Ruhi Uzunhasanoğlu / SonraDedimKi…



SonraDedimKi ;
Sanki Germinal romanınını okuyoruz.
Çalışmazsak açlıktan ölürüz kesin  ,  madene girersek ölüm sadece  ihtimal , diyen insanlarımız var.
Yani milli gelir onbin dolar felan diyorlar ama emekçiden , yoksuldan yana durum hiç değişmiyor demek ki.
Zonguldak kömür madenlerini bilirdik.Orada da yılda bir kaç kez “kaza” olurdu , çok işci ölürdü.
Yetkililer hep aynı şeyleri söylerdi.
Bir sürü  laf salatası içinde benim için tek manalı cümle  ; Gerekli önlemler alınacak , bu acı son olacak.
Bunca insan ölmüş , eş,kardeş,ana,baba,çoluk çocuk perişan, onların gözüne bakarak bir yalanı nasıl böyle rahat söyler insan diye düşünür ve inanmak isterdim “Gerekli önlemler alınacak,bu acı son olacak”
Daha bu cümleler atmosfere ulaşmadan yeni bir “kaza” haberi daha gelirdi.
Baktık önlem mönlem hak getire sonunda işi kadere bağlayıp rahatladık.Madenciliğin kaderi bu birader ne yapacaksın.
O işcilerden birine sormuştum ,  yerin yedi kat altına  sürekli ölüm riskine rağmen nasıl inip çalışıyorsun ?
“İnan bana bir gün bile ölüm aklıma gelmiyor, gelse inemezsin zaten.Benim aklımda tek bir şey var , şu gördüğün evlat varya (3-4 yaşlarında dizimizin dibinde oynayan çocuğunu gösterdi)  onun üniverste okuduğu günleri hayal ediyorum ve  hiç tereddütsüz ocağa iniyorum.
Dahasına devam etmeyelim.Bilen bilmeyen Germinal romanından  intihal ettik sanır.
Meğer o dönemler iyi günlerimizmiş.
Aradan uzun yıllar geçti o madenlerin çoğu verimsiz , sevimsiz bir takım gerekçelerle kapandı.
Epeyi bir zaman maden pek  kazası duymaz olduk.
Son yıllarda ne oldu bir fani olarak anlamadım.
Bir maden arama tarama bulma makinesi mi icat oldu ?
Memleketin her dağında,her ovasında,her tarlasında , ormanında maden ruhsatları alınmaya başlandı.
Deli gibi saldırıyorlar.
Burası yeşilmiş,ormanmış,verimli tarım arazisiymiş , cennetten bir vadiymiş , akarsu , nehir , kırmızı benekli alabalık  , bin çeşit endemik bitki , kuş , böcek yuvası…
Gözleri hiç bir şey görmüyor.
Canavar ağzına benzeyen makinaları , nemrut suratlı korumaları , dikenli telleri… İşgal  ordusu gibi geliyorlar.
Hergün bir yerlerde ağaçların kesildiğini duyuyoruz.
Hergün  bir yerlerde insanlar toprağına , deresine , çevresine sarılıp bağırmak zorunda kalıyor.
SonraDedimKi ; Bunların tek tanrısı para olmuş. Memleketin dağı , taşı ,  ovası , havası ,  ormanı , kuşu umurları değil.

Biliyorum konu bizim için enteresan değil.
Gözden kaçmasın diye yine de not alalım.
Eğtit-Donat diye bir mevzu var.Haberlerde falan okuyor spikerler.Amerikalılarla anlaşıyoruz.İmzalar atılıyor karşılıklı.
Ne bu Eğit-Donat ?
Efendim Esed rejimini değiştirmek için yola çıktık ama olmadı.Başaramadık.Destek verdiklerimiz kontrolden çıktı.Şimdi daha mülayım (Ilımlı) unsurları bizzat Türkiye topraklarında eğiteceğiz,donatacağız ve Suriyede savaştıracağız.
Meselenin çok tartışılacak yanı var da biz bir noktasına bakalım.
Adamlar açık açık diyor ki ,Suriyedeki rejimi yıkmak için Türkiyeyi militan bir üs yapıyoruz.
Öyle el altından falan değil,açık açık.
En ufak rahatsızlık duymadan.
Nasıl bir meşruluk yaratıyorlar kendilerince ? Şöyle , Esed zalim..Ee ..halkını öldürüyor.Hı..Bu durumda eli kolu bağlı duramayız.
Unuttunuz mu ?
Yüzbinlerce insan sizin bu politikanız yüzünden öldü.
Milyonlarcası yurtlarından oldu.
İŞİD diye psikopatlar ordusu başa bela oldu.
Şimdi de silahlı bir isyanın açık üssü olmak için yola çıktınız.
SonraDedimKi ; Gel zaman git zaman , yarın aynısı size yapılırsa ağlamaca yok ama.

Berkinimiz var bizim.Gezi günlerinden yüreğimizde sızıdır.
Her ölüm bizim acımızdır ancak Berkin daha 15 indeydi.
O gün ekmek almaya çıktı evden  ve  vuruldu.
O gün Okmeydan’ında bir çocuk öldürüldü.
Velev ki ekmek almaya değil , protesto için çıksın evden.
Anadolu topraklarının geleneğidir.Ölümün ardından kötü konuşulmaz.
Kötü insan bile olsa en azından bir şey demez,susarsın.
Adam susmuyor arkadaş.Dönüyor dolaşıyor sözü Berkine getirip kin kusuyor.
Ya sen koca Cumhurbaşkanı oldun. Ne zorun,derdin var bir parça çocukla.
Ne diyorsan bize de . Bırak Berkinin yakasını.
İnanılmaz bir öfke , tarifi yok bunun.Örneği yok.Bu devlet çok çocuk öldürdü ancak hiç birine ben yaptım diyemedi. Hiç olmazsa utanmış gibi yaptı.Yok saydı.Görmezden geldi.Bi mazeret gösterdi.
SonraDedimKi ; Adam emri ben verdim ,  dedi  , şimdi suç bastırıyor , belkide her gece BERKİNİm rüyasına giriyor.

İstanbulu bilen bilir , sanıyorum hemen hemen bütün kentlerde  durum  aynıdır.
Özellikle yol kenarları , viyadükler , refüjler acaip yeşillendirilmiş.
Dünyada belkide eşi azdır yapılan peyzaj’ın
Sanat eseri yapıyorlar mübarek.Öyle güzel.
Yandaşlarını zengin etmek için iş çıkarıyorlar , iş yaratıyorlar. Bunları konuşmaya bile gerek yok.
Bizim için enteresan olan şu ;  Birileri bunlara yanlış bir şey öğretti.
Yol kenarına ,  çeşitli boş arazilere , kaldırım kenarlarına  , ne bileyim  yolcu otobüsünün çatısına  çiçek , ağaç dikince bir kent yeşil olmaz.
Kimden öğrendiyseniz yanlış bilgi bu.
Biz size ekoloji , doğanın diyalektiği , yaşamın bütünlüğü , canlı türleri  diyoruz.
Yeşillendirilen , ağaçlandırılan bir yerin doğal hayatın parçası olması için asgari 70 yıl gerekiyor.
Siz yol kenarına ağaç dikince kuşlar , arılar ,böcekler, sincaplar ertesi gün oraya  akın etmiyor.
Tek örnek verelim anlayın ; Ardıç ağacının çoğalması için ardıç kuşu gerekir. O kuş olmadan yeni ardıç yetişmiyor.
Ressam olmak istiyorsanız size atelye açalım.Kurs açalım.İsteğiniz kadar ağaç resmi yapın.Rahatlayın.
SonraDedimKi ; Memleketin domuzu bile gidecek yer bulamadı , zavallılar Bebek semtine sığındılar.

Sessiz sedasız Atatürk Orman Çifliğine bir Saray yapıldı.
Biz bağırdık çağırdık , çeşitli meslek odaları mahkeme açtı ama bitene kadar durumu pek kavramadık.
Önce başbakanlık olarak düşünülmüş , sonra BEYFENDİ cumhurbaşkanı olunca konum bilgisi değişmiş.
Adam BİN odalı saray yaptırdı arkadaş.
Tapusu yok , imarı yok diyorlar ama bunların önemi yok.Bu teknik konuları süratle halletme becerileri fazlasıyla var.
Hepimiz ,  bu nedir ? Ayıptır,görgüsüzlüktür,adaletsizliktir diye haklı olarak isyan ediyoruz.
Sadece 700 bin lira elektrik harcaması olacakmış.
Bunun bakımı,onarımı,hizmeti,hizmetlisi , Çaycı’sı  koca bir çalışan ordusu olacak.
Hele ki güvenliği… Sokağa   en az  beşyüz korumayla  çıkan bir insan , acaba Sarayda kaç kişiyle korunacak ?
Ne gerek vardı bunca masrafa , israfa , gösterişe ?
Geçtiğimiz günlerde  kendi ağzından bir açıklama yaptı  ” Bu saray Ülkemizin itibarı , prestiji olacak”
SonraDedimKi ; Memleketin denizinde , kulesinde , asansöründe , madeninde , trafiğinde insanlar ölüyor onar , yüzer.
Sokaklarında kendi yurttaşımızdan  çok , komşu ülkedeki  savaştan kaçan çaresiz insanlar dileniyor.Ağaçlar,ormanlar,çocuklar katlediliyor.
Ne sarayı . Ne prestiji . Ne itibarı.
Elin adamı uzayın derinliklerindeki  kuyruklu yıldızı yakaladı.

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler