. Bütün darbeciler birbirlerinin yöntemlerinden çoğalırlar. Mısır da darbe hükümeti kuruldu. 28 Şubat’ın kurdurduğu da bir darbe hükümetiydi. “Ama”yı sevmiyorsunuz bu ara bu yüzden peki diyerek soralım; 28 Şubat hükümetine Gülen cemaatinin “Hayırlı Olsun” destekli manşetini hatırlıyor musunuz?

O manşet tarihin arşivlerinde duruyor.

Onlar etik, ahlak, namus, vicdan ne varsa insanlığa dair hepsini iktidara yedeklerken; Gezi’de bir kişi daha yumuyor hayata gözlerini, bir kişi daha kaybediyor gözünü, bir kişi daha copların yetersizliğinden demir çubukların kurbanı oluyor, gazla boğuluyor insanlar, ara sokaklarda linç ediliyor, saçlarından sürükleniyor kadınlar, karakollarda çırılçıplak soyulup taciz ediliyor, şafakla birlikte evleri basılıyor tutuklanıyor…

Bu yüzden; Başbakan’ın Gezi olaylarına bakışı ve müdahalesi için  “Devlet adamlığını kanıtladı” övgüsü düzenlerin insanlık dersi vermeye kalkmaları, fikri ahlaklarını çoktan teslim ettiklerine dair son sözleridir.

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler