Vallahi darbeyi savunmuyorum / Akın OLGUN



 

mursiAKIN OLGUN/ BirGün

Böyle başlıyor artık analizler. Bir meselenin alt metinlerini değerlendirip sonuç çıkarmaya kalkarsanız, hemen karşınızdan bir ses yükseliyor “önce darbeye karşıyım de.” Kürt meselesine dair bir çözümleme yapmaya başlayacaksınız, aynı ses yükseliyor karşınızdan “önce PKK terör örgütüdür de.” Eğer düşüncenin bilimsel onurunu korumaya çalışıyorsanız yine aynı ses “hadi hadi darbe olacak diye çok sevindiniz içinizden ama olmadı diye üzülüyorsunuz” (sırıtma var mimikte)

Niyetinizi önceden bilen bir müneccimlikle kesiyorlar dilinizi.

Her toplumsal isyanı bir devrim sanan ve ona bir renk bularak yorumlayan tespit hokkabazları, her şeyin içini boşattıkları için tutunamıyor bu çıkışların karşısında. Devrim kavramının içini otla doldurup, sistemin alt üst oluşunu kotarmak ve tüm çürümüş kurumları ayakta tutmanın yolu olarak renkli sıfatlar takmak, rüzgârlara göre sağ’a, sol’a savrulmayı kaçınılmaz kılıyor. Vallahi ben darbeye karşıyım diyerek söze, yazıya başlamaları bu savruluşların yansıması sadece.

Konumuza dönersek;

“Taksim bir darbe provasıydı” diyerek söze başlayan köpürme, toplumsal olayları yorumlama kabiliyetlerini ve çaplarını ele veriyor. Tarihsel ve siyasal bilincin üzerinde tepindikçe gerçeği toprağa gömeceklerini ve üzerine kendi yazdıkları tarihi dikeceklerini sanan bir ahmaklık, yürü ya kulum hoppalığı ile koşuşturuyor.

Açıkça nefret ediyorlar kendileri gibi konuşmayan, yazmayan, yorumlamayan herkesten. Paranoyak yorumları analiz diye yedirmeye kalkıyorlar bu yüzden. Bu paranoya herkesi gruplandırıyor ve herkesi “düşman” çeperine sokarak genişliyor. Siyaset de ona paralel olarak daha baskıcılaşıyor ve daha tutuculaşıyor.

İlk fırsatını bulduklarında bir kaşık suda boğmanın parmak hesabını yapıyorlar. Şu gitti, şunu hallettik, bu kaldı, bu biraz daha zıplarsa hallederiz, öbürü vitrinde kalsın ama sonra hallederiz, ha şu bizim yanımızdaymış gibi yapıyor ama yemezler onun da sırası gelecek…

Entelektüel dünyayı nasıl mayalayıp nasıl cacık yaparız derdi ile didişip duruyorlar. Ve daha kötüsü bunun olabileceğine hala inanıyorlar.

Mursi ile duygusal ve ideolojik yakınlıkları var ama aynı zamanda cuntalarla da ideolojik ve duygusal yakınlıkları var. 12 Eylül cuntasının tüm anayasal vesayetini bu yüzden reddetmiyor, işlerine yarayanları koruyup kolluyor, yaramayanları büyük “demokrasi adımları” diyerek propaganda olarak kullanıyorlar. (tıpkı Mursi gibi) Birileri YÖK mü diyor, duymamazlıktan geliyorlar, birileri seçim barajı mı diyor tınlamıyorlar. Roboski mi? Cızzzz, siyasi linç operasyonlarımı? Tıssss… Cuntacıların kullandığı tüm propaganda yöntemlerini, gezi direnişi ile başlayan süreçte bir ay içinde yapıp tükettiler… Hem de cuntacıların propaganda seviyesini aratacak şekilde. Meğer ne kadar hünerliymişler. Ne kadar iştahlı bir istek taşıyorlarmış bunun için.

Ahmet Hakan’ın dediği gibi meydanlardan darbe çığırtkanlığı bekliyorlardı olmadı. İçlerinde kocaman bir boşluk oluştu.

Bir Başbakan’ın Dolmabahçe çalışma ofisinden iskeleyi röntgenleyip “bu ne haldir yahu” diyerek ahlak, namus, iffet çıkışları yapmasına “Başbakan sizin işiniz gücünüz yok iskele mi röntgenleyip siyaset mi belirliyorsunuz, asıl ayıp bu değil mi?” sorusunu sormak sanırım cesaret ister ki o da onlarda gram yok. Bunu bile soramayan Mısır’ı nasıl anlasın? Darbe oldu gerisi tıraşş diyecek elbette.

2 Temmuz Sivas katliamının yıldönümüne dair tek bir söz duydunuz mu iktidardan ve ahalisinden? Başbakan’ın ofisinden göze görünmüyor, duyulmuyor mu Sivas’tan yükselen çığlıklar.

“Başörtülü kadına saldırdılar, dövdüler, üzerine pislediler” diyerek günlerdir aşağıya seslenen Başbakan’ın sesi ne kadarda benziyor madımak’ı tutuşturanların sesine.

Oysa biz başörtülü bir kadına böyle bir faşist saldırı yapılmışsa bulun o faşistleri ve hesap sorun diye bağırıyoruz. Aramızdaki fark bu kadar büyük…

Balçicek İlter’in kişisel iknası ile tüm kamuoyunu yönetmeye kalkmak olacak iş değil lakin “bal gibi olur” diyorlar yine.

Gazetecilere “bizim çocuklar” diye bakan kafa, elbette ki “bal gibi olur” diyecek…

İktidarın muhafazakâr mühendisliği için sürekli kurban verenler, ortalıkta başı alınacak kurban kalmayınca ne yapacaklar?

Kendi aralarından seçip sunacakları kurbanlara şimdiden kolay gelsin.

Benzer Yazılar

En güzel Beşiktaşın çocukları sever / Bulut Küçükartal

Bugün hayatta olan milyonlarca insan potakalda witamin bile değilken , biz katranla 32 evlerin duvarına BJK yazmıştık.O öyle bir yazıydı ki , 2 askeri darbe , 1 Turgut Özal vs silemedi.Baktılar olmuyor lojmanları BJK yazan duvarla birlikte komple yıktılar. Siz bilmezsiniz ! İtalya fatihi kaleci Sabriyi.… Ahmet II , Nico,Zekeriya,Sanlı kaptanı. Vedat,Yusuf,Kör Tuğrul’u. Ben neden...

Misak Tunçboyacı /Çürümeden Önceki Son Çıkış

“Görmüyor Muyuz, Bocalıyor insan, aranıyor hep, Yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi.” Titus Lucretius Carus   Gidişata dair bir portreyi oluşturabilmek, esas resmin detaylarına vakıf olmak ve bu bahisleri genellendirmelerin sığ sularında dolaşmadan bütünleştirebilmek, hakkaniyeti hatırlayabilmek haddizatında önemli sorunlarımızdandır. Olan biten her şey, bugünün sınırlarını zapt ederken, dönüştürmeyi aralıksız sürdürürken, erk nizamının gerçekliği sıradan için...
Makale'ye Yorum Yapın

ANA KATEGORİLER

Yazarlar

Yazarlar

Son Yorumlar

    Arşivler