Ruhi Uzunhasanoğlu/ Duman Adamlar


  • Gündem
  • 15 Şub 2015
  • admin
  • Okunma
  • Yorum Yok

A protester gestures as he marches during an anti-China protest in Vietnam's southern Ho Chi Minh cityDuman adamlar hiç kimse farkına varmadan sinsice insanları tuzaklarına düşürüyor  ve insanlara egemen oluyorlardı. Kendilerini “Zaman Tasarruf Şırketi”nin birer temsilcisi olarak tanıtıyor, konuştukları insanların zamanlarını nasıl boşa harcadıklarını saniye hesabıyla ortaya koyuyor, onların sadece çalışan birer makine haline dönüşmele­rini istiyorlardı. Kısa sürede şehrin büyük bölümünde  etkinlik sağladılar. İnsanlar artık birbirleriyle iş dışında bir şey konuşmuyor, hasta ve komşu ziyaretine gitmiyor , birbirlerinin sorunlarına yardımcı olmuyorlardı. Çünkü, bunları yapmak, za­manı boşuna harcamak demekti. Bir dönem sonra bayramları dahi kutlamaz olmuşlardı.
Bütün çalışma yerlerinde, fabrikalarda, bürolarda, “Zaman değerlidir, onu yitirme” ya da “Vakit nakittır, boşa harcama” diye levhalar yazılıydı.
Sonunda büyük kentin görüntüsü yavaş yavaş değişmeye başladı. Eski mahalleler, eski evler yıkılarak, yerlerini tek tip a-partmanlardan oluşan bloklar aldı. Her şey tek tipti. İnsanların hayatları da birbirinin aynıydı.
Zaman çalan DUMAN adamlar kentleri kasabaları hızla ele geçirdiler.İnsanlar olup bitenin farkında değildi.Sormak,sorgulamak,konuşmak,dertleşmek,dinlemek,anlatmak kalkmıştı.Geriye tek şey kalmışt ; Durmaksızın çalışmak.

Ve insanlar hızla birbirlerine yabancılaşıyordu.
Duman adamlar bütün insanları hızla teslim alırken küçük Momo ve arkadaşlarını hiç hesaba katmışlardı.

Berlin duvarı yıkıldı.Reel sosyalizm simgesel olarak o gün çöktü.
“İdeolojilerin sonu” dediler.İdeoloji falan yok kardeşim.Boş hayallere kapılmayın.
Artık herşey piyasaydı.İnsanların canı ne isterse binlerce çeşit o şeyden üretilecekti.Düşünsenize market rafları üzerinize yıkılırcasına ürün dolu.Üstelik bizim canımız istediği kadar.Bol bol.Çeşit çeşit.
Zaten Sosyalizm insanın özüne ters bir rejimmiş.
Beş parmağın beşi bir mi ?  diye bir söz var mesela.
Atalarımız bunu kim bilir ne oldu da söyledi ama ben ilk kez “Sosyalizm” dediğimde yan masadaki amcadan duymuştum “O senin dediğin hayal yeğenim , hayal. Beş parmağın beşi bıdı bıdı… ”
TKPli bir gence sormuştum “Neden McDonalds’a bu kadar tepkilisiniz” (ODTÜde açtırmayız diye eylem yaptıklarında)
“Bak abi , yıkılan her Sosyalist ülkeye önce  McDonalds açılıyor .  Kapitalizmin bayrağı bu marka! “demişti.
Moskova’ya değilse de Wietnamda Ho Chi Minh  şehrinde o lanet Mc bayrağı dalgalandığında yüreğim cız etmişti.
Oysa General Giap inadına yaşamakta ayak diriyordu , BİZ  hala onun askeri bir deha olarak anılmasından gurur duyuyorduk.
Geçmeden Çavuşeskuyu da hatırlayalım.
O da “Reel Sosyalist”ti. “Bu reel ne ? ” derseniz, en kestirme şöyle özetlenir;  “Birader elimizdeki Sosyalizm bu ”
İMF’den 40 Milyar dolar borç aldı  ve ödedi Çavuşesku.
İşler yoluna girecek derken ,  hoop Romanya’da da bir isyan , paldır küldür yıkıldı.
Eşi Elana’yla  birlikte  iki sandalye bir masa mahkemede bir kaç hafta yargılandı (!) ve hemen  çıkarılıp kapının önünde bir kaldırımda kurşuna dizildiler.
Hatası , günahı yok muydu ? vardı elbette.Böyle bir sonu hiç hak etmemişlerdi.
Elimizde kala kala bir Küba kalmıştı.
Sıra ne zaman Kübaya gelecek diye dertlenirken yoldaş Fidel Havanadan kükredi “Adayı batırırız Sosyalizmden vazgeçmeyiz
Kübaya gidip-gelen herkese “Bize bir masal anlat baba içinde kapitalizm olmasın” tadında sorduk , Kübada durum ne ?
Bütün bu hikayeler bize dün gibi geliyor ama gençlere çok uzaktır farkındayız.
Çeyrek yüzyıl geçmiş üzerinden dile kolay.

Peki ne oldu sonrasında ?
Dünyanın büyük bölümü kapitalist pazara açıldı.
Karnı en harikulade meyve ve yemeklerle doyan burjuvaların ruhu bir türlü doymadı.
Koskoca dünya onlara yetmedi.
Yer altı , yer üstü…
Bildiğiniz toprağı eritip içinde bi şey var mı diye bakıyorlar.
Hava, su, toprak, ateş, bir de ne vardı ? Tahta :)))
Emek sömürüsü , yürek sömürüsü , duygu sömürüsü herşeyi yapıyorlar ancak  yine kriz, yine kriz…
Bakın bu defa bizim dahlimiz hiç yok.
Moskova ellerinde , Varşova emirlerinde , Berlin zaten koşa koşa hazır herşeye.
Stalingrad’ı Naziler bile düşürememişti ama… (Burda boğazım düğümlendi)
Özellikle son yıllarda  Avrupa’da bir durgunluk, bir adam sendecilik, bir bananecilik. sormayın!.
Sosyalizm kokusundan verdikleri bütün hakları, hızla geri topluyorlar.
Nerede o Liverpol liman işcileri sendikası?
Nerede Alman çelik işcileri sendikası?
Fransız köylüleri her kızdıklarında Paris sokaklarını sütle yıkarlardı.
Biz demedik ki “ideolojiler bitti!” diye.Siz dediniz.
Bir yerlerde okumuştum ” Dünyanın düş kuranlara da ihtiyacı var ama düşlerini yapanlara daha çok ihtiyacı var”
Telaşlanmayın.
Kaygılanmayın.
Herkes sussa , unutsa , yutsa , vazgeçse ,
Kar altında deniz düşü kuranlar  var bu fani dünyada.Sizin için ..bizim için..büyük insanlık ailesi için düş kuranlar hep var.

Yunan halkı.
İkinci dünya savaşında devrimi kıl payı kaçırdıklarından bu yana Sosyalizme olan umutlarını hiç yitirmedi.
Azaldılar , sesleri çok çıkmaz oldu , gerilediler ama hep vardılar.
Yunan işci sendikları kapitalistlerin masallarını çoğunlukla dinlemedi.Efendim sınıf bitti ,  elveda proleterya  ajitasyonlarını takmadılar.
Sel gider kum kalır.
Siz SELsiniz beyler.
Şimdi SYRİZA kaldı.
Duyar gibiyiz.
O Syrizayı da göreceğiz iktidarda.
Herkeste bi telaş , bir aklı verme hali.
Yapamazlar !
REEL değil !
Bakın bu REEL’i biz çok kullandık.
Artık REEL aşılıyız.Sıkıntı yok.
Göreceksiniz başaracaklar.

Hava dönecek.
Çare yok.
Tek tek ateşler yanıyor dünyanın her yerinde.
Kobani “düştü ,düşecek”ti DÜŞMEDİ işte.
Küçük iş demeyin.Bir kıvılcım bozkırı tutuşturur , demiş ustalardan biri.
Bunca topa , tüfeğe ,  vahşete rağmen  direnilirse kazanılacağını gösterdi.
Geziden ne kaldı ne kalmadı diye sabahlara kadar tartışalım.
Dayanışma ruhu sindi bir çok yere.
İnanın.
İstediğimiz gibi değil , daha iyisi olmalıydı.Evet.
Ama sindi diyorum size.
Ülker işcileri direniyor Topkapıda.
Hepi topu 15 -20 işci.Ne var bunda derler çok bilmişler.
Ne var ? diyeceklere atla git Ülkere derim.
İmam var orada şeyhine rağmen direnişte.
Hayat TV hergün yemek gönderirmiş.Ne güzel.
Birkaç paket sigara , çayını  şekerini alan ziyarete  gidiyormuş.
Hal hatır soran bi dolu insan.Soba yanıyor.Demli çay her daim hazır.
Sosyal medyadalar hergün.Facebook ,twetter kullanıcıları onlardan söz ediyor.
Yıllar sonra Plüton gezegeni yokmuş dediler.Bizim semtin çocukları (Çarşı ) çok üzülmüştü ,”Hepimiz Plütonuz ” diye pankart açmışlardı. Hatırladınız mı ? İşte o gezegenin dahi haberi var direnenlerden.
” Söyleyin Ülker beye UFO’lar gerçek ” diye mesaj atmışlar.
Küçümseme ! böyle böyle kazanılacak memleket.

Emeğini ,  ekmeğini , çoluk çocuğundan kalan zamanını , yakınlarını iş cinayetlerinde kaybetmiş kişilere  ayıran aslan parçası insanlar  var.
“İş kazası değil CİNAYET”
Slogan olmaktan çıktı  , çıkacak  bu mücadelenin  hürmetine.
28 Nisan iş cinayetinde hayatını kaybedenlerin anma ve yas günü” olsun diyorlar.
Koca bir kitap çıkarmışlar.İş cinayetleriyle ilgili herşey var.
Sendikalarda bile yok böyle çalışma.
İğne ile kuyu kazıyorlar anlayacağınız.
Ellerinden öp böyle insanların .

Validebağda direniş vardı.
1. gün dayanışma çadırı , çay simit börek hazırdı.Görünce şaşırdım.Bir kaç yıl önce böyle şeyler pek akla gelmezdi.
Sonra battaniyeler , dilek ağacı , gelsin direniş selfie’si.
Kulaklarımla duydum ;
“Evladım evim yakın çok üşürseniz gelin ısının ” dedi 70’inde bir teyze.

Çiçek bulutlan Momo’yla beraber şehrin üzerinden uçtular, uçtular. Sonra da alçaldılar ve donup kalmış olan dünyanın üze­rine kar taneleri gibi yağdılar. Ve her biri ait olduğu insanın yüre­ğine girerek gözden kayboldular. Aynı anda zaman yeniden işlemeye başladı. Dünyanın bir saat durduğunu kimse anlamamıştı. Ama öncekinden farklı bir durum vardı artık. Şimdi insanların bol bol zamanı olmuştu. Bu­nun aslında, vaktiyle kısıtladıkları kendi öz zamanları olduğunu ve şimdi onlara döndüğünü asla bilemediler. Momo kendine geldiği sırada bir caddedeydi. Burası Beppo’yu gördüğü yerdi. Buluşmaları görülmeye değerdi. Kol kola tiyatroya doğru yürüdüler. Büyük kentte çoktandır görülmeyen şeyler oluyordu.(Momo Kitabından )
Bizim hikayemiz uzun.
Yürüyelim…
(Jiyan.org)

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler