Ülkemizde muhalefet deyince../ Nizam Sucu



Ülkemizde muhalefet deyince

Muhalefet deyince iktidarda olanın keyfı veya yanlış yaptığını düşünülen girişimlerinin, kararlarının ve söylemlerinin, başta ana muhalefet partisi olmak üzere çeşitli kesim ve katmanlardan temsilci ve kişilerin eleştirmesini ve karşı söylem ileri sürmelerini anlıyorum.

Bence, muhalefetin kaliteside ülkenin eğitim ve demokrasiyi özümseme seviyesine ve aynı parelelde iktidarında gelecekle ilgili planlarını açıklarken, tasarruflarını gerçekleştirirken ve hatta muhalefete değer ve cevap verirken takındığı tavıra bağlıdır.

Türkiyede iktidarı ve marifetlerini hedef alan, eleştiren başta ana muhalefet olmak üzere çeşitli muhalefet odaklarına bir bakarsak, her odağın tepkilerinin, sosyal ve ekonomik beklentilerine gore dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan bir uslüba sahip olduğunu,çeşitlilik gösterdiğini görürüz. Iktidarın, yani tek adamın muhalefete önemsemeyen, acımasız tavrı ise işin cabası.

Ülkenin hızla değişen ve değiştirilen gündemi ise muhalefet eden her kesimi elini çabuk tutmaya zorluyor. Konuyu yakaladın ve kısa sürede muhalefeti yaptın, yaptın , yoksa tren kaçtı. Önemli bir oy potansiyeline sahip ama balık hafızalı kesim ve yandaş medya başka bir konuyla iştigale başlamıştır bile. Yani muhalefet etmek her haliyle zor zanaat bu memlekette.

Daha dün gündemde kızlı, erkekli öğrenci evleri vardı. Başta ana muhalefet partisi onlarca muhalefet odağı başka can alıcı konu yokmuş gibi bu konuda ver yansın ediyordu. Al bu gün de, dershanelerin kapatılması gündeme geldi ve konuyla duygusal bağlı, başta duygusal lideri olmak üzere cemaatçiler, bu konuyla ilgili herkes demediğini bırakmıyor. Cemaat muhalefet ederken, tek adamın ne firavunluğu kaldı ne Nemrutluğu. Cenneti garantileyen cemaatçiler AKP lilerin cennetin kapısını kaparak kendilerini içeri sokmayacağını bile ileri sürdüler. Maddi çıkarın ‘kutsal’ ittifakları nasıl bozacağını bu ‘kaliteli’ muhalefette alenen gördük.

Türkiyede muhalefete biraz daha göz gezdirelim.
Örneğin, herkes ana muhalefet partisinin yetersizliğini öne sürüyor. Sosyal demokrat ana muhalefet Türkiyede iktidar olmanın onlar için nasıl bir ateşten gömlek olduğunun farkında. Bu sistemde iktidara geldiklerinde şimdiki iktidardan farklı davramayacaklarını, büyük sermaye sahipleriyle iyi geçinmek, sömürüye göz yummak zorunda olacaklarını çok iyi biliyorlar. İktidara geldiklerinde yapacakları sınırlı olacağından muhalefetleride sınırlı ve yetersiz kalıyor. Manevra alanları dar ve temsil ettiklerini söyledikleri ezilen kesime ekonomık ve özgürlükler bakımından verebilecekleri pek bir şey yok. Kuzu kuzu muhalefet etmek işlerine geliyor.
Ne yapacaklar yani? Ülkeye sosyalizmmi getirecekler? Yoksa diyaneti kaldırıp gerçek laiklik yolunda adım atabilecekler? Onlar Amerikaya zarf atıp ‘AKP yi alma bizi al’ derdindeler, baksanıza Kılıçdaroğlu’nun Amerikan ziyaretçilerinde artış var.

MHPnin muhalefeti ise AKPnin konjonktür gereği attığı adımları bile eleştirirken zavallı kalıyor. Örneğin, AKPnin zaten gönülsüz olarak demokrasi ve Kürt sorununda yaptığı sözde açılımları eleştirirken bağırıp, çığırıp hamasi söylemler dışına çıkamadılar.Kaldıki çıkıpda ne söyleyecekler, lafı geveleyip çözümsüzlüğün dibine vuruyorlar. Milliyetçilik çıkmazında duvara toslayıp duruyorlar.

BDP ise sanki tek başına kurtuluş olabilecekmiş gibi muhalefet ederken kendilerini Kürt sorunuyla sınırlamışlar. Sen ülkenin gerçek kurtuluşu olacak gerçek ileri demokrasi yolunda atılan adımlardan, ‘aman Kürt açılımı yaptığını ileri süren iktidarla aramız bozulmasın’ diye kendini ve kitleni uzak tutacaksın sonra yeterli muhalefet yapıyorum diyeceksin. Son yılların en güzel muhalefeti olan Gezi hareketine de katılmadılar ve sonra tabanlarından Gezi eylemine katılım ve eleştiriyi görünce yarım yamalak öz eleştiri yaptılar.

Ulusalcılar ise MHP den pek farklı değiller. Ulusal derken hangi ulusu kastediyorsunuz sorusunu cevaplarken sadece Türk ve kendini Türk hissedenler derken, muhalefetleride Türk Milliyeçiliğinin açmazında tıkanıp kalıyor. Sanki onlar ülkenin sahibi ve herkes Türk olmak zorunda . Tarih boyunca ülkeyi batağa, kıyımlara sürükleyen kafatasçılığın yaptıklarından hiçmi ders almıyorlar. Turancı Enverin Sarıkamışları, Tunç el kanunuyla yürütülen Dersim Kürt – Alevi kıyımı, 1955 Istanbulundaki Rum ve azınlıklara saldırılar, Sivas, Maraş, Çorum, Gazi katliamları milliyetçilik ileri sürülerek oluşturulmadımı? Ülkemizin renklerini yok sayıp, gök kuşağını tek renk gören bu kesim muhalefette milliyetçilikten medet umup ne yazıkki ümmetçi AKPden bile geriye düşüyor.

Devrimci ve solcu parti ve grupların muhalefeti de yetersiz kalıyor. Gördüğümüz kadarıyla, bazan legal muhalefet yapmanın zorlukları ki iktidarın sol harekete baskı ve işkenceleri sistemli bir şekilde artıyor, bazende teorinin geri kalması, ayrıca yeni bir şeyler söyleyip, yeni yöntemler üretme kabızlığı, demokratik hareketlerin içinde yer alırlarken, illede ben doğruyum beni takip edeceksiniz dayatmaları gibi nedenlerle solun muhalefeti etkisiz kalıyor, yığınları kucaklayamıyorlar. Bir buzdağı anlayışıyla örgütlenemeyen sol hareket yiğitlerini ve liderlerini kısa sürede kaptırıyor, muhalefetin yetersizliğine çare bulamıyorlarki yığınları yanına alıp iktidara yürüyebilsinler.

Tüm bu muhalefet gurupları bir yana, günümüzde ve ülkemizde en etkili muhalefet, ülkelerinin gerçek sahibi, her ulustan ezilenlerin sağ duyusuna dayanan ve halkın bağrından çıkan, ses çıkaran ama kendiliğinden oluştuğu için örgütsüz ve kalıcı olamayan Gezi tipi, Wall street tipi, Tekel işçileri tipi toplumsal muhalefetlerdir.

Halkın nabzını elinde tutabilen, bu ses çıkaran, mıhına vuran, doğaya, özgürlüklere sahip çıkan bu muhalefetleri gerektiği gibi örgütleyip, gerçekten ileri demokrasi hedefine kalıcı olarak kilitleyebilen bir oluşum mutlaka gerçekleşecektir. Bizde bunu gerşekleştirecek potansiyel var.

Gericiliği ve baskıcı yöntemleri dayatan egemen sınıflar ve temsilcisi Tayyip bu potansiyelin farkındalar. Bu yüzden tek adamın eli ayağına karışıyor. Eski diktatörleri örnek alıp azametli, göz boyayacak, olimpiyatları almak, Çamlıcaya cami yapmak, ağaçlara kıyıp boğaza köprü kurmak, emniyeti tam sağlamadan Marmaray açmak gibi flaş girişimlerin desteğiyle tek adamlığını sağlamlaştırıp bir an once diktaya adım atmak istiyor. Bu olmayınca basıyor küfrü, sopayı. Bakanlara tokat, sanatçılara ulan, gırla gidiyor…

Aslında korkuyor…Korkanlar gücün arkasına saklanır. Ama korkunun ecele faydası yok, pasta küçüldükçe cemaatla bile ittifakı bozulanların sonu yakındır.
Haydi, yeni ve doğru muhalefet yöntemleriyle örgütlenmeye.

Benzer Yazılar

İki dilek tutum..Tuttu..Teşekkürler dünya / Ruhi Uzunhasanoğlu

Bugüne iki dilek tut… ” Ve çok uzak, Çok uzaklardaki istanbul limanında, Gecenin bu geç vakitlerinde, … Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları: Hürriyet ve ümit, Su ve rüzgârdılar “ Şimdi çok uzaklarda, Taa hindistanda, Bir laz uşağı tek başına. Bugün saat 16:30 da Bengaluru Asya kupası yarı final maçına çıkacak.İlk maç deplasmanda...

Kanser hastalığı için farkındalık yazısı…/ Ruhi Uzunhasanoğlu

Ne diyorum Yavuz ( Bingöl ) biliyormusun , Kocamustafapaşa’da öğrenci evinde bizim Muhsinle ( Kızılkaya ) kızartılmış patatese yumurta kırardık , yanında akşama kadar tok tutsun diye iki ekmek.İTü’de güzel insanlarla tanışmıştım , onlar başka dünyalar , hayaller peşinden gittiler , çok dert , çok tasa çektiler.Muhsin ne yaptı ne etti VEKİL oldu , bende...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler