Mahsum Teyfur/ KAPİTALİZMİN GÖLGESİ


  • Gündem
  • 03 Şub 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

resim                                                   ‘’Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.’’

(Karl Marx)

Zamanın başlangıcından beri insan toplulukları, çeşitli ihtiyaçlarını gidermek için, doğa ile ilişki kurmak zorunda kaldılar. İlk zamanlarda insan doğa karşısında güçsüzdü. Doğanın insana sunduğu imkânlar dâhilinde insan doğadan faydalanırdı. O dönemlerde insanların geçim kaynağı avcılık ve toplayıcılık olduğu için insanların doğaya hükmü söz konusu değildi. Doğa tahribatı ve katliamı minimal düzeydeydi. Ne zaman ki insan doğaya hükmetmeye başladı, bununla yetinmeyip daha fazlasını elde etmeye çalıştı. En nihayetinde büyük felaket (kapitalizm) kaçınılmaz oldu.

‘’Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.’’ Kapitalist sistem için doğa, insan yaşamı, çevre, insani ilişkiler hiçbir anlam ifade etmemektedir. Değerlerden yoksun, tamamıyla sermaye üzerine kurulu bir sistemdir. Kapitalizm, elinde bulundurduğu sermayeyle insanın yaşam alanını daraltıp insani değerlerden yoksun, düşünme yetisine sahip olmayan, eleştirmeyen, sorgulamayan, kendisine hizmet eden bir toplum yaratmaya çalışmaktadır.

Kapitalizm, insanlığın doğuşundan bu yana kutsal olan kadın kavramının içini boşaltıp kendi tekeline sokma gayretindedir. Yaşamın her alanına estetik ve anlam kazandıran kadın, bu sistem tarafından yok sayılıp, meta haline getirilmeye çalışılmaktadır. Kadının hayattaki rolünü hiçe sayan bu sistem kadını cinsel obje olarak görmekte ve bir et parçasından farksız saymaktadır.  Kadının bedenini kullanan, kadının kendi bedenini satmaya zorlayan ve buna seks işçiliği deyip modern bir kavram yaratmaktadır.

Vicdan sahibi olmayan bu sistemin kanlı elleri geleceğimiz olan, umut dolu küçük çocukların üzerindedir. Okula gitmesi, çocukluğunu doya doya yaşaması gerekirken milyonlarca çocuk kanlı pençeler arasında sıkışıp kalmaktadır. Bu çocuklar acımasız, çok ağır şartlarda çalışmaktadırlar. Bu şartlarda çalıştırılan çocuklar fiziksel, zihinsel, duygusal anlamda gelişimleri olumsuz etkilenmektedir. Gelecek vaat eden o umutlar, fabrika çarklarının arasında yok olup gitmektedir.

İnsan hayatının bir parçası olan doğa, kapitalist sistemin vazgeçilmezi olmuştur. Kurulan yeni fabrikalar, tesisler, santrallerin kurulum aşamasında <alan> sıkıntısı dolayısıyla ağaçlar kesilip ormanlar yok edilmekte, akan derelerin yatakları bile değiştirilmektedir.  Fabrikaların atıkları dere ve ırmaklara karışıp milyonlarca bitkiyi ve canlıyı zehirleyip yok etmektedir. Yüz binlerce canlıya hayat veren derelerin, çayların önüne setler çekilip bir alana ya da borulara hapsedilmekte, yağmur ya da yer altı kaynağı olan bu suların uzun bir serüvenden geçtiği ve aktığı alan boyunca hayat verdiği doğa ve canlılar yok sayılmaktadır. Doğada yaşayan canlıların yaşam alanlarına çok fazla müdahale edildiği için hayvanların dengeleri de bozulmuş durumdadır. Vahşi hayvanlar kendi yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalmış ve şehirlere inmek zorunda bırakılmışlardır. Doğanın tahribiyle hepimizin iyi bildiği, bilim insanlarının bas bas bağırarak söylediği iklim anormallikleri yaşanmakta, küresel ısınma dolayısıyla doğada birçok anormallik görülmekte, ekolojik dengenin bozulmasına bağlı olarak gün geçtikçe insan yaşamı da tehlike altına girmektedir.

Kapitalizmin, paranın yıkıcı etkisini azaltmak için <Kutsal Ekonomi> adlı kitabın yazarı Charles Eisenstein, insani değerleri ve yardımlaşmayı ön planda tutmaktadır. Eisenstein bunu, armağan ekonomisi olarak adlandırmaktadır. Armağan ekonomisi, geleneksel olan yerlerde, insanların birbirlerinden bir şeyler beklemeksizin birbirlerine yardım etmesidir. Örneğin; eski zamanlarda bir ev inşa etmek istediğinizde işçi tutmak için paraya gereksinmemiz yoktu, herkes gelir evinizi inşa etmenize yardımcı olurdu. Karşılıklı yardımlaşmada, yani armağan ekonomisinde komşunuza para ödemenize gerek yoktur, paranın kullanımı tamamıyla kaldırılamaz olsa da etkisi azaltılabilirdir. Meta ön planda tutulmadığı takdirde insanlar, ihtiyaçlarını karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmayla giderebilirler. Armağan ekonomisi, insanlar arasında daha sağlam bir bağ, ilişkilerinin insani temelde olmasına olanak sağlar ve insanlar yalnızlıktan kurtulurlar.

 

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler