Misak Tunçboyacı / Hırsız var…


  • Gündem
  • 23 Oca 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

Calanlar-YitenlerSöylemin, seslendirilenin, yazılı olanın, yazılıp çizilenin, neşredilmişin, yeniden yazılanın ve daha pek çok ayrıntının yamaçlarından tekrar katara eklemlenen edimin göstere geldiği yüzsüzlüğün bugün gemiyi azıya almış olmasıdır yüzsüzlük. Devlet dediğimiz mekanizmanın bu neoliberalizm düzeneğinin şimdi takipçisi olan sürümünde onca kepazelik bir dolu rezalet, meşum bir el yordamı, sihrinden çok el çabukluğu ile yok edilen ve yeniden tanımlanan bir yerde yüzsüzlük, şimdiyi  tanımlandıracak olandır. Kapsamın durmadan geliştiği bir iktidar savaşında dün yan yana gelmeyecek olanların bugün halka karşı o zevk-ü sefa ve rant adına  yollarını kesiştirmelerinin düpedüz karşılığıdır yüzsüzlük. Tekilleşmeyi, uzun zaman önce atılan hamlelerin ve temellerin üzerinden yükselten, tekil söze sahip çıkılan,  tek adamın insafına terk-i diyar edilmiş bir yurt tahayyülünün tamamlayıcısıdır yüzsüzlük. Erk muktedirin, iktidarın gasp ettiği hemen her durumda kendinin / kendine karşı bir mağduriyet arayışının kılıfının seslendirildiği, bulunup üzerine çöreklenildiği bu ülkede söze ve eyleme vurulan kettir.

Çokluğun, eleştirilebilirliğin, adaletin,  özgürlüğün, demokrasi nam edimin hiçleştirilmesine çabalanılan bir uzamda bu telaşeyi, tedbiri yekten anlamdırandır yüzsüzleşmek. Ortada olanın, göz önünde vuku bulanın, kimin ne haddine, değil ki eleştirmek, aksi sözünün bile edilemeyeceğinin tebliği edildiği bir uzamda yaşatılanlara karşı kayıtsızlığın ta kendisidir yüzsüzlük. Çoğunlukla fasaryadan, sıradan ve olağanın aralıksız zikredildiği, sanki her Allah’ın günü yapılan eza, çektirilen cefalar azmış gibi üzerine azar azar ilave olunan, yükseltilen yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık vakalarının ayyuka çıktığı, dipsiz karanlığın suretlerini o da gizlilik kararı getirilinceye kadar öğrenebildiğimiz bu siyasal iklimde hesaplı, kitaplı ama hep akçeli işlerin bekaasının korunup kollanmasıdır yüzsüzlük. Topyekün darma duman olan bir düzenin ambalaj çalışmasıdır. Vitrin derli toplu gösterilirken asıl kıyamet detaylarda, özenle saklanan ayrıntılarda cereyan etmektedir çünkü. Yüzsüzlük gemiyi azıya alırken suçlu tastamam halktır ilan olunan her saniye. Bilindikliğin, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin değil ölümüne biatın, günah da olsa hırsızlığa arka çıkılması için tek ve bir sağlam iradeye nefes aldıracak bu bok çukurunun halen kokmadığını ispat çabasıdır. Oysa yıkım çoktan belirginleşmiş, her gün güncellenen bir neticedir bu sathı mahalde.

Ses kasetli, görsel kayıtlı, bol belgeli bir dolu tapeli ifşaatın güncesinde bu erk savaşının her iki tarafı en büyük hırsızlığın envanterini çıkartmakla meşguller.  Sağlam iradenin gözetiminde, basbayağı bilgisi dâhilinde bir dolu kepazelik, hayır hayır, adını düzgün koyalım; yağmanın, devletin malı denilen, aslında halkın olanın çalındığı ortaya çıkmaktadır. Her şeyi akçe hesabıyla yapanların deşifre oldukları, kimin nasıl neyi önemsediğinin özeti olan yüzsüzlük silsilesi, zamane fecaati insanı hayret ne hacet afallatmakta ve yağmanın derinliğinin en ufak mübalağa olmaksızın paylaşmaktadır. Her yerde ve her zaman önemsenenin insan değil bu rantın akçeleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Yarınsızlaştırılan bir ülkenin nasıl kademe kademe özgürlüklerinden, haklarından gasplar söz konusuysa, bu adı belli hırsızlık düzeneğinin eylediği yekün de odur. Söz hakkının hemen hiçbir konuda halka bıraktırılmadığı bu yerde hırsızlığın da alasını en iyi bilen ve yapanlar, çok ala belleyenler cebimizdekilerden başlayıp komple bir ülkeyi soyup soğana çevirmeleridir ezcümlesi. Yadsınan akıl tutulmasına çoktan tutulanların; “Benim paramı iç ediyorlar, size ne?” yaklaşımı, bu yüzsüzlüğün, çivisi çıkmışlığın yegane gurur tablosudur. Fiili hırsızlığın dehşetengizliği akçeli işlerin bunca rahat eylenebilmesini ve ancak iki gücün birbiriyle basbayağı güç savaşı yahut da münakaşası sonrasında öğrenilebilmesidir. Onca şey eylenirken tıpkı benim param size ne diyenler gibi mutlak biatın doruklarında gezinilmesidir dehşet olan. Hesap verilecek tek bir makam bıraktırılmayıncaya kadar domino taşlarının usta gözetiminde yeniden düzülmesidir dehşetengiz olan, koruyan. Behemehal devreye sokulan tedbir nam kararnamelerin bir ifşaat yolunu değil tam tersine örtbas etme gayretkeşliği için olduğu artık aleni, artık bilinesidir. Yüzsüzlük çoğaltılırken halkın sözünün tavrının değil önenmesenmesi duyulmamasıdır asıl çaba, maksat. Topyekün karar hükmünde kararnamelerin ve düzenleme adıyla meclisten geçirilen tasarıların, kanunların peşi, arkası sansür, denetlenemez bir erk, yargılanamaz bir muktedir ve otokratik tek sesin çıktığı bir devlet tahayyülü içindir. Erkanın temsiliyetinin daha çok ve daha fazla sessizleştirme gayreti için olduğu bir kez daha yinlenmesi gerekendir. Ekonomik dengelerin alt üst, sosyopolitik veçhenin yarım yamalak, olağanın tam tersi istikamette ilerletildiği her şeyin güllük gülistanlık diye atfedilirken aslolanın yıkımın kamufle edildiğinin teyitlenmesidir. Nice kirli vakada olduğu gibi bu hırsızlıklar düzeninde yapılan edilenler tastamam o yüzsüzlüğü sahiplenmek adınadır / içindir. İddiaların bir kademe ötesi dökülen yazışma, dinleme kayıtları dökümleri, tape detaylarında kendini yeniden kanıtlamakta gerçeğin ne mihrak işi, ne çapulcu işi, ne lobici vd. ile uzun uzadıya tirad çekilip hedefe konulan herhangi birilerinin değil değil bizatihi adları, sanlarıyla anılanlar, görünenler, yönetenler olduğu ortaya çıkmaktadır. Ağırlaşan zemin falan değil işte bu balçığa gömüldükçe hiçbir şey olmadı ki denilen ülkenin eksiği gediği olmaksızın çürüdüğüdür. Kendini kamufle etme çabasına karşın hırsızlığı eyleyenler her oradadır, hep bir arada. Giriş, gelişme, yürütme(!) otuz iki kısım tekmili birden. Her sahnede, bugünün ülkesinde hadsizliğin beyler, beyzadeler elinden çıkması bunca dezenformasyona, onca mani olma gayretine karşı durumun vahametini özetleyen bir utanç vesikasını meydana çıkartmaktadır. Hırsız var (!). Ülkenin hemen her anının baskın olan erkin gözetiminde, denetiminde soyulduğu kısadan özetlenmektedir işte bu ve bir dolu utanç vesikasında. Nasıl olsa hesap sorulmazlık bahsi bir gerçek olarak tasavvur edilmeye devam edildiği müddetçe bunun okumasını da yinelemek elzem olacaktır. Bütün bütün iç edilen, çalınan milyon dolarlar boyutundaki teşebbüsler, pay çıkartmalar, bölüşümler değildir sadece ve sadece yaşadığımız ülkenin üzerindeki söz hakkımızın gasp edilmesidir. Kent suçunun ranta göre yeniden durmaksızın şekillendirildiğini, atfedilenler ile yapılanların hep o suçu daha da derinleştirmek adına olduğu artık aleniyettedir.

Gördüğümüz vesika tastamam kılavuza hiç ihtiyaç duymayandır. Hegemenonya, bütün bu pejmürdelik içerisinde konumunu güçlendirmekte, hasılı üzerinden yükseldiği statükonun kuvvetlenmesi için / sabık, sabit ayrışmazımızın olduğunun ilanı, teyidi için kendini güncellemektedir. Sıradanın sözü, sıradanın derdi, sıradanın adalet beklentisi bir masal tam eksiği gediği olmaksızın dönüştürülmektedir. Sıradan olanların yaşama dair seslenişi, nefes alma çabası, hayatta varım diyebilme gayreti, her türlüsünde yok sayılmalarına karşı daha çok derdin ne olduğunu anlatma direnci ve istenci bu ülkenin şimdisindeki gümbürtüde farkına varılmayan tahayyüller dizisinden birisidir. Hemen her an davaların açıkta konulmasından, sorulara kayıtsızlıktan, had bildirimi çabasından, gerek erkler arasındaki kavga sırasında, gerek meclis çatısı altında seçilmişlerin tablet bilgisayardan, kung-fu’ya geçişlerinin gümbürtüsünde bile asıl faturanın kimlere kestirileceği artık bellidir. Bugünün ülkesinde sözü adalet için, hakkaniyet için, özgürlük için, yalansız, talansız, afrasız, tafrasız bir düzenin yapılandırılması için, umut için, hayat için ve adına her ne hallerde olduğumuz bu tarafta çok bellidir. Yaşıyoruz diyebilmek rutinleri tekrar edip, her olan açığa çıkan yüzsüzlüğü sineye çekmekten fazlasıdır çünkü. O manasızlığın iklimindeki heyuladan biraz daha farklı ve dikkatle sorgulanası olandır farz olan.

Yaşamın üzerine kurulan tahakkümden alacağımız, ne akçeli ne de çok karmaşık ne de iptidaidir. Yüzsüzlüğün gani gani eylendiği, fecaatin sınırsızlığına karşı birlikte bir arada hesap sorabilme iradesidir hepimize lazım olan. Unuttuğumuz, çoktan sineye çektiğimiz var sayılan her söze karışma gayretine mani olunmasına karşı yegane çıkış, mücadelenin her yerde öznesi olmaktır. Bu bir roman, tarihsel bir metin değil, önemli bir veciz değil, bu rezil düzenin şimdisinde ayakta kalabilmek gerçeğin kral çıplak ve hırsız olduğunu duyurabilmek tek çıkışımızdır. Değerlendirebileceğimiz belki de son şansımızdır.

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler