Mustafa Ali’nin babası Mehmet Tombul: “Korku toplumu yaratmak istiyorlar”



993606_539898072736950_1022378094_nSöyleşi, Yazarlar Forumu tarafından gerçekleştirilmiştir.

 

Şaka gibi… İnternette bir haber görüyorsunuz, inanılır gibi değil. Vali Mutlu, meşhur Gezi Parkımızın açılacağı duyurmuş o gün. Okulların kapanmasıyla birlikte İstanbul’a tatile gelen Mustafa Ali Tombul da bu güzel haberi duyar duymaz soluğu Gezi’de almış. Ancak hepimizin hatırlayacağı üzere, parkın açılışıyla kapanması bir olmuştu. Polis müdahale etmişti, Taksim ve İstiklâl Caddesi bir anda yangın yerine dönmüştü. Olayların başından beri bilhassa direnen gençleri hedef alan biber gazı kapsülü itinayla Mustafa Ali’nin kafasına isabet ettiriliyor. Nasıl mı? Milletine hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir faşist, direnişçiler arasından rastgele Ali’yi yakalayıp tutuyor; polisin gaz bombasını kafasına tam 12’den isabet ettirebilmesi için. Arkadaşları tarafından hemen Taksim İlkyardım Hastanesine kaldırılıyor. Olay bununla da bitmiyor, polisin tamamlayamadığı işi birtakım siviller üstleniyor; biz Ali’nin arkadaşlarıyız, diyerek Acil’e girmeye çalışıyorlar. Şükür ki, gerçek arkadaşları durumu ayıyor ve kendilerini siper ediyorlar, içeri girememeleri için.

İnternette bir haber: Babası Mehmet Tombul, “Aklıma ilk gelen şey katil olduğumdu. ‘Ben katilim’ diye düşündüm,” diyor. Ve ekliyor: “Bizden kesilen bu vergilerle maaşı ödenen bir polis benim oğlumu vuruyor. Benim paramla benim oğlumu vuruyor.”*

Kararlaştırıyoruz, ertelemiyoruz. Ya hep ya hiç, diyoruz. Şimdi değilse ne zaman?.. Mustafa Ali’nin yanında olmalıydık öyleyse. Ölümle yüz yüze körpecik bir fidan… Babasının, ailesinin, dostlarının yanında olmalı, elini tutmalı, bir ses olmalıydık. 14 Temmuz Cumartesi günü dört arkadaş toplanıp gitmeye karar verdik, kim olduğumuzun bir önemi yoktu, insan olarak oradaydık her şeyden önce.

Yoğun bakım ünitesine vardık. Acil kapısından giriliyormuş ama biz ilk kez geliyorduk. Danışmaya soralım, gösterirler derken ağzımızı açmaya dahi gerek kalmadan görevli arkadaşlar Ali kardeşimizin odasını işaret ettiler. Kim için geldiğimizi nereden biliyorlardı ki…

Bundan sonra yolu bulmak zor değildi. Koridorda yürürken, birinin çıkıp böyle bir olayın hiç yaşanmadığını, siz yanlış gelmişsiniz, yok öyle bir şey, demesini bekledik. Şaka değilmiş internette yer alan haber. İçeride ölüme direnen bir oğul, kapısında onu hiç yalnız bırakmayacak acılı genç bir baba varmış. Öfkeyle üzüntü arası bakan fotoğrafından tanımıştık baba Mehmet Tombul’u. Tek tek geçmiş olsun dileklerimizi kabul etti önce. Sonra etrafını sarıp konuşmaya başladık…

“Özellikle gençleri seçiyorlar, gençlerden korkuyorlar o yüzden”

“Ali öyle kolay teslim olacak birisi değil. Öyle yok yere, bir polisin kurşunuyla ölüme pabuç bırakacak birisi değil. Allahın izniyle bize geri dönecek.”

Uyandırıldığı zaman nasıl tepki vereceği önemli, diyoruz.

“Benim için ilk aşama bu, ilk aşamayı gerçekleştirmek önemli; aşama aşama gitmek istiyorum ben, toptan hepsini düşünmek istemiyorum. Çünkü o aşamada neler yapılması gerektiğini, ona nasıl yardımcı olabileceğimi bilmem gerekiyor, bunlar hep çok önemli şeyler…”

Ailenin kalacak yer sorunu çözülmüş. Ali’nin odasının kapısı açılıyor, içeriden çıkan halası. Oldukça umutlu, yüzler gülüyor. Halası Ali’nin onu duyabildiğini söylüyor, konuşurken cevap veriyormuş gibi o anda, diyor. “Her şey iyi olacak, doktorlar yarın uyandırmayı deneyecekler. Gözlerini açacak inşallah.”

Baba Tombul, oldukça sakin, sözlerine devam ediyor: “Bomba direk beynine gelmemiş, kulak tarafına gelmiş. Yaşı önemli bizim için ama çocuk, orada bekliyor sadece, herhangi bir şey yok. Gezi Parkı açılacakmış, bir duyuru geliyor; atlıyor, İzmir’den İstanbul’a geliyor. Duyarlı bir vatandaş, sonuçta seviniyor, halkını seviyor. Burada bir halk mücadele veriyorsa o da diyor ki, tamam ben de bunu paylaşayım onlarla. Sevincimi paylaşayım en azından diyor. Burada da açılmayacağını öğrenince arkadaşlarıyla beraber geziyorlar. Hatta gezmeye bile fırsat bulamıyorlar, duruyorlar oldukları yerde. İzmir’e geri gelecekler fakat bu talihsiz olay oluyor. Bu herkesin başına gelebilir; 13 yaşında bir çocuk da olabilir, 70 yaşında bir amcamız / teyzemiz de olabilir. Ama özellikle gençleri seçiyorlar, gençlerden korkuyorlar o yüzden.”

Olayın hukuki boyutunu soruyoruz, avukatlar ne diyor?

“Hukuki süreci başlattık. Deliller toplanacak, bir noktaya getirilecek, kesin bir şey olacak. Çok zaman alacak. Elimizde deliller olması gerekiyor, ama deliller anında yok ediliyor. Korku var vatandaşlarda, yaratılmak istenen zaten bu korku. Korku toplumu yaratmak istiyorlar, ki bunu belirli bir kısımda başarmışlar. Başaramadıkları kısmı da başarmak istiyorlar, zaten mücadele de bundan dolayı. O kısma yüklenmiş bizimki de. Demek ki yok etmek istiyorlar. Eğer o kısma yüklenmeyip de, ben cesaretliyim, ben varım, ben yüreğimi de ortaya koyarım, ne olursa olsun, isterse işyerim elimden gitsin diyen bir esnaf varsa orada sunar delilleri. Vicdanen rahatlasınlar artık.”‘Ben katilim,’ sözüyle ilk gün kendini sorumlu tutan Mehmet Tombul hâlâ sözümün arkasındayım, evet katil benim, diyor. Beynimizde depremler olmuştu bu sözü ilk duyduğumuzda. Hepimiz bu gerçeği yüksek sesle dile getirmeliyiz; bizim ödediğimiz vergilerle gençlerimiz öldürülüyor, sakat bırakılıyorsa masum görebilir miydik kendimizi?.. Mehmetlerin, Alilerin, Medenilerin, Abdullahların, Ethemlerin katili biraz da biz değil miydik?

Evet, “Dile getirin o zaman,” diyor Mehmet Tombul. “Çünkü bu halk hissettiklerini dile getiriyor meydanda.”

“Ali tek tek hepinize teşekküre gelecek”

Burada olduğumuzu, kendisini yalnız hissetmemesini, her türlü konuda yanında olduğumuzu, tıbbi, manevi vs söylediğimizdeyse ise,

“İnanın hiç yalnız değilim, çok değerli bir halkımız var, kenetlenmiş, birlikte olan bir halk. O yüzden hiçbir şeyi sorun etmiyorum. Ama tabii ki benim için önemli olan ilk aşamanın gerçekleşmesi, uyandırılması. Şu anda ona odaklıyım, inanın hiçbir şey düşünemiyorum. İyi haberi bekliyoruz ve eminim, Ali o iyi haberi verecek. Ali tek tek hepinize teşekküre gelecek. Gün gelecek, bu yaşadıklarımızın hepsini düşünme fırsatı bulacağız ama Ali de yanımızda olsun ki bize fikir versin. Çünkü şu ana kadar biz belli bir noktaya kadar, ondan sonra hep serbest bıraktık. Kötü yöne de yöneldi ama onun kötü yön olduğunu anladı. Bu sayede birey oldu, karakteri çok güçlü oldu. O yüzden buralarda. Doğruyu buldu ve daha da güçlü hissetti, çünkü kendisi buldu o doğruyu ve bu kadar halk da onun arkasında. Bir kapkaççının arkasında mı bu halk, bir katilin arkasında mı? Değil; o zaman da benim oğlum kapkaççı değil, katil değil, niye vuruyorsun ki?.. Git sen kapkaççıyı vur vuracaksan, katili vur. Kimi vuruyorsun? Halka kötülük yapanları vur.”

Hastanede sivil veya resmi herhangi bir şekilde polis baskısı olup olmadığını sorduk.

İlk üç gün sivil polisler gelmiş. Yoğun bakım doktorundan imza alma bahanesiyle uyutulan Ali’nin odasına girmek istemişler. “İmza alacaksan git burada başka birinden al. İllaki yoğun bakım doktorundan alma. Git kendi doktorundan al. Ondan sonra gelmediler, gelmesinler de. Saçmalık!”

Bu konuda polisten yana iyi niyet göremiyor Ali’nin babası. “Üç beş metreden görüyorsun, çocuk bu, kimi hedef alıyorsun? Direk öldürmeye niyetin var. Niyetinin halen daha devam etmediğini nereden bileyim ben? Çünkü dışarıda halen daha aynı şeyler sürüyor. Ali’nin öyle güçlü, sağlam arkadaşları var ki, içeri girmesine izin vermediler, çok teşekkür ediyorum onlara da. Biz inanıyoruz, Ali iyi olacak, dua edin. İstanbul halkına duyarlılığından dolayı çok teşekkür ediyorum.”

 

15.07.2013

 * http://www.radikal.com.tr/turkiye/taksimde_yaralanan_ali_tombulun_babasi_ben_katilim-1141248

 

Not: İyi haber… 21 Temmuz 2013 tarihinde Mustafa Ali uyandı, hayati tehlikeyi atlattı. http://www.radikal.com.tr/turkiye/ali_tombuldan_iyi_haber_geldi-1142760

Söyleşi, Yazarlar Forumu tarafından Gerçekleştirilmiştir.

 

 

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler