Misak Tunçboyacı/ Vesika


  • Gündem
  • 25 Şub 2014
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

WeatfEn derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefesle yaşamayı. — Nietzsche

Gerçeğin tahrif edilebilir kılınmasından bugüne kadar her dönüşüm ve her hamle, her günü daha önce idrak edemediğimiz farkına varamadığımız detayların yok edildiği, hakikatin ise lime lime edilip yeniden tanımlandırıldığı yahut da basbayağı tanımlanamaz hallere konulduğu vesikalardan mürekkep bir yapıma evirmektedir. Duraksadığımız ve düşünme payına ihtiyaç duyduğumuz, sorgulama gerekliliği hissettiğimiz o aynalanmaya çalışılanların doğru bu, gerçek bu ötesini ne siz sorun ne biz söyleyelim yollu uyarılar ile donatılması hayata düşülen şerhleri çok daha rahat okumamızı sağlamaktadır. Çözüm olarak sunulan ve paylaşılanların azami bir biçimde kanıksatılmaya gayret edilenlerden ve dahası onay beklenip durulan çıkarsamaların hemen tümünden işte bu tıkanıklığı teyit edebilmek mümkündür. Her şerh, hayata bir başka açıdan kastedişin de temellendiricisidir. Şerhler, engellemeler yinelenirken biatin sürekliliği için her şey mubah sayılmaktadır.  Her gün tanımların bozulup, eğilip, büküldüğü dün ak pak olanın bugün kapkara zift karası yarın şer haline dönüştürülmesinin bu gayretin satırbaşları okunabilir o vesikada. Yönlendirilip illa tahrip edilerek yıkıma açık konulan hayatlarımızın sınırlarıdır her gün, her an. Hayatı muhafaza etmekten ziyadesiyle uzağa şu anki kötürüm halinden fenasına taşımak için yapılan, edilenlerdir yekunda karşılaştığımız. Farkına varana kadar her şeyin toz dumana katıldığı bir sahnelemedir önünde biçare kalakaldığımız. Akıl rehin tutulmaya, irade hakir görülmeye, düşünce ise inatla dört koldan yok sayılmaya bu ve benzeri olan edimlerin tümünde beliriveren engelleyici sansürcü hamleler, bir suskunlar ülkesinin adım adım yapılandırıldığını göstere gelmektedir. Her gün fecaat; biteviye zikredilen hakaretler ve yaftalamalar kapsayıcı görünüp ayrımcı söylemlerle suskunlaştırmanın mümkünatlığı her an güncellenmektedir.

 

Vesika, komple salı toplantılarındaki değinilerden ve bir avaz söylenip geçildiği sanılan ithamlar ve seslenişler sokaklarımıza yansıyor anında. “Susu”n komutu emir erliğinin kumanda merkezlerini oluşturan televizyonlar ve gazeteler aracılığıyla sokağa zerk ve dikte ettiriliyor. Mühim olanı sorgulayabilmek nedendir, nasıldır vurgusu değil de mühim olan sürü psikolojisinde kara koyun olmaktan bir özenle kaçınılması yineleniyor bu ileri demokrasi güncesinde. Hizanın içi ya da dibi gösterilip duruluyor ezberle, ezberlenmiş olanlarla. Düzen denilenin bekası, ibret vesikaları üst üste yığılırken; halen bu yapının ehven olduğuna dair söylemler aracılığıyla yineleniyor. Reel politik gerçeği yok edip erkin kendi bildiğine dönüştürülürken, devletin her ne olduğu sıklıkla tekrar edilse de / görünse de her şey rotasında ve uygun zemininde hareket ediliyor bahsine zamklanıyor. Toz duman.

 

Mücadele çoğaltılabilir, çokluğun tesisi için lüzumlu bir şeyken gereksizdir ilanları her yeri donatmaktadır an be an, gün be gün. Riya bu denklemin ayrışmaz bir parçası halinde topyekûn olan biteni özetleyen bir mefhumken göz ardı edilip yok sayılması halimizin perişanlığını da ortaya koymaktadır. Bütün paramparça edilirken arda kalan sınanışlardan hep çakan bir akıldır. Sığlık dipsiz bir kuyu haline dönüştürülürken bu çabalar düzeneğiyle bedenlere kurulan tahakkümün zıvanadan çıkmışlığı da bir biçimde gün yüzüne kavuşmaktadır. Malumun ilam olunduğu salı toplantılarından sonra gerçekleştirilen konuşmalarda yerel seçim çalışmalarında bu nitelik defaatle ilerletilirken her ne oluyor bahsi bir tabidir ki muallâkta bırakılmaktadır. Erkânın başının, herkese dost olduğunu bildiren ve herkesi kapsadığını ilan eden o cümlelerinin durum tespitinden, bir çıkarsamadan ziyade aslında hedef göstermek için oluşturulmuş başlangıç vuruşları olduğunu, hemen hiç iştahı kesilmeden kullanılan yaftalama vd. ayrımcı ifadelerin ertesi günün manşetleri, yeni kanaatleri olduğu çokça lafı dolandırmadan söz konusudur, bellidir. Quo Vadis bir eğimdir bu güncelliğin hazanını çözümletebilecek. Devletin sistematik hamlelerinin, kural kaide icatlarının biteviye sürekliliğinde önce polis ardından istihbarat yüzü ağır basan, erklerin arasındaki savaşta kaybedilen mevzileri toparlayabilmek adına her şeyin sil baştan yapılabileceğini, bunun da bir demokrasi hamlesi yahut da özgül ağırlıklar dengelemesi gibi bir paravanla, onun ardına saklanarak yapıldığını yineleyebilmek mümkündür. Yazmayan gazetelerden hiç duyurmayan ekranlardan görmeyen ama ispiyonu bu devlet adına yapmaktan kaçınmayanların teşvik edildiği, el üstünde tutulduğu bu yerde polisin eksik bıraktıklarının tamamlayıcısı erk leb derken her şeyi boğuntuya götürecek olan istihbarat düzenlemesi leblebiyi tanımlandırmaktır. Devletlû için sorgulayan değil biat eden kitlelerin, hizada, müesses nizamda boyun eğenlerin, eyvallah çekenlerin her şeyi sindirenlerin, o fenalığı sineye çekebilenlerin güncelliğine dair yeni sınırları oluşturulmaktadır.

 

Saklı duran, sımsıkı ağız birliği edilmiş fecaatlerin akıbetinin bilinmeyeceği bir ülkenin temel taşları ta Gezi direnişin bu yana atılmaktaydı, atılıyor. Polisin yarım bıraktığını milli istihbaratın tamamlaması için sonucun her şeyin olur belletilmesinin yolu da sağlama alınmaya çalışılıyor. Devletlûnun çapulcudan haşhaşiye evirilen paranoya simsarlığı gerçek bir psikolojik deneye dönüşüyor. Her yaftanın ardından bir dolu meydan okuma, bir dolu haddin ve hududun bildirildiği sahnelemeler hep bu düzenlemeler için zemin yaratmak içinmiş insan şimdi görünce bir kez daha anlıyor. Mutlak doğru yokken, töz hınçla, şiddetle, gözdağıyla birlikte beraber tekilleştiriliyor. Yüceltilen, kutsanan devlet, yüzleşilmesine çabalanıldığından dem vurulandan daha beterine yol vermek için kullanılıyor. Onun içindir ki Abdullah Cömert’in akrepten açılan ateş sonucu katledilmesi, Mehmet Ayvalıtaş’ın hızlıca yolunda giden! bir araba tarafından katledilmesi, Ali İsmail Korkmaz’ın sokak ortasında linç edilip, dövülerek öldürülmesi, Ahmet Atakan’ın da bir çatıdan düşürülmesi; bahislerinin hakikatliğinin, ardından yaşananların sorgulanmasının önü alınmaya çalışılıyor. Sorgu devre dışı bırakılmaya çalışılıyor. Atfedilenler ile gerçeklik birbirinden apayrı noktaları görünür kılsa da varsa yoksa kafayı kuma gömmek tavsiye olunuyor hala! Oysa görünenler ve akla kazınanlar sadece bu gerçekliği artık kanıtlanmış devlet elli kıyamların, suretlerinden bir kaç saniyelik kayıtlarından değil, hemen her gün yeniden kotarılmaya çalışılan otoriteryenliğin tastamam ibretlik vesikalarında kendini tekrar tekrar sunmaktadır.

 

Vesika devlet aklının tezahürünün yekunda olabildiğince suskun kıldırmak üzere temellendirildiğini ortaya çıkartan bir aynalayıcıdır. Dün bellediğimiz, bildiğimiz bugünümüzü kapsamakta yarınımızı rehin almaktadır. Birbirini takip eden düzenlemeler, karar hükmünde kararnameler, erkânın bir kere yok dediğine geçit vermemesini sağlama alan hamlelerinden okunabilir. Paramparça edilen adalet ve hakkaniyet ve sosyopolitik gerçekliktir. Anayasa’da yazılmış olanların bile birer lütuf gibi bir verilip bir alınmasıdır çabalanılan. Bunlar çok karışık geldiyse yıkıma terk edilen hayatlarımızdır. Didaktik tekrarlardan sıkılanlar için erkân-devletlû Hsyk düzenlemesinden, internet üzerindeki yayınlara dair kanunda, bu satırlardan dahi suç akdi ortaya çıkartabilecek istihbarat düzenlemesi tasarısına vb. hemen her hamlesinde hayata kastetmektedir. Sözün, seslenişin, anlamın, gerçeğin toptan lağvedilmesi gayreti ecdad ecdad diye zikredilenlerin / bir kısmı otuz dört yılımızı çalan netekim paşalardır / yönetişim anlayışlarını güncelleyebilmek bugünlere taşıyabilmek içindir. Demokrasi diye atfedilenlerin hemen hepsine dair ister gizli ister açık, gündem maddeleriyle yapılan her değişiklik atılan her adım sağlam iradenin temellerinden çürümüşlüğünü gizleyebilmek içindir. Bir ajandaya bağlı veya değil aslolan bu tahrip olmuş, izandan yoksunluğu, bozuk düzeni sağlama alabilme gayretidir. Askeri vesayet ile yüzleşmenin yolları arşınlanırken sözüm ona onun en güncel ve en aşılmaz ve en sorgulanamaz, biat etmeyeceksen sonuçları fecaat ve kıyamet olacaktır bahsini cismanileştiren yeni halimiz, rotamız altında imzası bulunandır sağlam irade. Dokunulmazlıklarla hesap verilmesinin önüne kurulan önleyici, engelleyici girişimler ile yedirmeyeceğimler on iki yıl gibi az zamanda nasıl düzenli bir biçimde hayatın zapt edilip daraltılabileceğini özetleyen bir sonucu gösterendir sağlam irade.

 

Hayat bu ülkede hiçbir zaman hiçbir surette kolay olmadı, kolaycıl kılınmadı. Kimilerinin tahayyüllerindeki gibi bir güllük gülistanlık hallerde hemen hiç bulunmadı, asla rast gelmedi. Yıkım suretten surete geçişte daim ve kalıcı oldu. Gerçek yıkım oldu, tahribat, zulüm, katliam oldu. Bütün bunlar kafi gelmeyip ısrar ve inatla bedel – diyet seslenişleri sürekli yinelenirken azap sürekli oldu. Takdis edilen zulüm behemehal yarınlara ipotek koyan oldu. Tek adamın sözcükleri kural ve kaide oldu. Ezberlenmiş cümleler yafta oldu, itham ve iddianame oldu. Yeri geldi sonumuz oldu. An geldi bugün İzmir’in bir Urla’sında lincin fiştekleyicisi oldu. Onca söz edebilmenin gerekliliği zikredilirken, hemen her şartta barışın, adaletin, eşitliğin adı zikredilirken, namı laf olsun diye değil tahayyüller hakikat olsun denilirken, bildiğimiz ırkçılığın hedefi oldu. Olmasına alenen polislerin, eylemci güruha sağduyu! ile yaklaşarak aman canım cicimleriyle sakinleştirmesine yol oldu. İzansızlık kalıcı olurken ırkçılık normal bir tahayyül oldu. Adları çoktan siyaset sahnesinden silinmesi gereken faşist aklın, beton kafalılığı bir kez daha sahneye dâhil oldu. Kimsecikler sorgulayamasın diye yine bin bir tane yalanın, dolanın zikredileceği, herkesin birbirine düşürüleceği gündeme dolgu olarak insanların hedefe konulmaları söz konusu oldu. Bizatihi devletin bugün sahibi olanların, sadece Akp değil, Chp’sinden Mhp’sine hemen hepsinden feyiz alan nefreti körükleyen bir tavrın yolundan ilerleyen ırkçıların meydanlarda alenen tehditlerine mazhar olundu. Meclis denilen yerin bir ring olarak işlevsellik kazanmasından kelli sokaklar bildiğin şuncu buncusun ve bir ırka tehditsin ya seveceksin, ya defolup gideceksin diye bağrışanlara mesken oldu, olduruldu. İstanbul’un orta yerindeki 1992 yılında Hocalı’da gerçekleştirilmiş Ermeni Devleti’nin kıyamını anmak nümayişi tertip edilirken, sözün dönüp dolaştırılıp Hrant Ahpariğe gelmesine bir biçimde vesile olundu. Bir devletin zulmüne ses ederken, onu lanetlerken bizzat bu devletin gözleri önünde öldürülen bir Ermeni’den hesap sorulacağı zikredilir oldu. İstanbul’un orta yerinde linçin adı yine Ermeniler üzerinde kurulur oldu. İzmir’in yanı başında polislerin nezdinde bir binanın altı üstü tarumar,  seçim otobüsleri taşlanırken, ortada taş da olmadan bir pankartla had ve hudut hatırlatılır oldu. Daha önceki anma toplantılarında “Hepiniz Piçsiniz” sözünü alkışlatan mühim içişleri bakanlarına alışkın gözler için Yaşasın Ogün Samastlar, Kahrolsun Hrant Dinkler sözünün arkasında Ogün’ün Ermeni’yi öldürdüm dediği yaştaki çocukların karanlığı sahiplenişi mümkün oldu. Sorgulayamadığımız Rakel Dink’in dilinden dökülmüş olan karanlık artık bu memlekette kalıcı oldu. Burada tanımsızlaştırılan sadece edimler kurallar, kaideler değil elbirliğiyle talana böyle terk edilen ruhlarımız oldu aynı zamanda. Her gün karşılaştığımız, her an soluk almaya gayret ettiğimiz bu yerde, ahir zamanda biteviye ruhlar talan edilmeye yağmalanmaya devam ediyor hala.

 

Mütedeyyin, müesses nizam bekçiliği soluğu keserken bir oraya bir buraya ama ve fakatlarla ayrımı / ötekisini giderek daha da sınırları geniş bir makamda, elemeye, ayrıştırmaya, had bildirmeye darmaduman etmeye devam etmektedir. Reel politik argümanlar bedenlere kurulmaya devam eden tahakkümün de aynalayıcısıdır. Düzen partileri, düzenin daimiliği adına şerhleri, engellemeleri ve dönüştürme gayretleriyle bu tezi sonuna kadar sürdüren birer odaktır. Hıncın, öfkenin, düzayak faşizmin sıradanlaştırılması gayreti, çabalanışı bir makamda bir uzamda değil sadece her an yinelenmektedir. Şarkılarda betimlenenlerden, köşe yazılarında o yazılanlara, meclis kürsüsünde atılıp tutulanlardan, ilmi ve irfanı halkları ayrıştırmak için kullanan siyaset mühendislerine her yönüyle gerçekliğimizdir. “Türkiye Türklerindir” sözünün ayrımcı bir ifade olduğunu idrak etmekten bir özen kaçınan gazetelerden, attıracakları manşetler kadar verebilecekleri derin yaralar daha büyük yıkımlar için çabalayan siyaset erkânından, bugünün ülkesinden yinelenmektedir. Yaşatmayacağız bahsi bir gerçekliğe böyle böyle dönüşmektedir. Zulüm yinelenirken, faşizmin hiddeti, arsızlığı, ölüm kapasitesi sürekli kurcalanmakta, yaralar kanatılmaktadır. Yangına körükle gitmekten kaçınmayanların oluşturduğu tablo hepimiz için sınavdır. Yaşayacak mıyız, sineye çekip bunca pespayeliği sonunda yok mu olacağız? Her yerden ve her günden biliyoruz, artık unutmuyoruz, unutturmayacağız, farkındayız ve biliyoruz!. Dört saat içerisinde silinip, kendini yok edecek haberlerden, yazılardan olabilir bu metin. Silinene kadar göründükçe, anlaşılabildikçe asıl derdin her ne olduğunu idrak etmek hepimiz için ödevdir. Hem devletlûnun, hem sokakta kendilerini enikonu görünür kılan nefret neferlerinin linçi, hıncına mazhar olmayacak bir ülkenin temellendirilmesi halkların söz birliğinden, dayanışmasından, sandık sandık diye gösterilen ileri demokrasinin itiraz noktasını aşarak, aşacak çabalarla ve daimi bir sorguyla mümkün olacaktır.

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler