Özdil ve savunma hattı / Akın Olgun



“Özdil’i savunmalıyız” dili ve yazıları ile gazetecilik etiğine bol vurgulu göndermeler yapılıyor. Eğer bir gazeteci yazılarından dolayı sansüre uğruyorsa ve iktidarın  hışmı ile yüz yüze kalıyor, işinden oluyorsa elbette ki itiraz edilmeli. Yazar, gazeteci, kendisini mağdur edenle “it dalaşı” yapıp, sonra kendisi gibi düşünmeyenlerin mağdur edilmesinde, hadlerinin bildirilmesinde aynı inançla iktidarla birleşiyorsa işte orada “durun bakalım” demeye hakkımız var.

“Efendim uğradığı sansür mağduriyeti ayrı, yazılarındaki ırkçılık ve nefret dili ayrı” savunması ile kurulan hat, bizi o dille birleşmeye ve onu meşrulaştırmaya sürükler.
Sansür meşru değildir ama sansüre karşı çıkarken bir katliamı övmekle yetinmeyip, sadece Kürt oldukları için üzerinde tepinen yazıları ile “oh” diyerek iç rahatlaması geçiren birini savunmak da öyle…

Ölçümüzü ne belirliyor?
Hak ve özgürlüklerin, evrensel değerlerin yanında durup, durmadığı. Bu bir turnusoldür.
Eğip, bükmeye hiç gerek yoktur. Özdil ırkçıdır ve bunu “Cumhuriyetçi” maskesi geçirerek pazarlayan bir cambazdan ibarettir.
Seslendiği kitleyi, Kürt milletvekilinin yumruklanmasını “halkın duygularına tercüman oldu” diyerek gazlamakta, Roboski’de katledilenleri katır, eşek metaforuyla aşağılayarak yağan bombalara onay sunmakta, çakma anti emperyalistliği ile öldürülen, linç edilen ingiliz futbol taraftarı üzerinden alkışlatmakta ve her defasında okuyucusunu “ohh” çekmeye çağırmaktadır.
Irkçılığını “sorunlu yazılar” buluşu ile üstünden atlamak ise, arayı bozmayalım, ne olur, ne olmazcı küçük esnaf hesapçılığıdır.

Yeni yetme çaylak bir gazeteci değil ki adam, aksine bilnçli bir nefret suçu makinası…
Şimdi sansüre uğradı diye bir savunma hattı oluşturup, “ırkçılık ayrı, yazısına uygulanan sansür ayrı” diyerek herkesi kazılan siperlere çağırmak, onunla beraber Ahmet Türk’ü yumruklamaktır. Roboski’de çocukları bombalayıp “çocuk deyip durmayın kaçakcı onlar” demektir. “Hepimiz Ermeniyiz” yerine “hepiniz Ermeni, hepiniz piçsiniz” diyenlerle aynı yerde bayrak sallamaktır.

Arkadaşlar, duruş dediğiniz şey objektifdir, soyut değildir.
Yandaşlar iktidar, kendisi ise bir DEVLET yazarıdır. Bu yüzden Esad üzerinden yapılan Başbakan eleştirilerine “ben Başbakan’a Esad üzerinden laf söyletmem” diyerek azar çekmekte, madencilere, AKP’ye verdiği oy üzerinden “müstahak”lık yedirmesi yapabilmektedir.

Gazeteciliğin evrensel değerleri içine koyun Özdil’i. O değerlerin içine sığıyorsa biz de savunalım. Yoksa suni,zorlama ilkeler üretmeyin, bozmayın daha fazla adabını mesleğin.

Hepimiz biliyoruz ki, ırkçı ve nefret dolu yazıları iktidarla ortaklaştığı yerlerdi.
Siz o yazılarda , yoksa hiç iktidarı görmediniz mi?
Onun Paşa gönlü hep devletten yanadır.
Biz devletin ve iktidarın gerçek mağdurlarına bakalım.

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler