Ruhi Uzunhasanoğlu / Sosyoloji mi dediniz ?



Mısıra Arap baharı geldi.Mübarek hapse girdi.Seçimler yapıldı.Halkın büyük çoğunluğu seçime ilgi göstermedi,katılmadı.
İhvan hareketi seçime katılanların yarısının yarısı oy aldı ,  iktidar oldu.
Demokrasinin iyisi kötüsü olmaz diyerek özellikle ortadoğuda seçimle bir  iktidarın değişmesi bile mühim bir durum diye sevindik haliyle.
İhvan hareketi artık iktidardı.
Biz faniler bilmiyorduk ama TV’lere çıkan uzmanlardan öğrendiğimize göre bu İhvan hareketini çok sever,çok destekler bir iktidarımız olduğunu o zamanlar öğrendik.
Mısır iyi kötü demokrasiyle tanıştı.Hırsız katil Mübarek devrildi , hapse girdi.İyi oldu.
Aradan çok geçmedi 2013 yazında Tahrir meydanı yeniden hareketlendi.
Öyle oldu böyle oldu , insanlar meydanlarda direndi ve  Ordu yönetime el koydu.
İhvancı liderler hapse atıldı.Karşı çıkan insanlar öldürüldü.Tutuklandı.
Mursi ihvan hareketinin  lideriydi , evet seçimle gelmişti ama kendi seçtiği General SİSİ tarafından  darbeyle iktidardan indirildi.
Mısırda bunlar olurken bizim görmezden gelecek halimiz yoktu.
Bütün TV’ler, gazeteler , haberler bu konu üzerine yoğunlaştı.
Doğal olarak haberleri izleyip , tartışma programlarını  dinleyip Mısırda ne olup bittiğini anlamak istiyorduk.
İktidar yetkilileri , basını , yazarları  , stratejik araştırma uzmanları ve bil cümle yandaş basını öyle bir iklim yaratmışlardı ki konuşmak , tartışmak , ya bir dakika ne oldu  anlayalım demek , ı-ıh mümkün değildi.
Hatırlayın TV tartışmalarını , daha doğrusu gözünüzün önüne getirin.
Engizisyon (tamam biraz abartılı oldu ) mahkemesi gibi dizilmiş İHVANcı ve İktidarın yandaşı  konuşmacılar kim  “Ama Mursi de bir çok hata yaptı , zaten seçimlere katılım azdı , büyük çoğunluğun taleplerini dinlemedi  ” vb diye konuşmaya başlasa bir anda işaret parmaklarını uzatıp “Önce darbe de , önce darbeyi lanetle ” uyarısı veya tehtidiyle  karşılaşıyordu.
Bu tür tartışma programları günlerce haftalarca sürdü.
Tamam kardeşim Mısırda yapılan darbe , bizde karşıyız buna ama , dedirtmediler.
Bir programda bir konuşmacı aynen şöyle dedi “Ama bu olayın arkasındaki SOSYOLOJİ’yi de görmek lazım”
İnanın bana adamı neredeyse döveceklerdi.
“Darbe demeden Sosyoloji olmaz”dediler.Konuşmacı sustu.
Sonrasını biliyorsunuz.İhvan bir süre direndi sonrasında  yenildi.Ezildi.Hapishane ve mahkeme süreci başladı.
Bizimkiler biraz ağladılar, Mısırdaki kardeşlerimiz falan dediler , baktılar İhvandan bi şey çıkmayacak konuyu kapattılar.
Geriye bize sordurulmayan SOSYOLOJİ kaldı.
Şimdi bunu bir kenara not edin ve devam edelim.

Arap baharı esti gürledi yağdı. Suriye’ye esas olarak pek  uğramadı.
Rüzgar yetişmezse fırtına ekmeye mahir bir emperyalist sistem ve onunla canla başla ilişkilenmek isteyen bir hükümetimiz vardı.
Baharın uğramadığı Suriye’yi hedef aldılar.
Önce kandırmaca denediler.
Dönemin (Biliyorum bu kavramdan hiç hoşlanmıyorlar) Başbakanının  yanında Esad ve ailesi , bir hafta Bodrum’ dalar,  iki hafta sonra İstanbul’da.
Sarmaş dolaş oldular.
Vizeleri kaldırdılar hemen.Sabah Şam’a git akşam Halepten geri dön.
Hızlarını alamadılar Bakanlar kurulunu birlikte topladılar.O derece yani.Anlayın.
Bakın ortadoğu bataklığı diye söylenince kızıyor sizinkiler ya , ne bataklığı Ortadoğu çakallığı  denilse azdır.
Kimin kimle dost , ne zaman düşman anlamazsınız. Arkanızı döndüğünüz an mermiyi yersiniz.
Ortadoğu burası.
Girersin çıkamazsın.
Koca Amerika demokrasi ve kimyasal Ali dümeniyle bir haftada girdi.Bilemedin iki haftada.
10 yıl sonra koşar adım kaçtı.Ardından harap olmuş bir Bağdat bıraktı.

Yani şu ; Ortadoğu’ya pek bulaşmayacaksın.
Çok dikkatli , mesafeli olacaksın.
Oyun kurucu  olacağız , abilik yapacağız vs boş işler.
Peki Ne oldu ?
Esad kırk yılın kurnazı ,  senin “tatlı dili”nin altındaki zehiri görünce çark etti.Tatili vizeyi iptal etti.
Arkasında Rusya var , Çin var.İyi kötü desteği var.
Halkının önemli bir bölümü de arkasında (Siz ne derseniz deyin bu böyle)

Saddam kötüydü(ki öyleydi) Peki ,
Yüzbinlerce  Iraklı öldürüldü ve devam ediyor.İşkence , tecavüz , kolayca yazıyor klavye bu sözcükleri ama bunlardan biri başımıza gelse bütün dünyamız yıkılır.
Flim izler gibi izliyoruz hergün.Yapacak bi şey yok , hayat devam ediyor değil mi ?
Pazar yerinde bombalar patlıyor.
Okulda , camide , kilisede .
Bu nasıl savaş ?
Nasıl bir adalet anlayışı ,  nasıl savaş hukuku ?
Bildiğimiz bütün değerler , kurallar , gelenekler  hepsi çöpte.
Libya’ya bakın.Kaddafiyi tekme tokat öldürttüler.Tekme tokat.
Şimdi bin parça Libya.Ömer Muhtar’ın kemikleri sızlıyordur.
Orada da kim kimi kimin için vuruyor belli değil.
Bütün bunlardan sonra sen diyorsun ki Esad’a ” bırak git ”
Gitmezsen ben yapacağımı bilirim.
Sonra ne oldu ?
Esad doğal olarak sizi ve arkanızdakileri dinlemedi.
Siz ne yaptınız ?
Komşu bir ülkede silahlı isyan başlattınız.
Türkiyeyi Suriye’deki içsavaş için “Militan üs” yaptınız.
Dünyanın her yerinden katil sürüleri akbabalar gibi hücum etti Suriye’ye.
Sahi , defalarca İstanbul’un yıldızlı otellerinde toplantı yapan “Suriye muhalefeti ” ne yapıyor şimdi ?
Efendim zalim ESED’ten kaçanlara kucak açmışlar.
Ne yapsınlar mış.Bu insanlara kucak açmak büyük erdem miş.
Sayısını bile tam olarak bilmediğiniz o Suriyeli göçmenlerin ahı yakacak sizi.
Bütün şehirlerin sokaklarında onlar var.Şimdilik dileniyorlar.Yarın çaresizlikten başka yollara yönelecekler.
Televizyona her çıktığınızda hep aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz “Biz Esed’in zulmünden kurtardık bu insanları”
Suç bastırıyorsunuz aslında.Size oy verenler de görüyor şehirlerin kaldırımlarında yaşanan dramı.
Bu kadar rezillik yetmemiş gibi şimdi de eğit-donat diye bir şey çıkardınız.
Neymiş ? Amerika’yla beraber ılımlı muhalifleri Kırşehirde toplayacak , eğitecek Suriye’de savaştıracaklarmış.
Kulağınıza belki küpe olur diye yazalım ; Paralı askerle  özgürlük savaşı olmaz.Parayla olsa olsa kiralık katil olunur.
Gelinen nokta şu;
Esad gitmedi.Gidecek gibi görünmüyor.
Suriye – Irak   selefi cinayet şebeklerinin atış- eğtim -cinayet alanı haline geldi.
Artık Suriyede , Irakta her türlü cinayeti işleyecek , adı sanı belli olmayan binlerce “Hayalet” eylemci var.
Bu tablo sizin açınızdan başarıysa kutlu olsun.
Ancak,
Geçtiğimiz  hafta bir hikayenin sonu geldi.
Paris’in göbeğinde bir katliam gerçekleşti.
Suriye’ye “özgürlük” getirecek çete artıkları artık batıda da vurmaya başladı.
Kimin canı yanacak , nerede katliam olacak bilmiyoruz.
Veba gibi bütün dünyaya yayılan bir bela ile karşı karşıyayız.
Yine aynı yüzler , aynı işaret parmakları , aynı metalik sesler çıkmış aynı ekranlara , en ufak utanma duymada lafı dönüp dolaştırıp şöyle diyorlar
“Efendim bu öfkenin , bu radikalleşmenin  altındaki , arkasındaki , gerisindeki SOSYOLOJİ’yi anlamak lazım”
Sosyoloji mi ? O da ne ?

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler